Varlık Dergisi nisan sayısı raflardaki yerini aldı
30.03.2018 10:39 KÜLTÜR SANAT

Türk edebiyatının lokomotifi Varlık Dergisi, Nisan 2018 sayısı ile okuruyla buluşuyor. Siya Siyabend grubunun kurucusu Bizon Murat’a atfen geniş bir yazıya veren dergi, "Sokağın Tekinsiz Sesleri" dosyasıyla çıktı. Luxus, Peyk ve Teneke Trompet gruplarının üyeleri hem Bizon Murat'ı hem de kendi müziklerini ve sokakları anlatıyorlar.

“Edebiyat Gündemi” köşesinde ise ölümünün 25. yılında Sabahattin Kudret Aksal’ı yakın tanıklıklar içeren yazılarla anan Varlık, Ercan Kesal ile de sinema ve edebiyat ilişkisini, senaryonun kaynaklarını, kurgu oluşturma sürecini konuştu.

Varlık nisan sayısı, 1 Nisan'dan itibaren satışa çıkacak.

Basın bülteninden;

Bu ayki dosyamızı İstanbul sokaklarının simgeye dönüşmüş müzisyeni Bizon Murat’a geniş yer veren bir yazıyla açıyoruz. Siya Siyabend grubunun kurucusu “Bizon Murat” lakabıyla bilinen Murat Serhasi Toktaş sokak müzisyeni denince akla gelen ilk isim. Sokak müziğinin sembol ismi Bizon Murat bu dosya hazırlanırken tüberküloz teşhisiyle hastanede tedavi görüyordu. Dergimiz yayımlanmadan önce yoğun bakıma kaldırıldı. Dileriz sokağına ve müziğine bir an önce kavuşur. Bizon Murat’a hastalığı nedeniyle ulaşamayınca 3 Mart 2018’de kendisi için düzenlenen gecede sahneye çıkan gruplardan Luxus, Peyk ve Teneke Trompet gruplarının üyeleriyle hem Bizon Murat hem de kendi müzikleri ve sokakları hakkında söyleştik. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Profesör Nilgün Tutal ve aynı fakültede üçüncü sınıf öğrencisi yetenekli piyanist Ege Ülgen, ortak yazılarına Bizon Murat’ın grubunun adından esinlenerek “Siya Siya Direniş” başlığını uygun gördüler.

Eskişehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İletişim Anabilim dalında doktorasını yapan sokak sanatçısı Kazım Tolga Gürel “Müzikle Teğet Geçebilmek” başlıklı yazısında arkadaşları ve sevgilisiyle Eskişehir sokaklarında müzik yaparken yaşadığı, unutmadığı ve unutamayacağını söylediği hikâyelerini anlatıyor. Yazıyı okurken Gürel’in okurla söyleşen yazım tarzının zevkine varmanın yanı sıra, sokak sanatı icra edenlere akvaryum balığı hediye eden bir dinleyicinin olabileceğini öğrenip, daha nice sıra dışı insanın sokak müzisyenleriyle kurduğu ilginç duygudaşlıklara katılacağız.

Müzisyenlerin ardından sokak sanatının daha underground türlerine odaklanıyoruz. 20 Ocak’ta İstanbul’da ikincisi düzenlenen Açıkppqqmm etkinliğini “Yeraltındaki Sokak Sanatı: Açıkppqqmm” başlıklı yazıda okuyoruz. Etkinlik İstanbul’da alternatifin alternatifi sayılabilecek sokak sanatının en somut örneği olduğu için ilgimizi çekti. Yazıda Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi son sınıf öğrencileri Berkay Şatır, Sevan Bedan ve Kaan Işık; Açık Alan, A.I.D, ppqqmm ve Pixie Underground kolektiflerinin işbirliğiyle gerçekleşen Açıkppqqmm gecesinde sokak sanatıyla gece kulübü kültürünün nasıl buluştuğunu anlamak ve anlatmak amacıyla geceye katılıp video çekerken yaşadıkları deneyimi anlatıyorlar.

Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Medya ve İletişim Çalışmaları’nda doktora tezini yazan Ayşenur Ölmezses, Kadıköy sokaklarını “evi” haline getiren İskender Giray’ın sokak heykellerinin anlamına bakıyor. Yazısında kent sokaklarına günlük yaşamı ve sıradan insanın hikâyelerini taşıyan sanat eserlerini, sanatın yerelliği inşasındaki rolü bağlamında tartışıyor. Tartışma fizik mühendisi İskender Giray’ın ücretli işini bırakıp sokak heykelleri yapmayı tercih edişi üzerinden somutlaşıyor.

Hacette Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde doçent olan Pelin Aytemiz “Benden Sonra Bu resim Faruğunnn: Samanpazarı Antikacıları ve Kentin Hafıza Muhafızları” başlığını attığı yazısında Ankara’nın tarihî semti Samanpazarı antikacılarındaki çöp objelerin serüvenine tanıklık ediyor. Yazı ilkin çöp nesnelerin ve bitpazarlarının anlamına dair bilgiler üstünde durup, ardından Ankara’da zamanın değişimi ve dönüşümüne maruz kalanların evlerinden değersiz ve rahatsız edici diye düşünerek attıkları anı çöpü objelerin alternatif kent belleği açısından oluşturduğu arşivin önemini tartışıyor. Geçmişin fotoğraflarının hikâyesi Ankara antikacılarında yeniden doğuyor.

Sokak muhalif olduğu kadar kimileri için de yasaktır. Kadınların bu yasakla imtihanını Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde profesör olarak çalışan İncilay Cangöz anlatıyor. Biliriz, kent sokakları kadın için tekinsizdir. Kadınlar bu mekânda gecenin karanlığına güvenemez, sadece evin sınırlarında güven bulur, ya da sadece evde güvende olduğuna inandırılır. Yüceltilerek ya da korunarak eve kapanan ya da kapatılan kadınlar eğer kendi başlarınaysalar kent eğlencesinin tadını pek de bilmezler. Kent sokakları neden kadınsız kalır? İncilay Cangöz yazısında sokaktan dışlanan kadının tedirginliğini anlatıyor. 8 Mart’ta sokağa çıkan kadınların “geceleri de sokakları istiyoruz” diyen seslerini bize ulaştırıyor.

Dosyamızda sokağın tekinsiz seslerine kulak kesilerek iktidarla, genel kanaatlerle ilişkimizi bir kez daha gözden geçiriyoruz.

Nisan sayımızın dosyasında iktidarın kapalı mekânlarından çıkıp, muhalif sokaklara açılacağımızı geçen ay haber vermiştik. Endüstriye dahil olmadan dinleyiciye, izleyiciye ulaşan müzik, heykel, grafiti gibi sokak sanatlarıyla sınırlı kalmadık, kent sakinlerinin evlerinden kustukları objelere ve açık alanlardan dışlanan kadınlara da kulak verdik. Sizleri de “Sokağın Tekinsiz Sesleri”ni dinlemeye çağırıyoruz.

Bu ay “Sıkışmış Bir Dönemde Umutsuz Boşluğa Düşülen ve Umut Vaat Eden Bir-Not” başlıklı yazısıyla okurlarımıza merhaba diyen Rumeysa Kiger artık Varlık dergisi için güncel sanatın gündemini takip ediyor. Gelecek sayımızdan itibaren sanatçılarla yaptığı kısa söyleşilere de yer verecek yazılarında.

Varlık, biliyorsunuz, ana damarı edebiyat olan ama çevremizde etkisini hissettiğimiz pek çok konuya sayfalarını açık tutan bir dergi. Mutlu Binark’ın dünyada ve Türkiye’de gittikçe yaygınlaşan K-pop fenomeninin içyüzünü incelediği yazısı buna iyi bir örnek.

Yayınevlerini tanımlarken kullanılan küçük-büyük gibi nicel ayrımları bir kenara bırakıp bağımsız yayınevleriyle niteliğe odaklanan bir söyleşi dizisine başladık. İlk konuğumuz MonoKL Yayınları’nın editörü Volkan Çelik. “Şiirlerle Latin Amerika” adlı yeni bir dizi yazıya başlayan Tozan Alkan’ın ilk durağı ise Uruguay. Alkan iki şiir çevirisiyle bizleri “Modernizmin Feminist Sesi: Delmira Agustini”yle tanıştırıyor.

“Edebiyat Gündemi” köşemizde ölümünün 25. yılında Sabahattin Kudret Aksal’ı yakın tanıklıklar içeren yazılarla anıyoruz. Ercan Kesal ile sinema ve edebiyat ilişkisini, senaryonun kaynaklarını, kurgu oluşturma sürecini konuşuyoruz. “Nursel Duruel’in Öykü Estetiği”, “Şairaneden Şiirsele Üzerine Notlar”, “Suat’ın Mektubu ve Tanpınar’ın Genç Kadını”, “Anlatabilmek Üzerine Brikolaj” bu sayımızdan bazı yazı başlıkları. Elbette şiirler, öyküler, söyleşiler de sayfalarımızda sizleri bekliyor…

Varlık, 1 Nisan’da kitabevlerinde.