“Uçurulan” bir özel haberin hikâyesi: Aradığınız Habertürk’e ulaşılamıyor
Bülent Mumay Bülent Mumay

Geçen cumartesi günü (21 Ekim 2017) Habertürk gazetesinin ekonomi sayfasında, çok çarpıcı bir haber manşete taşınmıştı. Gazetenin başarılı finans muhabirlerinden Sefer Yüksel imzalı habere göre ABD, 6 Türk bankasına yüksek tutarda ceza kesmeye hazırlanıyordu. “İran sancısı” başlıklı manşette cezanın sebebi, bu bankaların ABD’nin İran’a yönelik ambargosunu ihlal olarak açıklanıyordu. Haberde belirtilmemişti ama meselenin, ABD’nin aynı gerekçeyle tutukladığı işadamı Rıza Sarraf, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve hakkında tutuklama kararı bulunan eski bakan Zafer Çağlayan ile bağlantılı olduğu açıktı.

ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372163-1.ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372162-1.

İsimsiz 6 bankaya ceza
Habertürk’ün özel haberinde, ceza alması beklenen 6 bankanın isimleri geçmiyordu. Ancak, ABD’nin Türk bankalarına yönelik soruşturmalarını anımsayanlar için sürpriz bir adım değildi. Geçen cumartesi Habertürk’te çıkan bu özel haberi, tam da bu nedenle pazar günkü BirGünTekBaşına’da değerlendirmiştim. 2014 yılında başlayan soruşturmaları ve ceza hazırlığını haberleştiren gazetecilerin, tetikçiler tarafından neredeyse vatan haini ilan edildiğini anımsatmıştım. Bazılarının, malum baskılar sonucu işlerini kaybettiklerine işaret etmiştim. Anımsayanlar olacaktır, yazımın başlığı da şöyleydi: “3 yıl önce yazanı kovdular, gerçek bugün ortaya çıktı.”

“Gücü” hâlâ “özgürlüğünde” mi?
Yazıdan sonra, Habertürk’te çıkan haberdeki bir detaya yeniden bakmak için www.haberturk.com’a girdim. Sefer Yüksel’in haberindeki sözcüklerle yaratılmış linki de (http://www.haberturk.com/abd-den-bankaralara-santaj-gibi-kiskac-1680939-ekonomi) buldum. Tıklayınca karşıma şu ekran görüntüsü çıktı: “Sayfa bulunamıyor.” Teknik bir sorun olabileceğini düşündüm, başka cihazlardan, başka tarayıcılarla denedim. Açılmayan tek haber buydu. Haber belli ki belli çevrelerin tepkisini çekmiş, apar topar internetten kaldırılmıştı. Logosunda “Gücü özgürlüğünde” diye sloganı bulunan Habertürk’ün gücü bu haberi arşivinde tutmaya yetmemişti belli ki.

Sabah: Karanlık 28 dakika
Başka gazetelerin okur temsilcileriyle polemiğe girmeyi pek seven Habertürk’ün yazarları, bu “uçan” haberle ilgili değerlendirme yaparlar mı bilinmez… Ama dün meseleye dair ilginç bir haber, Sabah gazetesinde “Karanlık 28 dakika” başlıklı bir haber yayınlandı. Oktay Özdabakoğlu’nun haberine göre, “asılsız ceza iddiasını” BDDK yalanlamıştı. Ceza haberinin Habertürk’te yayınlanmasından bir gün önce, yani cuma günü borsa kapanmadan önce 28 dakika içinde yapılan işlemler de, SPK tarafından incelemeye alınmıştı. Sabah’ın haberine göre bu 28 dakika içerisinde 6 bankanın hisselerinde yapılan satışlarla bankacılık endeksi yüzde 2 düştü. Bankaların toplam değeri de 3,7 milyar dolar azaldı.

O bankaları Sabah açıkladı
Habertürk, cumartesi günkü haberinde 6 bankanın ismini vermemişti malum. Sabah ise “hisselerinde hareket yaşanan” 6 bankanın isimlerini şöyle sıraladı: Halkbank, Vakıfbank, Yapı Kredi, İş Bankası, Garanti ve Akbank. Habertürk’ün belli ki malum çevrelerde gürültü yaratan ve uçurmak zorunda kaldığı haberle ilgili iki ihtimal var. Birincisi, ceza gelecek haberi külliyen yalan. Öyle olsa ertesi günlerde bir açıklama, haberin taraflarından bir düzeltme yayımlanırdı. Ki öyle bir şey olmadı. Geriye tek seçenek kalıyor: “Alo.”

***

Gazete üzerinden vefa borcu ödemek

ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372164-1.

Gazetelerdeki yayın yönetmeni değişimlerinin belli yansımaları olması normaldir. Özellikle köklü gazetelerde, kaptan koltuğuna oturanlar ana ekseni çok değiştirmeden farklar yaratmaya çalışırlar. Yeni sayfalar açmak, yazarların günleriyle oynamak, yazı işlerine kendilerine haber uçuracak elemanlar yerleştirmek gibi…
ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372165-1.
Sedat Ergin’in ardından Hürriyet’in başına gelen Fikret Bila da hemen hemen aynı adımlarla başladı yeni işine. Gazeteyi yakından takip edenlerin anlayabileceği minör değişiklikler yaptı. Ama Hürriyet’in tepesindeki oyuncu değişikliğinden en kârlı kim çıktı dersiniz? 1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 0.07 oy alan DSP!
ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372166-1.ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372167-1.
Kurulmadan yüzde 15’ler bandında görünen Akşener hareketi Hürriyet’in politika sayfalarında kendisine zor yer bulurken, sık sık “DSP Genel Başkan Yardımcısı” Hikmet Sami Türk’ün ağzından haberler çıkıyor Hürriyet’te. Belli ki Bila, Ecevitlere olan borcunu bu şekilde ödemeye devam ediyor. Ertuğrul Özkök, köşeler için demişti ama haber sütunları da “babamızın malı değil.”

***

“Es sükût min el ikrar” değil mi sayın Bakan?

ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372168-1.

Türkiye’de geçen hafta bir sergi basıldı. Bir yazar da kitap fuarında linç edilmekten son anda kurtuldu. Hani yaprak kımıldasa kınama yayınlayan, “mağdur ya da mağdurelere” telefonda bağlanarak geçmiş olsun dileklerini ileten devletin en büyüklerini bir kenara koyuyorum…

Kabinede Kültür Bakanı koltuğunu işgal eden Numan Kurtulmuş’un bu iki saldırıya dair tek kelime etmemesi ne anlama geliyor? Kupkuru bir açıklama bile yapılmadı. Kültür ve sanata yönelik bu saldırılara karşı sessizlik onaylamak değil mi? Anlayacağı başka bir dilden söyleyelim: “Es sükût min el ikrar” değil midir?

***

“Konusunu çözün” ne anlama geliyor?

ucurulan-bir-ozel-haberin-hikayesi-aradiginiz-haberturk-e-ulasilamiyor-372169-1.
15Temmuz’dan aylar önce “Darbe hazırlığı” var diyenleri mahkemeye vermekle tehdit eden, hain kalkışma sırasında darbecilerin rehinesine dönüşen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’la ilgili çok ilginç iki gelişme oldu. İlki, AKP’nin gazeteci kökenli milletvekili Şamil Tayyar’ın verdiği bir söyleşiden.

Darbe gecesi Akar’ın götürüldüğü Akıncılar Üssü’ndeki görüntüleri değerlendiren Tayyar, “Rehin alınmış bir havası yok” diyerek şüphelerini dile getirmiş. Habertürk’teki söyleşiyi yapan Kübra Par’ın “Açık konuşalım. ‘Akar o gece kararsız kaldı, taraf değiştirebilirdi’ şüphesi mi taşıyorsunuz?” sorusunu ise şöyle yanıtlamış: “Evet öyle bir şüphem var.”

Sedat Ergin’in Hürriyet’teki dünkü makalesinde ise mahkeme kayıtlarına geçmiş çarpıcı bir detay vardı. Darbenin bastırılması sonucu 16 Temmuz sabahı helikopterle Çankaya Köşkü’ne giden Orgeneral Akar, buradan Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Eskişehir’deki harekat merkezini arar. Kalkışmayı bastıran isimlerden Korgeneral Nihat Kökmen’le konuşan Akar, darbeye karıştığı için Akıncı Üssü’nden ayrılmasına izin verilmeyen Akın Öztürk’e dair şu talebi iletir: “Akın ve Yaşar konusunu çözün.”
Yaşar dediği kişi, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler. O da rehin alınanlardan biriydi. Onun “konusunun çözülmesini” anlamak mümkün. Peki Akar, bugün darbecilikten yargılanan Akın Öztürk için neden böyle bir ifade kullandı?