Ya hep beraber ya hiçbirimiz

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin yayınladığı verilere göre 2015’in ilk üç ayında en az 351 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi (www.guvenlicalisma.org). Bu iş cinayetleri beklenmedik ya da öngörülemeyen durumlardan değil, daha en başından ne olacağı, nasıl olacağı ve nelere yol açacağı belli olan tehlikeli durumların gerçeklik kazanmasından kaynaklanıyor. Riskleri azaltmak, kazaya yol açabilecek durumları önceden tespit ederek ortadan kaldırmak gibi uygulamalar ek maliyet getirdiği için yapılmıyor ve sonuçta zarar gören sadece işçi oluyor. İşçiler ölürken şirketler büyüyor.

Mesele sadece iş cinayetlerinde hayatını kaybetmekle de sınırlı değil. Çalışma ortamında bulunan sağlığı bozucu çeşitli kimyasal maddelere temas veya soluma yoluyla “maruz kalmak” çok daha fazla sayıda işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Ama bu konuda düzenli sağlık kayıtları yok ve var olan rakamlar da gerçeği yansıtmıyor. Örneğin 2013 yılı SGK istatistiklerinde meslek hastalığına tutulan işçi sayısı 371 olarak verilmiş. Çok düşük bir rakam bu. Sadece boya imalatı işinde çalışan işçiler üzerine yapılacak bir maruziyet çalışması bile çok ürkütücü sonuçlar çıkaracaktır ortaya. Ne olduğu, neden olduğu, neye maruz kalındığında zamanla nelere yol açacağı iyi biliniyor çünkü.

Ancak bu sağlıksız koşullara maruz kalmanın, mahkûmiyetin sadece iş ortamları ile ve o işlerde çalışanlarla sınırlı olmadığı, çok daha yaygın olduğu ve herkesi etkilediği söylenebilir.

Bir örnek
Geçen hafta Dünya deniz ve okyanuslarındaki plastik atıklarının kaygı verici seviyede olduğunu açıklayan bir çalışma yayınlandı (http://www.pnas.org/content/111/28/10239.full.pdf). Çalışmada yer alan Akdeniz ile ilgili bulgular “Akdeniz’de plastik kirliliği” başlığı altında çeşitli medya organlarında yer bulmuştu. Ancak çalışmanın odak noktası Akdeniz değil. Çalışma, dünya deniz ve okyanuslarının yüzde 88’inde plastik kalıntısı olduğunu ve daha önemlisi 1980’li yıllardan bu yana dünya okyanuslarındaki plastik miktarının değişmediğini söylüyor. Deniz ve okyanuslara attığımız plastik esaslı çöp miktarı sürekli artmasına rağmen birim hacimde bulunan plastik miktarının değişmediğini belirtiyor yani.  Enteresan ve aynı zamanda da büyük bir probleme işaret eden bir veri bu. Peki ne oluyor?

Saçımız, tırnağımız,
süngerden poşetimiz

Polimer sözcüğü Yunanca “çok parçalı” anlamına gelir. Plastik bir polimerdir; tıpkı tırnaklarımız ya da gıdalarımızda bulunan nişasta gibi. Ancak plastik polimerleri tırnaklarımızdan çok daha uzun, binlerce yıl ile ölçülen ömürlere sahiptir. Nişasta gibi sindirilemez de. Deniz ve okyanuslarda bulunan plastik materyal zaman içinde güneş ışığı, mekanik çalkalanma gibi yollarla milimetrik boyutlardaki parçacıklara kadar ufalanıyor. Ufalanan bu parçacıklar su yüzeyindeki anaforlar vasıtasıyla okyanus derinliklerine gömülüyor. Ama hikâye burada bitmiyor. Gömülen parçacıkların bir kısmı nanometrik boyutlardaki parçalara kadar bölünmeye devam ediyor. Bir kısmı sahillere vuruyor ya da bir kirlilik unsuru olarak suda kalıyor. Ama en önemlisi derinlere gömülen küçük parçacıklar deniz canlıları tarafından yutularak besin zincirine dahil oluyor. Her yıl deniz ve okyanuslara milyonlarca ton plastik çöp atılmasına rağmen miktarlarının artmamasının sırrı bu. 

Sorun şu: Plastik partiküller çevrelerindeki toksik kimyasalları bir sünger gibi emiyor ve beslenme yoluyla bir canlının vücuduna girdiğinde ise bu kimyasalları geri kusuyorlar. Deniz ve okyanuslardaki canlı yaşam büyük zarar görüyor. Bu canlılardan beslenen kara canlıları ve insanlar da. Doğadaki toksik kimyasalları yoğunlaştırılmış bir şekilde vücudumuza almanın yeni bir yolunu bulmuş gibiyiz.

Sağlığın, geleceğin garanti altında olduğu “güvenli” yerler yok. Bize “güvenli” bir hayat sunma iddiasında olan her şey hayatı aşındırıyor aslında. Hayatın her alanına sızan, hepimizi etkileyen sağlıksız, mütecaviz ve üstelik yasal bir süreç bu.

Önceki haberTuhaf ötesi zamanlar-2
Sonraki haberNisan yağmuru

BİZİ TAKİP EDİN

360,161BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,247TakipçiTakip Et
7,971AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL