Varoluşcu bir anlayışla sahnelenen oyun ‘Söz’
14.11.2017 08:40 KÜLTÜR SANAT
“Kelimeler ve cümleler sonradan üretilmiş iletişim araçlarıdır. Biz en özünde en ilkel şekliyle durumu değerlendirdiğimizde biz aslında tenimizle, kokumuzla, dokunarak, bakarak, vücut dilimizle aslında her şeyi ifade edebiliyoruz. Sürekli görünür haldeyiz ve bundan kaçış yok”

DERYA AYDOĞAN

Serkan Karabayır’ ın “21yy. Tiyatrosuna Bakış” sözüyle açımladığı “Söz” oyunu Sanem Soğukpınar ile birlikte kaleme alınmış tek kişilik deneysel bir performans çalışması. Şan Bingöl, bir saat boyunca varoluşçu anlayışla, etkileyici bir performans sergiliyor. Oyunla ilgili tüm detayları Şan Bingöl’e sorduk.

» Kalabalık içinde sessiz olmayı seçen bir adamın hikâyesini görüyoruz “Söz”de.
Karakterimiz, toplum içinde yaşadıklarından ve topluma bakış açısıyla birlikte, sıkışmış kalmış, boğulmuş bir karakter. Zihinsel olarak düşüncelerinde çok uca gitse de, bir noktada sanrıya dönüşen tavırlar sergilese de aslında çok da bilinçli bir karakter.

» Hep ‘normal’ görünmeye çalıştığımız için bu sanrıları çekiyoruz. Hepimizin farklı şekillerde ortaya çıkan arızalı olan yanlarımız var. Oyunda bu arızalı yanından keyif alan bir adam mı var?
Evet. Bu arada karakterimizin bir adı yok. Toplumumuzdaki insanların hem sosyal medyada hem de bir şekilde iletişim haline geçtiğimiz her anda, takılan o maskenin altında yatan gerçekliği dışa vuran bir karakter. Zihninin katmanlarında nerelere varıyorsa, nerelerde yaşıyorsa, bunu bize net bir şekilde gösteriyor. Dışardan görünmeyen ama içimizde olan o tüm travmaları, göstererek yaşayan bir karakter.

» Yaptığından dolayı pişman olması gereken bir adamdan duymak istediğimiz cümleler çıkmıyor ağzından.
Günümüzde birçok insan pişmanlıklarıyla yaşıyor. Geçmişe dönüp baktıklarında kazanamadıkları, kaybettikleri üzerinden karşı tarafı yargılıyor. Evlilik döneminde ve evlilik dönemi sonrası yaşadığı tüm süreci bir bütünlük olarak görebilen, yaşadığı her anın bilincinde olan bir adamın hikâyesi bu.

» Oyunu anlatan cümlelerden biri de sanırım“Yukardan baktığımda hepiniz önden ve arkadan nasıl göründüğünüzü umursuyorsunuz. Kimse yukardan nasıl göründüğünün farkında değil”değil mi?
Kendini toplumdan soyutlayan bir karakter ve bu bir dönem. İnsanları gözlemliyor. Evinin penceresinden sürekli olarak geçenleri izliyor. Sokağa indiği zaman da aynı şeyi yapıyor. Maskelerinin altında yatan tüm gerçeği bildiği için, onları en savunmasız yerden yakaladığını düşünüyor. Bu kapitalist düzende, kapkaççı zihniyetle herkes bir yerlere varmanın peşinde. İnsanoğlunun sahip olduğu o gerçekliği unuttuğu gün, ağırlaştırılmış kapitalist sistem üzerine kurulu olan düzende, insan birçok gerçekliğini unutmuş durumda. Bizler kendi ihtiyaçlarımız üzerinden ilişkiler kurmak üzerine yaşıyoruz. Bugün bize dayatılan bu sistem, bizim bütün tavırlarımızı, düşüncelerimizi ve görüntülerimizi değiştiriyor. Bu adam normal olanı yaşamanın peşinde.

varoluscu-bir-anlayisla-sahnelenen-oyun-soz-383611-1.» Varoluşçuluk anlayışıyla mı oluşturuldu bu metin?
Biz bu metni, yönetmenim ve dramaturgumla birlikte bolca, toplum ve varoluş üzerine yaptığımız sohbetler ve kısa kısa provalarımızla oluşturduk. Bildiğimiz tanıdığımız hikâyeler üzerinden cümleleri adeta liğme liğme parçalayarak metne ekleyerek bu adamı oluşturduk. Varoluşçuluk yaklaşımıyla oluşturulmuş bir metin kesinlikle. Biz bunu dediğim gibi üzerine bolca konuşarak, bu yüzden bizim için, gördüğümüz tanımladığımız ve içine girmeye çalıştığımız bir karakter değil bu zaten sahip olduğumuz , içinde olduğumuz şeyler üzerinden oluşturduk.

» Tanığımız birine değil de kendimize yakından, büyüteçle bakmak gibi mi?
Evet dünyadaki tüm toplumları da düşündüğümüz zaman, uluslararası bir metin çünkü tüm sıkışmışlıkları da ortaya koyuyor. Birçok kişi oyunda kendini buluyor. Aynı şeyleri hissettiğimiz benzer şeyler yaşadığımız bir hayat var.

» Oyunda bir ‘göz’ illüstrasyonu var ve yardımcı oyuncu gibi dikkat çekiyor. Dramaturji açısından faydası ne oldu sence?
Bu göz bizim ‘Gateofsoul’ projesi kapsamında çekmiş olduğumuz bir göz. Benim kendi gözümün çekimi yapıldı. Göz parmak izinden daha da önemli olarak insana daha özel daha ait bir yapı, organ. Oyunda karakterin dünyasına açılan bir kapı gibi görüyoruz. Göz, seyirciye baktığı için de, herkese bakan, her şeyi izleyen bir göz olduğunu anlatıyor.

» Biz birilerini izlerken başkalarının da bizi izlediğini unutuyoruz.
Kesinlikle böyle. Toplumun içindeyken bunu unutuyoruz ama biz de başkalarını gözlüyoruz hep. Bir şekilde hep görünüyoruz yani. Kelimeler ve cümleler sonradan üretilmiş iletişim araçlarıdır. En ilkel şekliyle biz aslında tenimizle, kokumuzla, dokunarak, bakarak, vücut dilimizle aslında her şeyi ifade edebiliyoruz. Sürekli görünür haldeyiz ve bundan kaçış yok.

» O zaman, “Toplum dediğimiz şey ‘bizden’ oluşuyor. Bunu unutmamız gerekiyor sanırım. Şikâyet ettiğimiz toplum baskısı denilen şeyi biz de başkaları için yapıyoruz” mu, anlatılmak istenilen?
Aynen öyle. Bu oyun da bununla yüzleşmemizi sağlıyor.

Her pazartesi İstanbul’da İkinci Kat’ta oynayan Söz, 2 Aralık’ta Ankara’da, Uluslararası Sanat Festivali’nde, 16 Aralık’ta da İzmir Tiyatro Festivali kapsamında tiyatroseverlerle buluşacak.