Üç dönemden fazla yayın yönetmeni olunmasın
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

AKP'nin kurucu üyelerinden Ayşe Böhürler, geçen hafta Yeni Şafak'taki köşesinde ilginç bir anısını aktardı. Partinin iktidardaki ilk yıllarında medyanın bir muhalefet partisi gibi davrandığını belirten Böhürler, "Daha özgürlükçü, objektif bakabilen, gerçeği manipülasyonsuz yansıtabilen bir gazete arayışımız vardı" sözleriyle kendi medyalarını kurma sürecinin ilk aşamasını anlattı. Böhürler'in yazdığına göre, ilk olarak Ahmet Altan'a teklif götüren AKP, "beni taşıyamazsınız" minvalinde bir cevap alınca, yine Ahmet Altan'ın önerdiği Alev Er, Star gazetesinin başına geçirilmiş. Star ve Alev Er projesi de uzun yürümemiş maalesef. Neyse ki, bugün gelinen noktada %100 isabetli atamalar yapılabildiğini görebiliyoruz. Bugünkü Star yayın yönetmeninin "bize niye reklam vermiyorlar?" isyanını saymazsak asayiş berkemal. Bununla birlikte medyadaki pek çok isim de eskidi. AKP'nin milletvekilliği için uygulayacağı üç dönemden fazla aday olmama kriterinin medyada da gözetilmesi gerek bence. Siyasetçiler değişiyor da, yayın yönetmenleri niye değişmesin? Bu haftaki Köşe Vuruşu'nda, bu değişime bir hizmetim geçsin diye, yeni dönemin yayın yönetmeni adayları için aranılacak nitelikler neler olmalı sorusunun cevabını arayacağım.

1-BİRAZ DA ELEŞTİRİ
Bu "kayıtsız şartsız biat" meselesinin bir inandırıcılık sorunu var. O yüzden yeni dönemin yayın yönetmenleri arada eleştirmeli. Bu konuda ölçü Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç olmalı. Bakın Bülent Arınç'a arada ağlıyor, tersten vuruyor, son dağa çıkma meselesinde olduğu gibi Başbakan kızınca geri adım atsa da hoş bir intiba bırakıyor, bir yumuşama havası yaratıyor. Yeni dönemin yayın yönetmenleri de bu küçük oyunları gözetmeli, ona göre atanmalı. Arada Başbakan tarafından azarlanmayan yayın yönetmeninin inandırıcılığı da azalır, sonra millet gerçeği sosyal medyada filan arar, neme lazım.

2-TEORİSYEN OLSUNLAR
İlk dönemki eski düzeni tasfiye ediyoruz misyonu için artık zemin yok. Tasfiye olan oldu zaten. Artık hocalık yapmak gerek. Tıpkı zamanında Ertuğrul Özkök'ün "sit-com" gazetecilik teorisi gibi yeni teoriler üreten yayın yönetmenleri lazım. Manipülasyon, subjektiflik ve yandaşlık gibi şeyler, adı zekice konulmuş bir teoriyle süslenirse, bayağı saygın bir konum edinilir. Zamanında denendi %100 çalışıyor.

3-HİKAYE YAZABİLSİNLER
Yeni dönemin yayın yönetmenlerinin biraz da hikâyeci olmalı. ODTÜ'de yaşanan son olaylarla ilgili yazılan hikâyeleri gördük. Yok, "fırlatılan uyduyu" protesto etmişler de, asıl şiddeti göstericiler polise uygulamış da vs. vs. Millet aptal değil böyle kötü yazılmış hikâyelere inanmıyor artık, sarakaya alıyor sonra sosyal medyada. Artık biraz daha iyi hikâyelere ihtiyaç var. Örneğin; "Özal, suikaste uğradı iddiası" için hâlâ iyi bir hikâye yazılamadı. Arada NTV, "telefonla arayarak Yazıcıoğlu'nun helikopterini düşüdürdü" gibi fiyasko hikâyelere imza atsalar da, Taraf gazetesinin genç kuşak yazarlarında bu hikâyeciliğin belirtilerini görüyorum. Bu arkadaşların samimi çabası gözden kaçmasın. Hem solla mücadele için de iyi bir tercih olabilir.

Görüldüğü üzere, zamanında oluşturulan medyanın da en azından inandırıcılık miâdı dolmak üzere. O yüzden iktidarın bir an önce, en azından kendi medyası için "üç dönemden fazla yayın yönetmeni" olmama ilkesini harekete geçirmesi lazım. Yoksa bu ODTÜ protestoları filan, millet bir şey oluyor zannedecek. Hem hikâyeciliği, hem de saygınlığı yüksek yeni kadrolar lazım. Heveslisi çok vardır; atlanmasın bu durum, atansınlar seçimler çok yaklaşmadan.