Vandallık mı savaş mı?
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Hacker ekibine karşı Sony olayını yazsam mı acaba diye düşünürken iş düpedüz “Savaş mı, vandallık mı?” meselesine dönüşünce, bu orantısızlıktan da biraz ürkerek, bari özetleyeyim dedim.

Her şey kasım sonunda başladı. Sony şirketinin bilgisayar sistemi, kendilerine “Barışın Muhafızları” diyen bir hacker grubunun eline geçmişti. Sony’de işlemler felce uğrarken, şirket, 25 Kasım sabahı bir çalışanının özel e-mail hesabından atılan mesajla durumu düzeltmeye çalıştıklarını bildirdi. Bilgisayarlarını açan Sony çalışanları ise, bir iskelet grafiğiyle karşılaştılar.

HACKERLARDAN MESAJ VAR

Şöyle bir de mesaj vardı: “Sizi daha önce uyarmıştık, bu sadece bir başlangıç. Talebimiz karşılanana kadar devam edeceğiz. En gizli sırlarınız dahil, tüm verileriniz elimizde. Bize itaat etmezseniz, hepsini bütün dünyaya yayınlayacağız.” Hacker ekibi, şirketin Twitter hesaplarını da ele geçirmişti. Buradan da, “Siz, Michael Lynton dahil bütün suçlular, kesinlikle cehenneme gideceksiniz. Kimse size yardım edemez” mesajı geldi. Bilmeyen vardır diye söylüyorum Lynton Sony’nin patronu.

Gerçekten de Guardians of Peace – GOP vadettiği her şeyi yaptı. Gizli mesajları açığa vurdular, şirketin bütçeleri, kontratları dahil sırlarını ortaya döktüler. Sony, dış yardım da alarak, mücadele etmeye çalıştı. Çünkü bütün bilgisayar, e-mail ve telefon sistemleri çalışmaz durumdaydı.

İŞLER HIZLA İLERLEDİ

Bütün bunların sebebi acaba, Sony’nin Noel’de prömiyerini yapmayı düşündüğü komedisi “Interview”du. Evan Goldberg ve Seth Rogen’ın yönettikleri filmde James Franco ve Rogen, “Skylark Tonight” adlı programı yapan gazeteciler. Programın bir hayranıyla, Kuzey Kore Başkanı Kim Jong-un’la söyleşi yapma fırsatları doğunca CIA, onlara Pyongyang seferini suikasta çevirme görevi veriyor.

Sonra işler hızla ilerledi. Kuzey Kore’nin ABD Büyükelçisi Ja Song Nam, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’a yazarak, ABD’yi “The Interview”un yapımına ve dağıtımına izin vermek suretiyle terörizmi desteklemek ve savaş nedeni yaratmakla suçladı. Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA da, film gösterime girerse amansız bir karşı önlem alınacağını bildirdi. Derken devletler işin içine girdi. Kuzey Kore ABD’yi suçlarken, FBI Kuzey Kore yönetiminin hacker saldırısının arkasında olduğunu söyledi. Obama, CNN’e verdiği söyleşide Sony’nin filmi sinemalardan çekmeden önce Beyaz Saray ile temasa geçtiğini yalanladı. Michael Lynton, bir söyleşide bu mealde bir şeyler söylemişti. ABD yönetimine yakın bir kaynak, Sony’ye filmi gösterime çıkarmaları için tavsiyede bulunmadığını belirtti.

OBAMA'DAN SONY'YE SİTEM

Hacker takımının sinema salonlarında “9/11” benzeri bir felaketle tehdit ettiği Sony, daha doğrusu salonlar ise, filmi Noel’de göstermekten vazgeçmişti. Bunun ardından Obama, Sony’ye sitemlerini yolladı, “Keşke benimle konuşsaydılar,” dedi. Bu arada, GOP yönetici maaşlarını vs açıklamayı sürdürüyordu.  Kuzey Kore bu olayla ilgisini bir kez daha reddetti. Sony’nin patronları Michael Lynton ve Amy Pascal, personeli bir memo ile teskin etmeye çalıştılar. Artık herkes memo ve faksa dönmüştü. Ama GOP bütün çalışanlara ilişkin ayrıntıları açık etmişti bile.

Son durum mu? Diğer stüdyolar haliyle kendi sistemlerini pekiştirmeye girişti. Siber-güvence, günün parolası halini aldı. Sony çalışanları tehdit edildi. GOP’un merkez üssünün Tayland olduğu sanılıyor. Amy Pascal’ın şahsi yazışmaları ortaya çıktı. Çalışanlar Sony’ye dava açtı. Sinemalar ateş püskürüyor.  Ne diyoruz peki? Bu çok tehlikeli gelişmeyi özetlemeye bile yerimiz yetmedi. Öyleyse, arkası yarın.