Union busting at Turkish Airlines!*
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK
THY ve TAV, Anayasa ile güvence altına alınmış sendikal özgürlüğe müdahale etmekten bir an önce vazgeçmelidir. Çalışanların hangi sendikaya üye olacakları onların bileceği iştir

Eskiden ne kolaydı! İşe girerken işçiye sendikaya üye olmayacağına, olursa işten atılacağına dair sözleşme imzalatılırdı. ABD’de 1930’lara kadar yasal olan ve pek çok ülkede zaman zaman kullanılan bu yönteme sarı köpek sözleşmesi (yellow dog contract) deniyor. Ancak zaman değişti, sendika özgürlüğü ulusal ve uluslararası mevzuatta temel bir hak olarak kabul edildi. Artık “kurumsal”, “vizyon” ve “misyon” sahibi şirketler sendika düşmanlığını yasalara göre açıkça suç sayılacak şekilde yürütmüyorlar. Bunun yerine daha rafine sendika karşıtı teknikler kullanıyorlar. İşte bunlara “union busting” deniyor.

“Union busting” sendika düşmanlığı, sendikasızlaştırma demek. Ancak kaba saba yöntemlerden farklı olarak yasaların boşluklarından yararlanarak, yasaların etrafından dolanarak, yasaları kötüye kullanarak, hile yaparak sendikal faaliyeti engellemeye, sendikaların altını oyma tekniklerine verilen ad. Hatta ABD’de sırf bununla ilgilenen danışmalık kuruluşları var. Bunlara sendikaları yok etme danışmanlığı olarak Türkçeye çevirebileceğimiz “union busting colsultant” deniyor. Şirketler parayı bastırıyor ve union busting colsultant da sendika düşmanlığını kitabına, kılıfına uyduruyor.

Hava-Sen neden kuruldu?
Bugünlerde Türk Hava Yolları çalışanlarının Anayasa ve Türkiye’nin de onayladığı uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış sendika seçme özgürlüğünü kullanarak Hava-Sen adıyla kurdukları ve üye oldukları sendikaya karşı işveren tarafından yapılan uygulamalar, rafine sendikasızlaştırma teknikleri olarak tarihe geçecek nitelikte. Hava-Sen (Hava Yolu Çalışanları Sendikası) Ocak 2018 tarihinde Hava-İş Sendikası’nın 2017’deki son genel kurulunda kendilerini Zeytin Dalı Hareketi olarak adlandıran delegelerin öncülüğünde kuruldu.

Sendikanın kuruluş gerekçesini sendika başkanının şu ifadesi özetliyor: “Zeytin Dalı Grubu olarak 11/12 Kasım 2017 Tarihinde yapılan Hava İş Genel Kuruluna uçucuların seçilmiş temsilcileri olarak katıldık. Ancak, üyelerin yüzde 75’ini oluşturmamıza, aidat gelirinin yüzde 90’ını ödememize rağmen yüzde 25 ile temsilin sonucu önümüz hukuk ve etik dışı yollarla kesilerek sesimizi duyurmamız engellendi.”

Hava-Sen’in amacı sendika tüzüğünde şöyle ifade ediliyor: “Sendika, çalışma ilişkilerinde üyelerinin ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini koruma ve geliştirme amacı taşır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için; devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması ve Atatürk ilke ve inkılâplarının yaşatılması doğrultusunda; demokratik ilkelerden sapmadan, sendika içi demokrasinin en geniş anlamda sınırsız ve kesintisiz işlemesini sağlayarak, üyelerinin söz ve karar sahibi olmasının önündeki tüm engelleri kaldırmaya çalışarak…”

Gerek bu satırlardaki güçlü “sendika içi demokrasi” vurgusu ve gerekse kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşılacağı gibi Hava-Sen, Hava-İş’in bir önceki genel kurulunda yaşanan yönetim değişikliği sonrasında sendika içi demokrasinin rafa kaldırıldığı, Türkiye sendikacılığında örnekleri bolca görülen sendika oligarşilerine özgü yöntemlere tepki olarak doğdu. Bu yöntemler delege seçimlerine müdahale, işyerlerini farklı şubelere bağlama, bazı işyerlerinin delege temsili düşürme, muhalif yöneticilere sendikal ambargo, işverenle işbirliği yaparak muhalif işçileri işten attırma, şiddet ve tehdit gibi geniş bir yelpazeye yayılıyor. Basına ancak bir bölümü yansıyan haberlere göre Hava-İş Sendikası’nda son zamanlarda bu uygulamalara sıkça rastlanmış. Dahası uçucu personelin sendikada temsili ciddi olarak sınırlanmış.

THY yönetimi bunu hep yapıyor
Hava-Sen’in bu uygulamalara tepki olarak doğduğunu ve sendika içi demokrasiyi hedeflediğini söylemek mümkün. Hoş böylesi nedenler olmadan da çalışanlar istedikleri sendikayı kurup üye olabilirler. Bu THY yönetimini asla ilgilendirmez, çalışanların hangi sendikaya üye olacaklarına dair laf etmek yönetimin yetkisinde değil.

Ancak THY yönetimi uzun yıllardır çalışanların sendikal tercihlerine müdahale ediyor. THY yönetimi önceki Hava-İş yönetimini tasfiye etmek için yoğun çaba harcadı. Bir gecede işkolunda grev yasağı getirildi. Buna tepki gösteren çalışanlar işten atıldı. Delege seçimlerine müdahale edildi. Dahası bir önceki genel kurulda seçilmiş delegelerin kongreye katılması çeşitli yöntemlerle engelledi. Ve sonunda Hava-İş yönetimi değiştirildi. Ancak tepeden inme ve işveren müdahalesi ile oluşturulan yapı tutmadı. Hava-Sen güdümlü sendikacılığa karşı demokratik bir tepki olarak da okunabilir.

Hava-Sen’in kuruluşundan sonra yaşanan gelişmelere bakıldığında THY yönetiminin yeniden sendika özgürlüğüne müdahale etmeye başladığı görülüyor. Yasalara uygun olarak kurulmuş ve yasalara uygun olarak faaliyetlerine devam eden sendikanın üye sayısı artmaya başlayınca gerek THY gerekse TAV (havaalanı işletmesi) yönetimi tarafından engellemeler başladı. Hava-Sen tarafından yapılan açıklamaya göre üye sayısı 4 bine ulaşmış durumda.

Sendikal faaliyeti engellemek suçtur
THY yönetimi önce dayanışma aidatı dilekçelerini kabul etmemiş. Hava-Sen’in Bakanlık nezdindeki girişimleri sonucunda dayanışma aidat dilekçeleri işverence kabul edilmeye başlandı. Hava-Sen’e karşı ikinci engelleme ve suç ise TAV yönetimi tarafından işlendi. Hava-Sen tarafından Atatürk Havalimanı’nda yasal prosedürleri yerine getirilerek ve kirası ödenerek bir büro açıldı. Bu büro zorla (evet zorla, orman kanunu yöntemleriyle) sendikanın elinden alınmış. Oysa bir kira sözleşmesiyle kiralanan bir işyeri ancak mahkeme kararıyla tahliye edilebilir. Ancak söz konusu sendika olunca TAV yönetimi hukuku çiğnemekte beis görmüyor. Ancak TAV yönetimine hatırlatalım: Sendika bürosunun zorla kapatılması, sendikal faaliyetin engellenmesidir ve Türk Ceza Kanunu 118’inci maddeye göre hapisle cezalandırılan bir suçtur. Bu suçtan ceza alanlar olduğunu da söyleyelim.
union-busting-at-turkish-airlines-452270-1.
Union busting bununla da bitmedi. Bu kez THY yönetimi Hava-Sen’in sendikal faaliyetlerinin zararlı olduğunu ilan etti ve çalışma saatleri içinde sendikal faaliyet yapılamayacağını, bunun uçuş güvenliğini tehlikeye attığını iddia etti. Oysa tam tersine, Hava-Sen uçuş güvenliğini çok önemsediği açıklamıştı. Dahası çalışma saatleri içinde uçuşu engelleyecek sendikal faaliyet de söz konusu değildi.

Uçuş güvenliğini tehlikeye atan THY
Ancak sendikanın 8 Mart’ta kadın üyelerine gül vermesi dahi engellenmişti. Yönetimin amacı, kılıfına uydurarak Hava-Sen üzerinde baskı kurmak olsa gerek. Sonunda bu gerekçeyle 16 Hava-Sen üyesinin ifadesi alındı ve 7 Hava-Sen üyesi THY tarafından işten atıldı. Bu fesihlerin sendikal nedenli olduğu şüphe götürmez. THY daha önce de olduğu gibi bu fesihler için tazminat ödeyecek.

THY ve TAV, Anayasa ile güvence altına alınmış sendika özgürlüğe müdahale etmekten, Türk Ceza Kanunu 118’inci maddeye göre suç olan fiillerden bir an önce vazgeçmelidir. Uçucu personelin sendikal haklarına müdahale etmek, onları sendikal faaliyetleri nedeniyle tedirgin etmek sadece sendikal hakları değil, uçuş güvenliğini de tehdit eder. THY yönetimi kendi işine baksın, çalışanların hangi sendikaya üye olacakları onların bileceği iştir.

Not: Bu yazının başlığının İngilizce olmasının sebebi uluslararası bir havayolu şirketi niteliğindeki THY’de anti-sendikal uygulamalara dikkat çekmektir. Uzun bir süredir THY yönetimi aralarında BirGün’ün de olduğu Cumhuriyet, Sözcü ve Evrensel gibi gazeteleri uçaklarda dağıtmıyor. THY yönetimi, yolcuların parası ile yolculara istemedikleri gazeteleri dağıtıyor. Bir ticari şirket olarak yolcu haklarını çiğniyor.