Vasatlık modası
02.01.2017 10:18 SPOR
Türkiye temsilcileri Euroleague’in ilk yarısında vasatı aşamadı. Dört takımın ilk bölümde sergilediği performansı değerlendirdik

Eren Tutel

Avrupa basketbolunun bir numaralı Euroleague’de sezonun ilk yarısı tamamlandı. Yeni formatıyla katılımcılarına NBA havası yaşatan ligde Türkiye’yi temsil eden dört ekibin vasatı aşamadıklarını söyleyebiliriz. Turnuvanın en büyük favorilerinden biri olan Fenerbahçe özellikle zorlu deplasmanlarda yaşadığı sıkıntıyla dikkat çekerken, sarı-lacivertliler dış sahada oynadığı 8 maçın 4’ünü kaybetti. Kanarya, toplamda 9 galibiyet, 6 mağlubiyetle 15 maçlık ilk bölümü tamamladı.

Sezona ciddi bir bütçeyle ve David Blatt’i takımın başına getirerek iddialı bir başlangıç yapan Darüşşafaka ise istikrarsız performansıyla istediğini sahaya pek yansıtamadı. İlk bölümü 8 galibiyet, 7 mağlubiyetle tamamlayan yeşil-siyahlılar play-off potasının içinde yer aldı. Yıllardır her sezona iddialı başlayan ancak sonunu getiremeyen Anadolu Efes 7 galibiyet, 8 mağlubiyetle play-off sınırında ilk devreyi bitirdi. Hem yönetim, hem de teknik açıdan büyük sıkıntılar yaşayan Galatasaray ise 4 galibiyet, 11 mağlubiyet ile tabiri caizse ligin dibine demir attı. Dört takımın ilk bölümde sergilediği performansı mercek altına aldık:

Fenerbahçe: Ligin tartışmasız CSKA Moskova’yla beraber en büyük favorisi. Son iki sezonda Final Four oynayan, geçen sezon şampiyonluğu uzatmada kaybeden sarı-lacivertliler için pek de parlak geçmeyen bir ilk devre olduğunu söyleyebiliriz. Kalbur üstü takımlar karşısında deplasmanda ciddi sıkıntılar çeken Kanarya’nın bazı maçlarda gerekli çabayı göstermemesi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Geçen sezon neredeyse hiçbir maçta geri adım atmayan finalde 20 sayıdan geri gelerek maçı uzatmaya taşıyan Fenerbahçe’nin kolay pes etmeye başlaması sıkıntılı bir durum. Luigi Datome ve Boby Dixon gibi geçen sezonun kilit oyuncuların formsuzluğu, rotasyonun giderek daralması, yerli oyunculardan hiçbir katkı alınmaması tahtanın eksi tarafına yazılacak unsurlar. Ekpe Udoh’ın giderek artan formu, en büyük rakip CSKA karşısında deplasmanda alınan galibiyet ise artı tarafta olan unsurlar. Özetle enseyi karartmaya gerek yok ancak tedbir almakta fayda var.

Darüşşafaka: David Blatt’ı takımın başına getirerek flaş bir hamle yapan ve ciddi bir bütçeyle Final Four hedefiyle sezona başlayan Darüşşafaka’nın günü gününü tutmadı. Bazı maçlarda olağanüstü performans sergileyen, bazıların da ise sıkıntılar yaşayan yeşil-siyahlıların bu istikrarsız performansa rağmen play-off potasında yer alması umut verici. Blatt'in henüz takıma istediği oyun felsefesini aşılamayı başaramadığını düşünürsek, ikinci bölümde daha iyi bir Darüşşafaka görmemiz mümkün. Ancak takımın taraftar desteğinden yoksun olması bu yeni kurulan ekibin en büyük sorunu ve halletmeleri gereken en büyük problem.

Anadolu Efes: 1990-2000 yılların başında ülkeyi basketbolu sevdiren takım olan lacivert-beyazlıların 5-6 yıldır süren serbest düşüşü devam ediyor. Türkiye basketbolunda başarı ve istikrar denilince akla gelen Efes bu geleneğini her geçen yıl yitiriyor. Bu sezona da farklı bir koçla, ‘aynı’ hedeflerle başlayan Efes ilk yarıda istediği görüntünün bir hayli uzaktı. Ligin kalbur üstü hiçbir takımı karşısında istediğini elde edemeyen lacivert-beyazlılar, Kızılyıldız’ın altında 9’uncu sırada tamamladı ilk yarıyı. Bazı maçlarda savunmada büyük problemler yaşayan Efes’in hâlâ ciddi play-off şansı var. İkinci yarıda farklı bir yapıya bürünülürse her şey mümkün.

Galatasaray: Geçen sezon Eurocup'ı kazanarak devler arenasına çıkma hakkı kazanan Galatasaray bu sezonki yapılanmasıyla takım nasıl yönetilmezin dersini verdi diyebiliriz. Başarının mimarı olan kemik yapıyı koruyan ancak yaptığı transferleri takıma bir türlü monte edemeyen sarı-kırmızılılar, büyük buhran yaşadı diyebiliriz. 15 maçın sadece 4’ünü kazanabilen Galatasaray bu sezonun bir an önce bitmesini dileyecek.