Ürünler sofraya ilaç kalıntısıyla geliyor
06.12.2018 07:41 GÜNCEL
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, Türkiye’de 600 bin gıda işletmesinin, 6 bin 500 kişi tarafından denetlendiğini açıkladı. Güngör, “Bir denetçiye bir yılda 93 işletme düşüyor. Halk sağlığı açısından denetimler yetersiz” dedi

BURCU CANSU

Sınır kapılarından dönen 460 ton limon, 30 ton kayısı ve 17 ton çilek ile “gıda güvenliği” konusu yeniden gündeme geldi. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Özden Güngör, Türkiye’de 600 bin gıda işletmesinin denetimi için 6 bin 500 kişinin görevlendirildiğini açıkladı. Güngör, “Bir denetçiye bir yılda 93 işletme düşüyor. Bu da denetimlerde ciddi eksiklere yol açıyor. Ülkemizde genel olarak her 10 işletmeden 5’inde ancak denetleme yapılabiliyor. Halk sağlığı açısından denetimler yetersiz” dedi.

Analiz yapılmıyor
Türkiye’de üretilen sebze ve meyvenin yüzde 10’unun ihraç edildiğini, geri kalan yüzde 90’ının iç piyasada tüketildiğini kaydeden Güngör, şunları söyledi: “Gıda ürünleri, üreticiden alınarak hallere gidiyor. Hallerden de manav ve marketlere dağıtım yapılıyor. Çoğu süper market ise üreticiden doğrudan ürün alıyorlar. Buralarda satılan ürünlerde ‘ilaç kalıntısı var mı yok mu’ diye bir analiz yapılmıyor. Bakanlık ise zaman zaman buralardan kalıntı için örnek alıyor, ama analiz sonucu en az bir haftada çıkıyor. Eğer kalıntı varsa bu noktalara ceza kesiliyor. Ama biz, o satılan ürünü tüketmiş oluyoruz. Çözüm, üreticinin ürünü hallere geldiğinde tarafsız laboratuvarların inceleme yapması.”

Halk sağlığı tehlikede
Devletin üretim yapan çiftçiye yeterli destek ve bilgilendirme yapma konusunda eksikleri olduğuna dikkat çeken Güngör, şöyle konuştu: “İlaçlama konusunda, hastalıkların ve zararlıların doğru teşhisi, doğru ilaç ve doz kullanımı gibi dikkat edilmesi gereken birçok husus var. İnsan sağlığı açısından en önemli risk oluşturan zirai ilaçlama konusunda yeterli hassasiyet gösterilmiyor. Bu gün maalesef birçok meslek dalı bu ilaçları ve gübreleri satabilmektedir. Çiftçi bu zirai ilaçları yetki almış eczanelerden temin edebiliyor. Eğitimi yeterli olmayan ve ilaçlama konusunda gerekli donanıma sahip olmayan çiftçi deyim yerinde ise eczacının da yönlendirmesi ile aldığı ilacı ürünlere veriyor. Bu ürünler için doğru ilaç mı, doğru zamanlama mı, doğru doz mu bunun kontrolünde de ciddi eksikler yaşanıyor. Ürünler iç pazara sokulduktan sonra yapılan denetim de yetersiz olduğu için sofralara taşınan birçok gıda ürünü zirai ilaç kalıntılı oluyor. Bu da yurttaşları kanser, kısırlık, böbrek rahatsızlıkları gibi ciddi risklerle baş başa bırakıyor.”