Unutulmayan kural hataları
MUSTAFA DERMANLI MUSTAFA DERMANLI
Lucescu’lu Beşiktaş 100. yılında şampiyon olup, önüne geleni deviriyordu. 2002 – 2003 sezonu uzun yıllar sonra en

Lucescu’lu Beşiktaş 100. yılında şampiyon olup, önüne geleni deviriyordu. 2002 – 2003 sezonu uzun yıllar sonra en anlamlı sezona Beşiktaş’ın damga vurduğu bir sezondu. Şampiyonluğun diğer adaylarına yenilmemiş, en yakın rakibine 8 puan fark atmış, Fenerbahçe’ye tam 34 puan tarihi fark yaparak güle oynaya şampiyon olmuştu.
Bu ülkede son 10 yıla baktığımızda, savunma göbeğinde oynayan ikili isimler ne zaman yabancı ve uyumlu oldular o takım şampiyon oldu. Yani defans bloku yerlilerle olmuyordu.  Stumpf – Götz, Uche – Högh, Ronaldo – Zago, Zapo – Sivok, Popescu – Capone (Bülent Korkmaz ve Taffarel’in katkılarını unutmadan!) gibi ikili defans oyuncularının uyumu tuttu ve bu takımlar başarılı oldu.
Lider Bursaspor sezon sonunda kupayı alırsa, birçok tabuyu yıkacak. Bunlardan biri de “defans göbeğin yabancı değilse şampiyon olamazsın” sözü. Kadrosunda defans mevkiinde görev alan tek yabancı geçen yıl Beşiktaş ile de şampiyonluk yaşayan Zapotocny! Alın size bir ilginç istatistik daha. Farklı takımlarla şampiyon olan nadir defans oyuncularından biri olacak Zapo. Yani Bursa’nın yerlileri, Fenerbahçe’nin Bilica – Lugano’su ve Beşiktaş’ın Ferrari – Sivok’una karşılar bugünlerde. Galatasaray ise ummadık bir atak yapıp önündekileri sollarsa ve mucizeye hayat verirse o da Neil – Servet’ten oluşan, bir yerli bir yabancı defans bloku ile bu geleneğin bozulmasına katkı sağlayacak.
• • •
Yazımın başında 2003 yılında kupayı kaldıran Beşiktaş’tan bahsetmiştim.Şampiyonluk kupası sonrası, 2003 – 2004 sezonuna da fırtına gibi giren bir Beşiktaş vardı. Bazı makalelerde Galatasaray’ın 4 yıl art arda şampiyonluk rekorunun bu kadro ile kırılabileceği net şekilde ifade ediliyordu. Öyle ki sezonun ilk yarısının sonunda 11 puanlık bir fark azımsanmayacak derecede önemliydi. Bir de Beşiktaş öyle salla pati değil, dişe diş kazanıyordu maçlarını. Fenerbahçe arkadan geliyordu ama bu rüzgâr hiçbir takımı takmayacak cinstendi. İlk yarıda oynanan bir maçta Rize’den Victoria ikinci sarı kartı gördü. Ama hakem ona kırmızı kartı çıkartmayı unuttu. Maç berabere bitmişti. Maç sonunda “tekrar” kararı çıktı. Fenerbahçe kazandığı takdirde fark biraz daha kapanacaktı…
İkinci yarının başlarında içerde oynadığı Samsunspor maçı unutulmazdı Beşiktaş için. Ritmi bozulan (veya ritmiyle oynanan) bir takım vardı sahada. Galibiyet için enerji patlaması bir anda kırmızı kart patlamasına dönmüştü. Taraftarlar çıldırmış “vur, vur” diye bağırıyorlardı. Beşiktaş Samsunspor’u 9 kişi ile bile yenecek güçteydi oysa ki. Ama tam beş kırmızı kartın çıktığı karşılaşma hakem tarafından kural gereği sonlandığında Beşiktaş sahadan hezimetle ayrılıyor, Samsunspor kulübü başkanı eliyle “daha atmayın” der bir ifade yapıyordu.
Sonraki haftalar öfke ve hırs olumsuz yansıdı Beşiktaş’a. Herkes tarafından açık ara şampiyon olacağı söylenen kara kartal hızlıca eridi. Takım dengeleri bozuldu, teknik direktör, yönetim ve şampiyonluk gitti. İlk yarı sonunda 11 puan önde olan Beşiktaş, lig sonunda tam 14 puan geride kalmıştı. Victoria’nın kırmızıya dönmeyen sarısı belki de umudun ta kendisi olmuştu Fenerbahçe için. Beşiktaş içinse yıkımın başlangıcı!
• • •
Gelelim bu sezona. Bu sezona damga vuran maçlardan biri Bursaspor’un Diyarbakır’da yarım kalan maçıydı. Federasyon üç puanı “hükmen” Bursaspor’a verdi. Bir sonraki hafta İstanbul’daki İBB maçında son dakikalarda hakem yine maçı tatil etti. Ama Federasyon bu sefer “hükmen mağlubiyet” kararı uygula(ya)mayıp, ince bir ayar çekmek zorunda kalıp, skoru tescille geçiştirdi.
Geçtiğimiz hafta ise Bursaspor’un penaltı atışında kural hatası ve de hakem hatası bariz bir şekilde ortadaydı. Hakem hatasının her takıma bir şekilde uygulandığını düşündüğümüzde, çok da takılmıyorum. Nasılsa bir şekilde bir yerlerde sizin aleyhinize de o düdük çalınabilir… Ama kural hatası denen mevzu döner döner dolaşır ve sizi yine bulur. Şampiyon olursunuz, o 15 cm’lik kayma dillere destan olur. Leke atılır, izi kalır.
Bu nedenle Federasyon maçı tekrar oynatmalı, Bursaspor ile Antalyaspor yeniden karşılaşmalıdır. Bursaspor ama yenilir, ama yener. Sezon sonu çıkıp göğsünü gere gere, kimsenin laf edemeyeceği şekilde kupasını alır, tertemiz bir şekilde muhafaza eder!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız