Ufak tefek değinmeler

26 Eylül 2018 günlü Cumhuriyet gazetesinin “Dijital Fişleme” başlıklı manşet haberinin arabaşlıklardan biri şöyle: “Ne İzlediğin Takip Edilecek”.

Öz Türkçe “izlemek”le Arapça kökenli “takip etmek” eşanlamlı sözcükler olduğuna göre, bu başlık Cumhuriyet’e hiç yakışmamış.

***

Sözcüklerle oynamayı seven Mustafa Balbay’ın bir yazısında “yanlız” biçiminde bir yazımla karşılaşınca, bunu da onun bilinçli bir yapbozu sandım önce. Ama tümceyi anlam yönünden irdeleyince, kazın ayağının pek öyle olmadığını anladım. Balbay’ın tümcesi şöyleydi:

-“Bir insanın kendisini kendi ülkesinde yanlız hissetmesi en kötü duygulardan biridir.” (Mustafa Balbay, “Var mısınız?”, Cumhuriyet, 16 Eylül 2018)

Her ne kadar “yalnız” sözcüğünü “yanlız” diye yazanların sayısı az olmasa da, Balbay’ın bu yazımını bir dizgi (vuruş) yanlışı sayıyorum yine de.

***

Yapı Kredi Yayınları’nın bir kitabında “vakıf olan…” diye bir söz gördüm. “Vakıf” sözcüğünü böyle yazarsanız, birilerinin vakfettiği para ve malvarlığı ile oluşturulmuş kurum anlaşılır. Belli ki yazıda amaçlanan bu değil; “bilmek, öğrenmek” anlamında kullanılmış. O zaman, “şapkalar kalktı” saçmalığından kurtulup “vâkıf olan” diyeceksiniz! “Düzeltme imi”ni önemsemeyip “a’nın şapkası eksik olsa kıyamet mi kopar?” diye soranlara bu örneği anımsatmak isterim.

***

Türkçeyi ve noktalama imlerini yanlış kullanma konusunda Şükran Soner’in eline kimse su dökemez! Bilmiyorum, Cumhuriyet’in bu yıllanmış köşecisini okuyan kaldı mı?

BirGün’den Fikri Sağlar arkadaşımız da yazım imleri konusunda hiç özenli değil. Yazılarında noktalama imleri adeta dans ediyor! Tümce sonlarında bazen iki nokta kullanıyor. Bazen de ünlemden ve soru iminden sonra aynı şeyi yapıyor. Bunlara çok değindik bu köşede. Artık yinelenmemesi gerekiyor.

***

HAFTANIN NOTU

Zulm ile âbad olanın…

Kıbrıslı Türklerin “Gazimağusa” dediği Magosa’da, Namık Kemal’in sürgün günlerini geçirdiği zindanın önündeyiz. “Vatan Yahut Silistre” oyununun İstanbul Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sergilenişinden sonra halkın sokağa dökülmesi üzerine, Osmanlı yönetimi, “vatan şairi”ni 1873 yılında apar topar Magosa zindanına göndermiş. Namık Kemal birçok yapıtını, 38 ay kaldığı bu zindanda yazmış…

Limanda boydan boya uzanan surlara çıkıyoruz. Yukarıda masmavi gökyüzü, altımızda karanlık zindan… Gözlerim ufka çevrili. Namık Kemal’i düşünüyorum. Dudaklarımdan Hürriyet Kasidesi’nin ünlü dizeleri dökülüyor: “Ne mümkün zulm ile bîdâd ile imha-yı hürriyet! / Çalış, idraki kaldır muktedirsen âdemiyetten.”

Namık Kemal, kendi döneminin zorba yöneticilerinden günümüzün muktedirlerine seslenir gibi! İçim umutla doluyor. Bir ülkenin ozanları, sanatçıları, o ülkenin yasalarını yapanlardan daha güçlüdür, buna içtenlikle inanıyorum. “Zulm ile âbad olanın sonu hüsrandır”, bunu da biliyorum!

Ülkemin dik duruşlu bütün sanatçılarına, namuslu aydınlarına saygılarımı sunuyorum!

BİZİ TAKİP EDİN

359,923BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,087,163TakipçiTakip Et
7,876AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL