Yabancı dil eğitiminin geleceği müdürlerde
19.08.2018 08:28 EĞİTİM
Dil öğretimindeki sorunları çözmek amacıyla iki yıl önce başlatılan 5’inci sınıflarda yabancı dil öğretim programının kaderi okul müdürlerinin inisiyatifine terk edildi

MUSTAFA MERT BİLDİRCİN [email protected]

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “Eğitimde niteliği artırmak ve öğrencilerin en az bir yabancı dili iyi derecede öğrenmesini sağlamak” amacıyla bazı ortaokulların 5’inci sınıflarında başlattığı İngilizce eğitimi uygulaması, okul müdürlüklerinin inisiyatifine terk edildi. Uygulamaya konulduğu 2017-2018 eğitim yılı başında tüm öğrencileri kapsamadığı gerekçesiyle eleştirilen 5’inci sınıflardaki İngilizce dersinin kapsamı, Bakanlığın önceki gün aldığı kararla daha da daraltılarak son söz okul müdürlerine bırakıldı.

MEB, yabancı dil öğretiminde yaşanan sorunları çözmek amacıyla, “5’inci sınıflarda yoğunlaştırılmış yabancı dil öğretim programı”nı 2017-2018 eğitim yılının başında pilot çalışma olarak hayata geçirdi. Bakanlığın, “Devrim” olarak sunduğu çalışmayla, bazı ortaokulların 5’inci sınıfları yabancı dil hazırlık sınıflarına dönüştürüldü.

Bu kapsamda yapılan çalışmalar çerçevesinde Bakanlık bürokratları zaman zaman yurtdışında incelemelerde bulundu ve akademisyenler ile pedagoglardan görüş alındı. Eğitim uzmanlarının, “Yabancı dili öğretmek için en uygun yaş grubu 11, yani 5’inci sınıftır” görüşüyle hızlandırılan çalışmalar ile imam hatip ortaokullarının da ilk sınıflarında Arapça öğretilmesine olanak sağlandı. İlk etapta özel okullarda ve devlet okullarının bazılarında uygulanan projenin daha sonra tüm devlet okullarına yaygınlaştırılacağı ve pilot uygulamada başarılı sonuçlar alındığı belirtilse de MEB, önceki gün aldığı yeni bir kararla projeyi adeta rafa kaldırdı.

Son söz okul müdüründe
MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü’nün il müdürlüklerine gönderdiği yazıyla, ortaokullardaki yabancı dil eğitimine yönelik çalışmalar “güncellendi”. Uygulamanın, “Okulların imkan ve şartları dikkate alınarak” hayata geçirileceğini bildiren yazıda son sözün okul yönetiminde olduğu ifade edildi. Uygulamanın yapılacağı şubelerde öğrenim görecek öğürencilere yönelik herhangi bir seviye belirleme sınavı yapılmayacağı belirtilerek “Okul müdürlüğünün kararı ve velilerin talepleri doğrultusunda, isteyen okulların 5’inci sınıflarında haftada 18 saate kadar yabancı dil eğitimi uygulaması yapılabilecektir” denildi.

‘Eşitliği bozacak’
MEB’in 5’inci sınıflardaki yabancı dil eğitimine ilişkin aldığı kararın, “Anlaşılması güç” olduğunu söyleyen Eğitim Sen Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Bozdoğan, uygulamanın okullar arasındaki eşitliği bozacağını savundu. Bakanlığın, yabancı dil öğretiminde yaşanan sorunlara kalıcı ve geçerli bir çözüm üretemediğini söyleyen Bozdoğan, “Çözüm üretilemediği gibi, esasında yabancı dil öğretimine dönük geçerli ve etkili bir yaklaşım ve bu yaklaşıma bağlı yöntemler de yaşama geçirilememiştir. Pek çok ülkede yabancı dil öğretimi kamu okullarında, öğrencilerin gereksinimlerini karşılayacak kadar öğretilirken MEB bu konuda sınıfı geçememiş ve yabancı dil öğretimi istenen seviyede hiçbir dönem gerçekleştirilememiştir” diye konuştu.

Bozdoğan, ortaöğretime geçiş başata olmak üzere yabancı dil ağırlıklı eğitim alan öğrenciler ile diğerlerinin tabi olacağı statünün farklılaşacağını ve eşitsizliğin derinleşeceğini vurgulayarak “Aksi durumda da iki farklı eğitim dizgesini bitiren öğrencileri aynı seçme veya yerleştirme sınavına alınmasının yaratacağı sorunlar gibi sorunla yaşanacaktır” dedi. Yabancı dil eğitimiyle ilgili kararın okul müdürlüklerini bırakılabilecek bir karar olmadığının altını çizen Bozdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim kamusal bir hizmettir ve tüm öğrencilere eşit olarak sunulması gerekir. Yoksul ailelerin yoğun olduğu semtlerde bu uygulama büyük olasılıkla yaşama geçmeyecek ancak kentlerin görece ekonomik olarak gelir düzeyi daha yüksek kesimlerinin ikamet ettiği bölgelerde uygulanacaktır. Bu durumun yoksul ailelerin çocukları aleyhine sonuçlar üreteceği açıktır. Ayrıcalıklı okullar ve sınıflar yaratmak anlamına gelecek bu uygulamanın pedagojik açıdan ciddi sorunların kaynağı olacağını görmek gerekir.”