TÜSİAD dezenflasyon politikalarında mola istiyor



Büyük sanayici ve işadamları örgütü, TÜSİAD, dezenflasyon d a belirli bir eşiğin asılmasıyla, büyüme ve enflasyon arasında bir tercih aşamasına gelindiğini, önceliğin yüksek büyümeye verilerek, anti-enflasyon politikalarına bir süre ara verilmesini istemektedir. Yüksek büyüme temposunun sürdürülebilmesi için de para politikasının gevşetilerek, faiz oranlarının düşürülmesi önerilmektedir.


Görüldüğü gibi, bu öneriler mevcut politikalardan önemli bir sapmayı işaret etmektedir. Yoğun siyasi gündem nedeniyle dikkatlerden kaçan TUSİAD’ın ekonomik değerlendirme raporu birçok açıdan ilginç saptamalar içermektedir. Üç nokta öne çıkmaktadır. Öncelikle, TUSİAD’a göre, 2002-2007 dönemi ekonomik performansı, ekonomi yönetiminin, do-layısyla AKP iktidarının bir becerisinin sonucu değildir. Makroekonomik istikrar sayesinde elde edilen bu kolay başarı dönemin doğal sınırlarına ulaşılmıştır. AKP’nin bu konuda yönetim becerisinin olup olmadığı, bundan sonra, yavaşlayan küresel ekonomi ortamında daha iyi anlaşılacaktır.


İkinci olarak, dezenflasyon süreci, Türk Lirasının değerlenme süreci ile paralel seyretmiştir. Ancak Türk lirasında değerlenmeye dayalı bir dezenflasyon politikasının da sonuna gelinmiştir. Nihayet, uygulanan politikalar ekonomik yapıyı değiştirmiş, ancak uygulanan politikalarda gerekli değişikler yapılmamıştır.


Onca yıldır uygulanan neoliberal politikaların Türk ekonomisini getirdiği noktayı, TUSİAD şu şekilde resmetmektedir: “ekonomik yapı düşük teknoloji alanlarından yüksek teknoloji alanına geçememiş, üretimin ithal aramalı ve sermaye malına bağımlı yapısı değiştirilememiş ve cari açık kronik bir sorun haline gelmiştir”. Bugüne kadar izlenen neoliberal politikaları değerlendirip eleştiren birçok sol iktisatçı, buna benzer saptamaları, tekrar tekrar ortaya koymuşlardı. Neoliberal politikaların en önemli destekçisi olan TUSİAD’ın, geç de olsa bu sonuca ulaşması son derece önemlidir.


Bu yapıyı değiştirmek için, TUSİAD sektör stratejilerinin benimsenmesini ve rekabet avantajı olan sektörlerde yatırımların teşvik edilmesini önermektedir. Üretim yapısındaki bu dönüşüm ile ekonomi daha rekabetçi hale gelecek, böylece dış ticaret açığı ve bunun yol açtığı cari işlemler açığı sorunu hafifleyecektir.


Ekonomik dengelerin, değişen küresel koşullara ve ekonomik yapıya göre yeniden tesis edilmesi için, ” makro ve mikro yapısal reform’ atağı başlatılması istenmektedir. Ne var ki, TUSAİD bu konuda pek yeni bir şey söylememektedir. Son yirmi yılda her niyet mektubuna, her hükümet programına giren öneriler yinelenmektedir : kayıtdışı ile mücadele, basit, adil, etkin ve tabana yayılmış bir vergi sistemi, caydırıcı vergi cezaları, kapsamlı özelleştirmeler, finansal sistemdeki denetim ve gözetim etkinliğinin artırılması, enerji, ulaştırma ve telekominikasyon sektörlerinde libera-lizasyon sürecinin hızlandırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi, tarıma devlet müdahalesinin azaltılması vb.


Bu önlemlerle, Türkiye’nin düşük teknolojili üretim yapısının nasıl dönüşeceği, salt ihracatı artırma stratejisi ile, uluslararası işbölümündeki konumunun nasıl değişeceği pek açık değildir.

BİZİ TAKİP EDİN

360,157BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,247TakipçiTakip Et
7,974AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL