Üzerimize düşen!
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Cuma sabahına ABD füzelerinin Suriye’nin bir hava üssünü vurduğu haberiyle uyandık. Haberin duyulduğu andan itibaren dünyanın bu bölgeden en uzak ülkeleri bile füze saldırısı ve sonrasında olabilecekleri tartışıyor. Uzaktakiler tartışmakla kalabilirler. Yakındakileri ise, saldırı Suriye’de daha büyük bir yangını ateşlerse, uzak durmaya çalışsalar bile o yangının alevleri yalayacak!

Bir de, yangının içine atlama hevesinin nelere yol açabileceğini düşünün!

Esad’ın uçakları İdlib’e, orada toplanmaya başlayan muhaliflerin üzerine kimyasal bombalar mı bıraktı, yoksa İdlib’te muhaliflerin kimyasallar üretip depoladıkları bir yer mi vuruldu?

ABD’nin kimyasal bombaların uçaklardan bırakıldığından kuşkusu yok ve o uçakların kalktığı üssü vurduğunu söylüyor. Suriye ve Rusya ise muhaliflerin kimyasal deposunun vurulduğunu…

Ben savaşın ilk kurbanının gerçekler olduğunu biliyorum yalnızca. Buradan bakıp hangisinin doğru olduğunu söyleyebilecek bir veri yok elimde. Ancak, bir savaşın tüm taraflarının da yalan söylediğine dair çok veri var!

Artık herkes için asıl soru bundan sonra neler olacağı. Kuşkusuz, bu soruya verilen cevapların kimisi şimdi ne olmuş olduğuna dair “bilgi”ye dayanıyor. O “bilgi”ye sahip değilseniz, olasılıklarla akıl yürütüyorsunuz.

Saldırı Esad tarafından gerçekleştirilmişse, tam da ABD’nin bile “Esad’ın geleceğine Suriye halkı karar verecek” demeye başlandığı bir zamanda, rejim açısından büyük bir hesap hatası olmalı ya da aptallık. Çünkü, bu olaydan sonraki konumunun, öncesinden çok daha zor olduğu kesin.

Suriye uçakları bırakmışsa bombayı, 2013’te Esad’ın kimyasal silahlarının yok edilmesi konusunda garantör olan Rusya’nın göz yumması ile bıraktı, yoksa Rusları atlatarak mı yaptı? ABD’nin vurduğu askeri üssün Ruslar tarafından da kullanıldığı ve önceden bilgilendirilen Rusların üsten ayrıldığı doğru ise, Rusların burunlarının dibinden uçakların kimyasal bombalarla kalkmasından haberdar olmaması mümkün değil.

Ruslar, bilgileri dâhilinde, ABD’nin Suriye’de aczini göstermek için buna göz yumduysa, Moskova’nın bundan sonra sert hamleler yaparak çatışmayı tırmandırması olasıdır. Aksi durumda, Şam’ın kulağını çekmesi ve tansiyonu düşürmesi beklenir.

ABD medyasındaki tartışmalarda dikkat çeken bir nokta; füze saldırısının daha çok iç politikaya dönük bir hamle olduğu. Kendisinin ve yakın çevresinin Rusya ile ilişkileri nedeniyle soruşturulan ve köşeye sıkışan, seçiminde Rusya’nın da dahli olduğu haberleriyle hırpalanan Trump’ın bu vuruşla bütün o tartışmaları unutturacağı söyleniyor! Dışarıda Suriye’ye atılan füzeler içeride Trump’a can simidi olur deniyor!

Füze fırlatılmasının arkasındaki neden bu gözlemlenebilir durumsa ve bu yüzden Rusya bilgilendirilmiş, Suriye’nin kaybı 6 askerle kalmışsa, ABD’nin de burada durup bir kerelik bir eyleminin sonuçlarını değerlendireceği düşünülebilir.

Böyle düşünürseniz, Rusya ve ABD’nin yarın yine anlaşıp saldırı öncesinden daha ileri bir noktaya gelmeleri de olasıdır.

Lakin, öyle bir coğrafya ki burası, bir kez alev almaya görsün çok uzaklara da kıvılcım atabilecek, dünyayı yangın yerine çevirebilecek potansiyele sahip.

Sahada İran var, Çin var…

Tam da füzelerin fırlatma kararını verdiği anda Xi Jinping’le yemeğe oturmak üzereydi Trump. Çin lideri Jinping, Esad’ı cezalandırmaktan söz etmesinin hemen ardından füzelerini yollayan ve hemen herkesin “Ne yapacağı belli olmaz” diye baktığı Trump’la otururken, Trump’ın “Artık yeter” dediği Kuzey Kore’yi de vurup vurmayacağını düşünmüş olmalı!

O kadar çok bilinmeyenle o kadar tehlikeli sonuçlara açık bir yerde oturuyoruz ki, “Vururum” diyen bir ABD Başkanı’na, “Lafta kalmasın, icraat olursa üzerimize düşeni yaparız” diyen bir Başkanımız olması ve o Başkan’ın hızla karar verip “üzerine düşen”in üzerine atlaması ihtimali ürkütücü. Ne olacağını bilemesem de, olabilecekleri düşünerek işte bu ihtimale HAYIR diyorum!