Ver mehteri! Ceddin Deden…
Fatih Yaşlı Fatih Yaşlı

Yaklaşık bir ay sonra “devlet tek bir kişinin tapulu mülkü olsun mu olmasın mı” oylaması için sandığa gideceğiz. Üstelik Olağanüstü Hal yönetimi altında, temel hak ve özgürlükler askıya alınmışken, parlamento çalışmazken, kanunların yerini kararnameler almışken, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Parlamento fiilen devre dışı bırakılmışken, onlarca gazeteci cezaevindeyken, yüzlerce akademisyen KHK’ler ile üniversiteden atılmışken yapacağız bunu ama “Hollanda ve Almanya Avrupa Birliği değerlerine ihanet ediyor” öyle mi?

Ülkenin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanları ve milletvekilleri hapishanede, dışarıdaki vekiller oyun oynar gibi gözaltına alınıp bırakılıyor, sonra tekrar alınıyor. Belediyelerine el konulup kayyum atanmış, kadrolarına her gün düzenli olarak operasyon yapılıyor, parti siyaseten iş göremez hale getirilmiş, adeta fiilen kapatılmış durumda ama “Avrupa’da aşırı sağ ve neo-Nazizm yükseliyor” öyle mi?

Ana muhalefet partisinin genel başkan yardımcısı, Selin Sayek Böke, ülkenin en büyük üniversitelerinden birine, Boğaziçi Üniversitesi’ne alınmıyor. Başka bir üniversite, Bilgi Üniversitesi, rektörünün “Büyük baskı altındayız” açıklamasıyla birlikte muhalif bir vekilin, Aylin Nazlıaka’nın üniversitedeki etkinliğini iptal ediyor, bir ilin valiliği Meral Akşener konuşamasın diye il çapında toplantı yasağı getiriyor, “Hayır” diyenler tehdit ediliyor, gözaltına alınıyor, saldırıya uğruyor ama “Türkiye’de demokrasi yükselirken Avrupa’da çöküyor” öyle mi?

Neslin Baban

Meclis Başkanı’na soracak olursanız “Hollanda, bizim kürdan cebimiz. 41 bin kilometrekare hatta biraz daha az, yani Konya'dan küçük.” Doğru, Hollanda Konya kadar bir yer, tarım toprakları Türkiye’nin yirmide biri civarında ama ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı, tüm dünyadaki domates, biber, salatalık ihracatının üçte birini tek başına yapıyor. Bir karşılaştırma olsun diye söyleyelim, “kürdan cebimiz” Hollanda’nın 2014 yılı tarım ihracatı 85 milyar dolarken, Türkiye aynı yıl sadece 17,4 milyarlık tarımsal ürün satabilmiş. Peki nasıl olacak bu işler, kürdan-Konya hamasetiyle varılacak yer neresi?

Hükümet sözcüsüne bakılırsa, “Hollanda’ya ekonomik yaptırım uygulayabiliriz” ama sahiden öyle mi acaba? Türkiye’ye yurtdışından gelen doğrudan yatırımlarda Hollanda 22 milyar dolarla başı çekiyor, yıllık üçer milyar dolar civarında ithalat ve ihracatımız var, her yıl yaklaşık bir milyon Hollanda vatandaşı Türkiye’ye geliyor ve milyonlarca Euro harcama yapıyor, Hollanda’da yaşayan yüz binlerce Türkiye vatandaşı tasarruflarını, birikimlerini Türkiye’ye getiriyor, bu da döviz gelirlerine katkıda bulunuyor. Hollanda ekonomisinin Türkiye ekonomisine bağımlılık derecesi ile Türkiye ekonomisinin Hollanda ekonomisine bağımlılık derecesini sakin kafayla karşılaştırdığımızda sahiden de “Hollanda’ya ekonomik yaptırım uygulayabiliriz” mi sizce?

Hep kahraman…

Geçen yıl Rusya’ya karşı at sırtında Moskova seferine çıkıyor, tezek yakıyor, Putin’e “Ne işin var Suriye’de” diye efeleniyorduk. Bu sene, Emevi Cami’nde birlikte namaz kılacağımız cihatçıları Halep’ten Rusya ve İran’la birlikte çıkardık. Altı ay önce İncirlik’in kapatılmasından, NATO’dan çıkmaktan söz ediyorduk, bugün Trump’tan bir randevu koparmaya, İran karşıtı cepheye asker olarak yazılmaya, Rakka Operasyonu’na ucundan kıyısından dâhil olmaya çalışıyoruz. Trump Müslümanları ABD’ye sokmamak için ardı ardına kararnameler çıkarıyor, ABD Suriye’de cami bombalayıp Müslümanları öldürüyor ama biz Hollanda’nın İslam düşmanlığından söz ediyoruz. İsrail hoparlörden ezan okunmasını yasaklıyor, Filistin halkına zulme devam ediyor, Suriye’yi vuruyor ama biz Avrupa’da yükselen ırkçılıktan söz ediyoruz. Velhasıl, düşmanlarımız hiç eksilmiyor ama hep değişiyor. Dahası, o dönem manipülasyon için kime ihtiyaç duyuyorsak, o birdenbire düşmanımız oluveriyor, gerisine ise gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır.

Türk milleti

Hollanda’ya “ölmeye giden” bakanın kardeşi İstanbul Belediyesi’nden bir milyon dolarlık üç ihale almış diyor gazeteler haberin var mı? Çanakkale Köprüsü için günlük 45 bin araç geçiş garantisi vermişler müteahhit firmaya, geçiş kişi başı 15 Euro artı KDV’ymiş, 45 binin altında her kalındığında üstünü sen tamamlayacakmışsın, bunu biliyor musun? İşsizlik, enflasyon, döviz almış başını gitmiş ama seni hamasetle, kof, içi boş milliyetçilikle, vatan-millet-Sakarya edebiyatıyla uyutuyorlar farkında mısın?

Bu ülkenin yurttaşı olarak insanca bir ücret, insanca bir sağlık hizmeti, insanca bir konut, insanca bir kent, insanca bir trafik isteyeceğine, “Ver mehteri” deyip kesesini dolduran adamların peşinde koşuyor, patrondan azar işittikçe, ay sonunu getiremedikçe, eve ekmek götüremedikçe, televizyonda Osmanlı dizileri izleyip en ilkel fantezilerini tatmin ediyorsun. Durum böyleyse peki, suç kimin sahiden de? Ne diyordu şair: “Demeğe de dilim varmıyor ama/kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!” Şair haklı, aynen öyle.