Ya faşizm kazanacak ya biz…
20.11.2016 09:48 BİRGÜN PAZAR
Bu güzel memleketin hürlük türküsü 1919’da söylenmeye başlandı. O türkü Amasya’da, o türkü Erzurum’da, o türkü Balıkesir’de, o türkü Sivas’ta yükseldi. O türkü memleketin tüm cephelerinde bizim sesimizle yükseldi

EMRE YILMAZ - Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Örgütleri Genel Başkanı

Tanık etmenin bile zor olduğu zamanlardan geçiyoruz. Çok okuyan bir ülke değiliz ama hepimizin eline es kaza geçmiş herhangi bir kitaptan görebiliyoruz bugünü. Okuduğumuzda 'nasıl yaşanmış' diye sorduğumuz soruların cevaplarını alıyoruz bugünlerde. Yaşananlar tekrarlayan bir tarihi anlatıyor bize. Onlar kondurmuyor ama tarih yanıltmazsa-ki yanıltmaz- faşizmin ülkesini kuruyor beyefendileri.

Sorgulamıyor, sorgulatmıyor. Evinde, iş yerinde, okulunda, oturduğun otobüs koltuğunda, arkadaşlarınla gittiğin kafelerde hisset istiyor tehlikeyi. Kork ve kabul et. 'Tek çıkış yolun beni kabullenmek' diyor her yerde. 'Ben geleceğim' diyor, 'her şeyin başkanı olarak geleceğim.' Neler yapabileceğimi hâlâ görmüyor musun diyor her gün. Başka bir şey duyma diye yapıyor her şeyi.

Yaşadığın kenti yok ediyor, anılarını o yıkıntıların arasında bırak istiyor. Okuduğun gazeteyi kapatıyor. Gazetecini içeriye alıyor. Oy verdiğin belediye başkanını, vekili alıyor yanında. Göstermiyor hiçbirini sana. Kabul et istiyor, ayaklanamayacak kadar umutsuz kal istiyor. Senin herkesi sokağında ağırladığın Gezi Direnişi'nin karşısına sokağa çıkmaktan korktuğun “15 Temmuz destanını” koyuyor. Geleceğinin nasıl çalındığını gördüğün bir pisliği senin en güzel günlerinin karşısına koyuyor. Gencecik insanları kaybettik, hatırlayalım. Bu da mı ağırımıza gitmiyor?

Ama çok daha ağırına hazırlık yapıyor şimdi. Geriye son bir şeyin kaldığını iyi biliyor. Başkanlık dediği Saray Rejimi için mevcut olanın gitmesi gerek. Cumhuriyet gitmeli, laiklik bitmeli, emek mücadelesi yok olmalı. Diriliş, kutlu yol, AKP davası vs. dediği şeyin üstüne kurulacağı zemin, İslami olana ya da tek güce dayandırılan tüm gelişmelerin normalleştirilmesiyle oluşacak. Sürekli saldırıyor, Cumhuriyet’e, kuruluşuna ve kuranlara. Bunu da kasıtlı yapıyor. 1923’ün güçlü sesinden ve geçmişinden daha büyük bir hikâyesi asla olmayacak çünkü.

•••

Bugün yazılıyor dediğimiz tarihe karşı bizim güçlü bir tarihimiz var. Ve gelecek, onun anlatısını ve devamını hak ediyor.

Bu güzel memleketin hürlük türküsü 1919’da söylenmeye başlandı. O türkü Amasya’da, o türkü Erzurum’da, o türkü Balıkesir’de, o türkü Sivas’ta yükseldi. O türkü memleketin tüm cephelerinde bizim sesimizle yükseldi. O türkünün sahibi birinci kurucu kuşak, vatan ve hürriyet peşinde verdiği mücadeleyi kolonyalist ülkelere ve onun buyruğu altında olan saraya karşı zaferle sonuçlandırdı. Ve o zafer 1923’te bu ülkeyi yeniden doğurdu, “Cumhuriyet” olarak.

Yani bizim geçmişimiz, bizim Cumhuriyetimiz bir mücadeleden, bir cesaretten doğdu. Rotasını Malta’ya değil Samsun’a çeviren bir gemiydi o cesaretin başlangıcı. 20’li yaşlarında memleket sevdasıyla başka geleceği düşleyen ve düşletenlerin kavgasıydı o cesaretin devamı. O cesaretten birinci kurucu kuşak memleketi, ikinci kuşak mücadeleyi bize miras bıraktı.

Dünya bugün bir krizde. Yılların yazamayacağı yıkımı 7 Haziran’dan beri yaşayan bu topraklar bir krizde. Ve bu kriz bir çıkış yolu bekliyor. Bu güzel memleket, bu çıkış yolunu kendileriyle beraber yürütecek yeni kurucu kuşağını bekliyor. Memleket ve mücadele mirasına sahip çıkacak cesareti arıyor.

Emperyalizme veya bugün çok daha kullanılır haliyle neo-liberalizme karşı emeğini ve yaşamını savunan, kendi geleceğini yazan, topraklarının felsefesini koruyarak yarına taşıyan bir kuşağa ihtiyaç duyuyor.
Ama biz bu beklentiden çok daha fazlasından sorumluyuz. Başkanlık adım adım gelirken, parlamenter demokrasi yok olurken, yargı ayaklar altındayken, üniversitelerimiz ve yaşam alanlarımız talan edilirken bizim o kuşağı bekleme ya da arama lüksümüz yok.

1923’ün, 1968’in tarihini yazanlar bir kuşağı beklemediler, tüm inandıklarıyla bir kuşak oldular. Bizler de bugünü yazacak ve yarını yaratacak olan yeni kurucu kuşak olmak zorundayız.
Evet, tarih tekrar edecek. Ya faşizmden ya bizden yana.