Bir sayfamızı birlikte yapalım dedik. Hikâyenizi anlatın çoğalalım istedik… Seslerimiz birbirine karışsın, umudumuz da isyanımız da birleşsin diye bekledik. Gecenin bir vaktinde maillerin başına geçip nasıl yazdınız uzun uzun… #HikayeniAnlatBirGünYazsın etiketine yüzlerce tweet attınız.

@sevimufuk2004: Beni taciz eden herifi Şişli’nin ortasında uzun topuklu çizmelerimle çok fena dövmüştüm.

@sistrahelena: Kadın olmak zor onu zaten hepimiz biliyoruz. Maalesef ‘bu ülkede kadın olmak zor’ artık klişe bir cümle, bir de hooseksüel bir kadın olmak var ki kendini gizlemek de açık açık yaşamak da işkenceye dönüşebiliyor… 

@akyolsezgi: Yıllardan bir gün sokak ortasında güpegündüz bir adam peşime takıldı. Esnafa sığınmış idim. Hiç unutamam korkumu. Yine hiç unutamam milyonlarcamızın bir dolu benzer hikâyesinin olduğunu… Buralardan dayanıştığımızı kız kardeşlik yaptığımızı.

@eylembilim: Toplum bizi babamızdan başka kimseye güvenmemeye ikna etmişken, olaylar da pek öyle gelişmemişken, hayatın olağan akışında gördüm ki; kadın kadının yurdudur. Her gün umudumu yeşerten, asla yalnız yürümeyeceğimi her gün hatırlatan kadınlara binlerce selam.

@Karatasneslihan: 3 yıl önce bir akşam vakti beni takip eden adamı kendimden uzaklaştırmak için yalandan babamla konuşma numarası yapmak durumunda kalmıştım. Hiç unutmam siz de yaşadığınız bu anları hiç unutmayın!

@akile3692: İstanbul’dan Nevşehir’e gece yolcuğu esnasında ön koltuktaki adamın eli göbeğimde uyandım sonrası can ihraç kafasındaki saçlarını yoldum bir güzel. Sonrası mı? O günden sonra hiç tek başıma otobüse binemiyorum.

@kaygilarkadini: Her zaman sırtımı dikleştiren, içimi kocaman bir güvenle dolduran, “Hele bir cesaret etsin, yığarım mor çeteyi buraya!” dedirten, bana ilaç olan herkes, umarım size bunu yaşatabiliyorumdur. Sizi seviyorum, yalnız değiliz

@Fridanin_kizi: İki gün önce kulaklıkla dinlediğim müziğe otobüs beklerken tempo tuttuğum için ahlâksızlıkla suçlandım. “Benim gibi kadın olmaz olsun”muş. Çalıştığım spor salonunda tacize uğramış; bütün arkadaşlarım susmamı söylerken adamın bir sonra ki gelişinde koşu bandını çok hızlandırıp, düşmesini sağlamış, düştüğü zaman da bağıra bağıra tacizci bir sapık olduğunu haykırmıştım.

@semtinpirawesi: 7 Mart’ta şiddet görüp ertesi gün o yüzü fondötenle kapatıp şiddet gördüğüm sözüm ona sosyalist sendikacı adamla aynı sahada karanfil dağıttım… Ne kendimi, ne de kurumlarda-STK’larda şiddeti bilen teshir etmeyen koruyan hiç kimseyi affetmeyeceğim

@AradaSapiens: Yaklaşık 4 sene önce erkek arkadaşımla oturduğumuz parka bir adam ve kadın geldi, adam kadına küfürler etmeye, dövmeye başladı. Ben, ne yapıyorsun sen diye bağırmaya başlayınca erkek arkadaşım ağzımı kapayıp beni oradan uzaklaştırmaya çalıştı.  Ben direnmeye devam edince beni kucaklayarak yan sokağa götürebildi. Ben orda çırpınırken koşarak aşağıya gittiğini gördüm hemen koştum buldum onu bir arabanın arkasına saklanmış ağlıyordu. Sigaranız var mı diye sordu, verdik sonra da hikâyesini anlattı. 16 yaşındaymış, babası evlendirmiş zorla hamileymiş 2 aylık, kocası da böyle biriymiş. Ben ona numaramı verdim istediğin zaman ara yanındayım dedim. Sadece bir kere aradı teşekkür etmek için bir daha da aramadı. Ben onu hiç unutmadım, sen de unutma! 

@suleicinadalet:

@oraletkafaa: Annem bana hamileyken memlekette değil Rize’deymiş. Cinsiyetimi öğrendiğinde korkudan memlekettekilere söyleyememiş. Ben doğduktan sonra cinsiyetimin kız olduğunu öğrenmişler. Bugün kendi hikâyemizi korkmadan kendimiz yazabilmek için mücadele ediyoruz.

@MelodyBerfu: Yaşadığı psikolojik, fiziksel ve cinsel saldırılardan sonra hala ayakta kalan dünyayı değiştireceğine inanan kadınım ben, inat olarak

@endipteyiz: Dünyanın neresinde olursan ol kadın olmak hayata 1-0 yenik başlamaktı ve biz hepimiz tüm kadınlar bunun farkındaydık. Ayrıştığımız nokta ise kimimiz bu skoru sonuç kabul edip boyun eğdi kimimiz ise aradaki farkı kapatmak için direndi. Mağlubiyeti kabul etmekte, kabul etmeyip direnmekte yorucuydu. Tek tesellimiz ise kadın olmaktı

@hazal3435: 9 yaşında komsumuzun oğlu olan, abi dediğim adam tarafından taciz edildim kimseye bir şey diyemedim ilk kez burada yazıyorum. Görün bak ne kadar zaman geçmiş olursa olsun unutulmuyor iyi hal indirimi istemiyoruz…

@meliisbasaran: 6 yaşındayken su istemek için girdiğim eczanedeki eczacı tarafından taciz edilmiştim. Korkmadım, utanmadım, asla utanmayacağım.

Nurgül Purtuloğlu: Kalemi elimden hiç bırakmadım

21 yaşında üniversite eğitimim devam ederken evlendim ve 22 yaşında anne oldum. Olması gerektiği gibi 4. yılda mezun olamadım ve okulum uzadı. O sene hamileliğimin 8. ayındayken her gün iki vasıta değiştirip, ağustos sıcağında etrafta “ karnı burnunda ne yapıyor burada, ay inşallah dersin ortasında doğurmaz” diyenlere rağmen yaz okuluna gittim. İki dersimi de verdim. Evet yine de mezun olmama yetmedi, ama bir adım daha yaklaştığımı biliyordum. Küçücük bir bebek, geçmem gereken dersler ve halletmem gereken ev işleri ile kısır bir döngüye girmiştim.“ Okulu dondur, çocuk biraz büyüdüğünde devam edersin. Sen en iyisi okulu açık öğretime çevir” diyenleri dinlemedim! Lohusalık dönemindeyken bazen ağlayarak bazen sinirden gülerek kucağımda bebeğimle o masanın başına geçtim ve ders çalıştım. “Rapor al, özür sınavına girersin o güne de bebeğe bakacak birini bulursun” diyenleri dinlemedim. Kucağım da bebeğimle sınava gittim. Sınavı yokken, dinlenme imkânı varken sabahın sekizinde okula gelen arkadaşım, bebeğim ağlarken onu susturabilmek için etrafında dönen hiç tanımadığım bir sürü genç kadın! Bana yalnız olmadığımı hatırlattılar. Şu an üniversiteden mezun oldum. Her gün yeni bir şey öğrenmeye devam ediyorum. Biliyorum ki hayalini kurduğum yere geleceğim… Şu an bu yazıyı yazarken bile ağladığı için oğlum kucağımda. Kalemi almaya, kâğıdı yırtmaya çalışıyor. Ama ben durmuyorum. O günlerde de durmadım. Kalemi elimden hiç bırakmadım. Hayatımın sonuna kadar da durmadan devam edeceğim. Her koşulda güçlü olabilen, asla pes etmeyen kadınların var olduğunu görerek büyüyor oğlum…

Derya Akay: Küçük bir kız çocuğunun evlendirileceğini duydum

1983 İstanbul doğumluyum. Hayatın insanlara ne sunacağını bilemediğimiz gibi bende bilmiyordum. Eğitimime ara vermiştim. uzun bir zaman sonra bir inanç ile birlikte sınava girip, üniversiteyi kazandım ve Harran Üniversitesi’ne gittim. Orda farklı bir hayat gördüm. Kadınların sessiz kaldığını, haklarını savunamadıklarını, üniversite okumasına rağmen kızların aileleri karşısında söz sahibi olmadıklarını… Bir gün küçük bir kız çocuğunu evlendireceklerini duydum hiç boş durmadım hemen şikâyet ettim küçük bir çocuğun hayatının değişmesine vesile oldum sonra öğretmen bir arkadaşım ile kızın ailesini ziyaret ettim ailesini ikna ederek okuluna devam etmesini sağladık şuan lise son öğrencisi bir kadının bir kadına yapabileceği en güzel dokunuş bu olması gerek.

Reyhan Sanal: Yaşadığınız her gün kutlu olsun…

Büyük kızım şeker hastası olduğunda 4.5 yaşındaydı. Bu olaydan sonra eşimin evdeki sözel şiddeti giderek daha da arttı. Ben ise çocuklarımın doğumundan sonra işi bırakmış, onlara bakıyordum. Eşimin aşağılamaları, taciz dolu alkollü geceleri sonucunda yaşam iyice çekilmez geldi, boşanmak istedim. Doktor olan eşim, beni sahte deli raporu alarak deli hastanesine kapattırmakla, çocuklarımın yüzünü bir daha göstermemekle tehdit etti, yani üzerimdeki iktidarını kaybetmek, boşanmak istemiyordu. Psikiyatrım, öyle kolay kolay deli raporu alınmayacağını, gerekirse mahkemede kendisinin şahitlik edeceğini, benim depresyonda olduğumu, tedavi edilmem gerektiğini, tedavi olana kadar boşanmayı ertelememi, ayrı yaşamayı önerdiğini söyledi. Tedavim bittiğinde boşanmayı daha çok istiyordum… Artık iş bakıyor, eskisi gibi korkmuyordum. Ayrıca eskisi gibi “ezik” olmayan, güçlenmiş halimden hiç hoşnut değildi. Nitekim sonunda bana ‘ben böyle bir kadınla evli kalmak istemiyorum’ diyerek boşanma isteğimi kabul ettiğini söyledi. Tabii ki şartları vardı, boşanmayı ben istediğim için, hiç bir şey vermeyecekti. İnsan sadece fiziksel olarak dövülmüyor, sözle de dövülebiliyor. Boşanmak istediğim için ailem de bana sırtını dönmüştü. Bir kadın nasıl tek başına erkeksiz yaşam sürdürülebilir olanlar için damatları benim onurumdan daha kıymetliydi. Boşandığımda, bir elimde 5,5 yaşında şeker hastası kızım, diğer kucağımda 2 yaşında kızım işsiz, güçsüz, anasız, babasız ama özgür ve umutla yola çıktım.30 yaşındaydım. Bugün kızlarım 28 ve 24 yaşında kendi hayatlarını süren, üreten en önemlisi iyi yürekli, güçlü iki genç kadın. Psikiyatrım olmasa bugünlere ben gelemezdim. Ama yürüdüğüm yaşam yolunda biliyorum ki tanıdığım tanımadığım hemen her kadının içinde benden onlarca kat fazlası güç var. Şahit oluyorum, hayran oluyorum. Yaşadığınız her gün kutlu olsun!

Ayşegül Yalvaç: Senin gibi kadınlarız

Doha’da Çevre Bakanlığı binasında kadın ve erkek asansörleri ayrıydı. Kadınlar asansörüne, yüzleri, gözlerini de kapatan şeffaf peçe ile örtülü, kara çarşaflı 3 kadın ile bindim. Farkında olmadan onlara çok fazla baktım sanırım. Aklımdan bir sürü şey geçiyordu o anda, Orta Doğu hakkında, Türkiye hakkında, cumhuriyet devrimleri hakkında. Kısacası başımızdan geçen ve kadınları ilgilendiren eden birçok şey hakkında. Bir anda içlerinden biri peçesini kaldırdı, bana baktı ve gülümsedi. Sanki ‘’biz de senin gibi insanlarız, senin gibi kadınlarız ama hayat burada böyle’’ dercesine. Kötü bir gülümseme değildi. Tatlı bir gülümsemeydi. O an rahatsız edecek şekilde baktığımı anladım. Onun da bu duruma, yabancılığımı ve merakımı olgunlukla karşılayan bir tepki olarak karşılık verdiğini, bu yüzden düşündüm. Muhtemelen benim de bir Orta Doğulu olduğumu düşünmedi. O an yabancılaşmak ya da yadırgamaktan ziyade, empatiye benzer ama tam olarak empati de olmayan ‘’belki bir gün’’ ile ‘’olabilirdi’’ arasında gidip gelmiş, karman çorman düşüncelerle gözlerimi onlara sabitlediğimi hiç bilemediği kesindi. Zaten gideceğim kata varmıştım artık. Gülümseyip çıktım…

Meral: Kendi ayakları üzerinde duran iki kadın

Şiddet, tehdit, psikolojik baskı ve tecavüz ile geçen bir ömrün ardından Antalya›nın nemli otogarında, onsuz ve umut dolu yaşama adımımı attım. 21 yıl alkolik bir adamla yaşanabilecek kötü hikâyeleri anlatmama gerek yok… 2015›in yazında ölümün kıyısından dönsem de yeni bir hayata yelken açtım. Antalya›da üniversite okuyan kızımın yanına yerleştim. Oradaki kadın dernekleri hem psikolojik hem hukuki destekte bulundular. Şimdi, o korkunç günlerden kurtulalı 3 yıl oldu. Kendi ayakları üzerinde duran iki kadın, mutlu bir hayat yaşıyoruz. İhtiyacım olan tek şeyin diğer kadınların gücünü hissetmek olduğunu anladım ve güçlüyüm.

Kadriye Kılıç: Hepimiz için yağacak bir yağmur var!

Doğduğum coğrafyanın bütün kıvrımlarını yüzünde taşıyan biriyim. Kaderimi kendim yazmak için emekleyerek yaşadığım bu hayatı, son günlerde yürümeye başladım. Çocukluğumda sattığım nanelerin kokusunu bugün hissediyorum. Sıradan bir kadınım… Öyle sıradan ki yanımdan geçseniz dönüp bakmazsınız. Ancak bana göre ben bir mucizeyim. Bana dayatılan her şeyden kurtulmak için mücadele veren bir mucize. Ben kendi denizimi böldüm. Yol açtım kendime. Bir gecede genç kız oldum… Bir gecede anne olacağım. Onlara göre dün çocukken koşup oynayabilirsin. Genç kız olduktan sonra bu mümkün değil. Bir gecede anne olursunuz ertesi gün bedeniniz hala aynı olsa da ruhunuz değişmelidir. Toplumun var ettiği kurallara göre yaşamalısınız. Genç kız gibi… Anne gibi… Evli bir kadın gibi… Ama asla bir insan gibi değil, asla olduğunuz gibi değil, olmanız gerektiği gibi. Ben tüm görünmeyen kurallara direndim. Kendimi tanıyarak yaşıyorum. Olmak istediğim gibi… Dediğim gibi sıradan bir kadınım. Benimki onlarca sıradan kadının olduğunu biliyorum. Kendi kurallarımı koymak için yaşıyorum. Ben güneşimi içimde saklıyorum. Bunca kötülük arasında adımlarımı özgür atıyorum. Hepimiz için yağacak bir yağmur var, açacak bir çiçek, yüzülecek bir deniz… Ben bu ülkenin bütün topraklarında varım, her gün herhangi bir sokakta, herhangi bir evde…