Uyum sağlıyorum
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Bana çok tuhaf gelen bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Normalde bisiklete binerken önümdeki yayalara zil çalıp, onların yoldan çekilmesine çalışan bir insandım. Geçen pazar günü dedim ki, artık insan hakları savunucuları da ajanmış, o zaman yok olsun ajanlar ve ajan gibi düşünmek diyerek insanların üzerine üzerine sürmeye başladım bisikletimi... Mesela Moda’da Koço’nun yokuşundan aşağı iniyorum pazar akşamüstü, her yer kum gibi insan sonuçta. Onlar da sokağa çıkmak, çimlerde uzanmak, keyif yapmak istiyorlar. Yokuş aşağı inerken pedal basmaya başladım, önümdekilerin de gözünün içine bakıyorum boş boş ama dik bir şekilde. Hiçbir şekilde sağ ya da sol yapmadan nasıl kaymak gibi akıyorum. İnsanlara insan gibi davranmayınca size birden insanca davranmaya başlıyorlar. Nasıl sağa sola kaçışıyorlar anlatamam. Onca yıl ‘Aman insanların huzurunu kaçırmayayım’ diye uğraşıyordum, boşunaymış... Bundan sonra böyle. Kaçışsınlar, sağa sola...

Mesela bugüne kadar komşularımı rahatsız etmek istemezdim. Evde biraz ses olsa arkadaşlarıma ya da evde gitar çalan birileri varsa ‘Abi biraz sessiz’ derdim, var ya artık umurumda değil. Sonuçta yıllardır bütün paramı ses sistemine, davula, zile, amfiye, kolona, monitöre ve zile vermişim. Açıyorum artık sesi istemediğim kadar. Yüksek ses hoşuma gitmiyor ama çevremdekileri de düşünmediğim için artık yüksek sesin ayrı bir keyfi var. Geçen gece oturdum ses mühendisi bir arkadaşımı aradım ‘Abi alt kattakilerin duyabileceği frekans aralığını söyle evden o frekansı basayım’ dedim. Sonuçta düşük frekanslı sesler çok yüksek duyulmasa da bir uğultu yapıyor katlar arasında. Gece de verdim 30 herz’i, verdim 50 herz’i. Camlar titriyor evin içinde. Alt kat mı? Komşular mı? Ya yemişim komşuları, onlar yıllarca tadilat yaparken beni mi düşündü? Alt kattaki dost 7 hafta aralıksız duvar deldiğinde ‘Acaba Kaan bu seslerden rahatsız olur mu? Paso evin içinde çalışıyor, ona da sıkıntı olmasın’ diye de düşünmedi. Vuruyorum bundan sonra.

Az önce ters yönden gelen ve üzerime süren bir aracın arkasından camın taş attım. Cam çatladı, ben yan sokağa kaçtım. Adam beni ezmek için üzerime sürdüğünde düşünmüyor, ben onu neden düşüneyim. Yallah cehenneme.

Gece için de planlarım var. Sokağa park eden arabalar favorim. Bunca yıl silecek kopartanlara hayretle bakardım, bundan sonra ben de keyfime göre, beğenmediğim gibi park edenleri tatlı bir dille değil, sileceklerini ellerine vererek uyaracağım. Sonuçta insan canına ya da özgürlüğüne bir şey olunca değil de nedense malına bir şey olunca uyanıyor. İnsanın uykusu çok derin... Bir yandan da sprey boyayla araçların kapısına ‘Park yapılmaz’ işareti çizmek istiyorum. Yıllarca kibar gibi kağıt bıraktık ‘Buraya park etmeyin, mahallede çok yaşlı var, havalar sıcak, fenalaşıyorlar, geceleri sık sık ambulans geliyor sokağa, siz buraya park ettiğiniz için giremiyorlar, zorluk oluyor’ gibisinden açıklayıcı notlar yazıyordum. Yalanmış sevgilim.

Kapıya sprey boyayla ‘Park yapılmaz’ yazınca, o araç bir daha o noktaya gelmiyor. İlginç ama gerçek. Kahrolsun insan hakları. Var ya bu insan hakları bizi hep geriye götürüyormuş.

Bundan sonra böyle. Matematikten önce cihat öğreneceğim. Bildiğim her şeyi unutacağım. Sevgi, saygı denen saçma kavramları rafa kaldıracağım. Sonuçta bizimkisi de can. Sürekli derdini anlatmaya çalışıp da önünden çekilmeyen insanların üzerine gidince birden bütün yollar açılıyor.

Bunca yıl yeni Türkiye’den bunu anladım. Kural mural, taktik, maktik yok. Oyna da oyna kafana göre.

Herkese serin yaz günleri dilerim.