Ufak tefek işler
ZAFER DİPER ZAFER DİPER
İçler acısı bir ülkede, yaşanan süreçte olan bitenlerin yanında mini minnacık kalsa da içler acısı bir konu daha; kültür-sanat bağlamında gündeme düşen yine ki, her bir gün biri, yaz kardeşim yaz bitmez...

İçler acısı bir ülkede, yaşanan süreçte olan bitenlerin yanında mini minnacık kalsa da içler acısı bir konu daha; kültür-sanat bağlamında gündeme düşen yine ki, her bir gün biri, yaz kardeşim yaz bitmez... Minnacık demem “bunu boş geç” anlamına gelmiyor ama, “minik”lere ayıp etmeyelim öyle. Bizim ufaklık çok bozulur sonra; hem zaten üstüne alınıyor ve soruyor: “Bana da ufaklık deyip duruyorsun, bu olanlara da ufak işler... Nasıl yani, ufak şeyler, önemsiz mi oluyor?..” “Benim demek istediğim, senin kafanı keserlerken...” diye başlasam da ‘gerisinden neler geleceğini’, Türkiye’yi, Ortadoğu’yu örneksemelerle ele alacağımı biliyor, “Tamam, tamam, ders saati bitti!” diyerek kesiyor sözümü; o bitirmeme izin vermeyen, düzeltemediğim kötü alışkanlığının etkisiyle. “Ne diyeceksin şu tiyatroda olanlara, onu de... Sansürden ötürü istifa ettiğini söylüyorlar Mustafa Kurt’un... İstanbul’da sahnelenen bir oyununun metninde küfürlü ve erotik ifadeler bulunduğu gerekçesiyle tepki göstererek Devlet Tiyatrolarından istifa etmesi üzerine de, yazılı bir açıklama yaptı deniyor gazetelerde... ” “Vah canım vah, vah zavallı Kurt’um vah...” diye ağlamaklıyı oynayınca, “N’oluyor ya, sana ciddi bir şey soruyoruz...” diye çıkışıyor. “Peki, ciddileşeyim o zaman!” diyorum... “Bir oyunda sıkıdenetim (sansür) uygulandı diye görevinden çekiliyor da, geçen dönem Özel Tiyatrolara Devlet Desteği kurulunda yer alırken, bizim de içinde bulunduğumuz, nitel sanatsal üretimlerle bu ülkede değerleri yadsınamaz on beşi geçkin tiyatronun ‘Gezi’yi destekleyen’, ‘muhalif’ gibi tiyatrobilimince de hiçbir gerçekliği yansıtmayan tanımlamalarla ödenekleri kesilirken o nerdeydi acaba?” “Nerdeydi?” diye soruyor bizim saftirik. “Destek almamıza ‘hayır’ diye ‘olur’ veren kurulda, devlet yanında yer alan o dört üyeden biriydi Kurt!.. Şimdi sansüre karşı dururken daha dün, Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili değil miydi?! Hani bir ‘vekil’; AKP’li erkin içinde bakan adına nice işleri izleyen kollayan koruyan bir bakıma baskı altına alan değil midir?!.. Ancak Kurt’u suçlamak doğru olmasına doğru da, nereye kadar?.. Sen sıkıyönetimi, sıkıdenetimi ortadan kaldıramadıktan sonra neye yarar, o ya da bu gelir onun aracı olur sonuçta...

“Kültür-sanat bağlamında karşıtçı bir siyasal örgütlenmenin pek sesinin çıkmadığı, halkın umurunda olmadığı, bu nedenlerle de saçma sapan bir konu sanki, yazmaya değmez...” “Yazıyorsun ama?..” “Yalnızca sen üzülmeyesin diye ufaklık, takmayasın kafana şu ufak işleri diye...” Derin bir soluk alıyor büyümüş de küçülmüş bir tutumla üzünçlü, ”Yaa, ne demezsin,” diyor, “pek de ufak tefekmiş, benim gibi...”