'Uludere' değil artık mutlaka 'Roboski'
KADİR CANGIZBAY KADİR CANGIZBAY
Silahlı bir grup karayolunun bir bölümünü ele geçiriyor; devlet ortada yok. Yoldan geçen konvoyun önünü kesiyor; devlet yine ortada yok. Konvoy yoluna devam etmek istese, arada bir çatışma çıksa, demek ki devlet yine işin içinde olmayacak: Kendi yoluna ve vatandaşlarına sahip çıkamadığı andan itibaren, devletin yapabileceği tek şey var; o da, başta yolu kesilenler olmak üzere güvenliğinden sorumlu olduğu vatandaşlarının tümünden özür dilemek.
 
Şemdinli olayında ise, aslında özür de yetmez: Hükümet istifa etmelidir; zira, yolu kesilenlerin milletvekili olduğu dikkate alınırsa, devlet kendi kendisini koruyamamış demektir. Ama nerdeee; tam tersine can güvenliğini gerillanın insafına teslim ettiği insanları ve onların şahsında onlara oy veren, onları destekleyen milyonlarca vatandaşını teröre destek vermekle suçlayıp cezalandırmaya kalkıyor; ki, bu aynı zamanda, milyonlarca insanın vatandaşlıktan düşürülmesi; zira, seçme-seçilme hakları fiilen iptal edilmiş oluyor.
 
Bu arada şu da kaydedilmeye değer: Bülent Arınç Şemdinli yolundaki olaydan “KADIN vekil ile ERKEK terorist sarmaş dolaş” diye bahsediyor; yani mahcubiyet duyup yüzünün kızarması için belirli kelimeleri duymasına gerek yok; zira, aklı fikri cinsiyetlerinin ötesindeki bir İNSAN kavramına bir türlü ulaşamıyor.
 
Vergilerimizi alıyor ve çocuklarımızı kardeşlerini öldürmeye/kardeşlerince öldürülmeye gönderiyorlar: Nasıl olsa kendi çocukları öyle rizikolu yerlerde –veya hiç- askerlik yapmıyorlar. Operasyonlar düzenliyorlar ama, vatandaşlarının güvenlik ve huzurunu sağlamak üzere değil, savaşı kazanmak üzere. Ama, değil savaşı kazanmak, çocuklar daha savaşamadan yollarda düzinelerle katliama uğruyorlar. Bu yolun yol olmadığını, kendi vatandaşlarını yabancı düşman belleyip savaşarak hiçbir ulaşılamayacağını görüp sivil siyasetin önünü açacaklarına, tam tersine, silahlılara karşı kazanamadıkları zafere, silahsız insanları binlerle içeri atarak ulaşmaya çalışıyorlar. Kendi vatandaşlarının vatandaşlık hakkını vermemek için, vatan topraklarını yabancılara peşkeş çekmekten çekinmiyorlar. Kürecik peşkeşine karşı çıkan vatanseverleri mahkûm ettirip zindana kapatırken, ‘vatan müdafaası’ için başkalarından ‘Vatansever/Patriot’ dileniyorlar.
İnsanları içeri atmak da yetmiyor, dışarıda kalanları da gazlayıp öldürüyorlar, öldürmeyin diyenlerle birlikte; olmadı, en az sesi çıkanları da toplu hâlde katlediyorlar, sesini çıkartanlara ibret olsun diye.
 
Katliamın, değil hesabını vermek, adını bile yasaklamaya kalkıyorlar: İlk öyle duyup ağzım alıştığı, öyle kolayıma geldiği, biraz da galiba ‘Roboski’ Polonyalı adına benzeyip bende yabancılık hissi uyandırdığı için bugüne kadar hep Uludere diyordum katliam mahalline; bundan böyle ise, öyle kendiliğinden de değil, taammüden ve ısrarla, Roboski; zira, artık ortaya çıktı ki, Roboski adını andırmamak sürdürülen sindirme/yıldırma operasyonunun bir parçası; dolayısıyla, Roboski dememek de devlet terörüne objektif ajanlık.