Ünlü gitarist Guthrie Govan: Türk müziği benzersiz bir tonlamaya sahip
15.04.2018 11:28 KÜLTÜR SANAT

BURAK ABATAY @abatayburak

GPS, The Young Punx, The Fellowship ve Erotic Cakes gibi müzik gruplarıyla adı anılan dünyaca ünlü gitarist ve gitar eğitmeni Guthrie Govan 16 Nisan’da Zorlu PSM’de sahnede olacak. İngiliz yayın Guitar Techniques, Guildford Çağdaş Müzik Akademisi ve Brighton Modern Müzik Enstitüsü’nde ders veren ve Guitarist dergisinin “Yılın Gitaristi” ödülüne de layık görülmüş Govan ile elektrogitar hikâyesini ve konseri konuştuk.

»Gitar kariyerinize nasıl başladınız? İlginç bir hikâyeniz var. Kariyeriniz için Mcdonalds'da çalıştığınız doğru mu?
Gerçekten doğru! 20 yaşlarında, Oxford Üniversitesi'nde okurken bir tür “dönüm noktası” yaşadım. Hayatımla gerçekten yapmak istediğim şeyin akademik kariyerden çok müzik kariyeri olduğunu yavaş yavaş fark ettim. Bu yüzden üniversiteden ayrıldım ve müzik dünyasında bir iş bulmakta sıkıntı yaşadım. Bundan dolayı 18 ay boyunca (epeyce uzun bir dönemdi bu!) McDonalds'da çalıştım. Sonunda, müzikal bir işin sihirli bir şekilde görünmesini beklemektense işi kendimin yakalamam gerektiğine karar verdim. Bu yüzden çeşitli İngiliz gitar dergilerine transkript göndermeye başladım ve bunlardan biri basıldı. Sanırım bu "profesyonel müzisyen" hayatımın başlangıcıydı. ‘Transcriber’ (kopyalayıcı) olarak anılmaya başladığımdan, İngiltere'deki bazı müzik okulları bana iş teklif etmeye başladı. Bu okullar aracılığıyla, gitardan başka şeyler çalan diğer profesyonel müzisyenlerle tanışmaya başladım. Davul bölümünün başındaki müzisyenle tanışmam sayesinde 2000 senesi boyunca Asia grubuyla kayıt yapıp, turneye çıktım.

»Erken dönem gitar ilhamlarınız kimlerdi?
Öncelikli olarak babamdı. Çok iyi gitar çalmıyordu ama 3 yaşındayken etrafımda gerçek bir enstrüman çaldığını gördüğüm ilk kişiydi. Böyle bir şeye şahit olmak büyük bir etkiye sebep olabilir! Çalmaya başladığımda, Chuck Berry, Buddy Holly ve (tabii ki!) Elvis'in işlerini öğreniyordum. Daha sonra ebeveynlerimin albüm koleksiyonunda bulduğum Beatles, Hendrix, Cream gibi sanatçılara ve daha çok eklektik caz sanatçılarına geçtim.

»Türkiye'ye kaç kez geldiniz ve nasıldı?
Birkaç defa ziyaret ettim. Hem İngiliz grubun Aristocrats ile hem de kendi başıma.

»Türkiye'de tam olarak hangi türü ve enstrümanı keşfettiniz?
Başlangıçta perdesiz basgitar çalan sokak sanatçılarından minarelerde çalan ezan seslerine İstanbul sokaklarında duyduğum müziği keşfettim.

»Ülkenize geri döndükten sonra da dinlemeye devam ettiniz mi? Türk müziği hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum?
Sanırım Türk müziğinde fark ettiğim en temel şey, sahip olduğu benzersiz tonlaması. Özellikle kulaklarıma gerçekten iyi gelen ancak “Batı” müzik teorisinde bulunmayan iki nota var. Birkaç saniye için “ineklik” yapacağım: biri minör ve majör iki arasında, diğeri de minör ve majör altı arasında. Şu anda evimde bir kemane var. Özellikle ustaca kemane çaldığımı iddia etmiyorum, ama zaman zaman çalıyorum. Türk müziğinin de perdesiz gitara yaklaşmam konusunda bir bilinçaltı etkisi olduğunu düşünüyorum

»Steven Wilson gibi sanatçılarla ve birçok başka grupla çalıştınız. Başkalarıyla beraber çalışmak nasıl bir his?
Müzik hayatımda bir dengenin olmasını çok seviyorum. Zamanımın bir kısmını kendi işlerim için geçiriyorum. Kalan zamanda da bir ‘grup üyesi’ oluyorum. Zamanımın tümünü bir grubun parçası olarak geçirsem muhtemelen hayal kırıklığına uğrardım. Ama uyumlu bir biçimde şimdi, diğer müzisyenlerin yapmak istedikleri şeylere, vizyonlarına yardımcı olmak için yeteneklerimi kullanmaya çalışıyorum. Bu da çok güzel bir şey. Elbette ki Aristocrats trio’su var. Benim için eşsiz bir ortam Aristocrats. Tamamen demokratik bir grubuz ve hiç kimse sorumlu değil. Müzikal personamızın yansıdığı kendine has bir uyumumuz var. ‘Kimya’ kesinlikle bu üçlüyü tanıtabilecek en iyi kelime.

»Hangi penaları kullanıyorsunuz?
Red Bear adında butik bir Amerikan şirketi tarafından yapılmış bir pena imzam var. Ucuz değiller ama çok uzun süre kullanabiliyor ve çok farklı bir tonu var, ki bu da benim tarzımı tamamlıyor.

»Yakın zamanda kaydettiğiniz bir çalışma var mı?
Yakın zamanda bir film için bazı çok tuhaf gitar parçaları kaydettim. Maalesef filmin ne olduğunu söylememe izin verilmiyor ama umarım bir yıl içerisinde duyurularımı yapabileceğim.

»YouTube’da birçok gitar dersi videonuz var. Genç gitaristler için bir güzellik olarak düşünebilir miyiz bunu?
Gitar dersleriyle ilgili herhangi bir kaynak da genç gitaristler için faydalı olabilir ve bugün YouTube’da hemen hemen her şeyi bulabilirsiniz. Ama tek bir tehlike görüyorum bu konuya ilişkin. O da şu: Genç gitaristlerin eğitim videolarına çok fazla bağımlı hale gelmeleri. Kendi sahip oldukları müzik kulaklarının dışına çıkmazlar bu onlara çok zarar verebilir. Geliştirilmiş bir müzikal kulağa sahip olmak çok önemli bence. Derslerimde de her zaman bunu vurgulamaya çalışıyorum.

»16 Nisan’da İstanbul’da olacaksınız. Dinleyiciler sahnede neleri görecek?
Yiorgos Fakanas grubu ile performansımı sergileyeceğim. Bir tür özel bir konuk olarak düşünebiliriz. Yiorgos, Yunanistan’dan çok yetenekli bir basçı ve bestecidir. Konsere onun bestelerinden bir seçkiyle çıkacağız. Sanırım biçimsel olarak müziği en iyi tarif eden laf ‘füzyon’dur. Bunu böyle düşünenlerdenim. O yüzden Chick Corea’s Elektric Band gibi müzikleri sevenlere hitap edeceğini düşünüyorum konserin. Ve elbette ki bu söyleşiyi okuyan herkesi de konsere bekleyeceğim!