Yabancı kısıtlaması; bitmeyen hikâyemiz
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

2013-2014 sezonunun başıydı. Türkiye Futbol Federasyonu ülke futbolunun bitmeyen hikâyesi yabancı kısıtlamasında yeni bir sayfa açıyor ve yeni sezonda “6+0+4” kuralının uygulanacağını açıklıyordu. Kulüplere 10 yabancı futbolcuyla sözleşme hakkı tanınmış, ancak sadece 6 tanesinin kadroda yer almasına izin verilmişti. O zamanlar, ”Tribünde oturan futbolcuya maaş ödemenin mantığını bilen var mı dersiniz?” diye sormuştuk ama zamanla gördük ki mesele orta yolu bulup herkesi bir şekilde mutlu etmekmiş. Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip bir ülkenin altyapılarına önem vermek yerine, mantık dışı bir kurala sığınması ülke futbolunun hazin fotoğrafıydı ama kimin umurunda… Ve geçtiğimiz günlerde ülke futbolunun yazboz tahtasına döndürülmüş “Yabancı Kısıtlamasına” yeni bir düzenleme getirildi. Yazboz diyorum, çünkü yabancı planlaması son 10 senede 10 kez, Demirören döneminde ise 5 kez değiştirildi. Anlayacağınız; değişemeyen tek şey değişim futbolumuzda, bir de Passolig inadı!  TFF, Süper Lig’de 2015-2016 sezonundan itibaren kulüplere 28 kişilik takım kadrolarında 14, 18 kişilik oyuncu bulundurma hakkı verildiğini duyurdu. Bu vesileyle Avrupa’nın önemli liglerindeki uygulamaya göz atalım, anlatalım kalemimiz yettiğince.

Önce günümüzde yabancı futbolcu cennetine dönmüş Premier Lig... Kurulduğu 1992-1993 sezonunda, sadece 13 yabancı futbolcu forma giymiş ama zamanla artmış yabancıların sayısı. Hem de ne artış! 2000–2001 sezonunda ligde forma giyen futbolcuların yüzde 36’sı yabancıymış. 26 Aralık 1999 tarihinde, Ada futbolunda ilk kez Chelsea, tamamen yabancılardan kurulu 11 ile sahaya çıkmış. 14 Şubat 2005 tarihinde oynanan maçta, Arsenal’in 16 kişilik takım kadrosunda Ada topraklarında dünyaya gelmiş tek futbolcu bile yokmuş. 2009 senesinde, Premier Lig’de mücadele eden 20 takımın kadrolarında ortalama 13 yabancı futbolcu yer almış. Ligde mücadele eden futbolculardan yüzde 40’ı İngiltere doğumluyken, geri kalanları Ada’nın dışında dünyaya gelmiş. 2012-2013 sezonunda Premier Lig takımlarında forma giyen yabancı futbolcu sayısı 233... Bunlardan 25’i Fransız, 24’ü İspanyol, 23’ü İskoç, 20’si Gallerli… Listede ayrıca 14 Brezilyalı, 12 Belçikalı, 11 Hollandalı ve 10 Arjantinli var. 73 farklı milletin futbolcuları top koşturuyor dünya futbolunun en görkemli liginde. Kurulduğu günden beri 99 ülkeden bin 598 yabancı futbolcu boy göstermiş Premier Lig takımlarında. Avrupa Birliği ülkeleri dışından gelen ithal futbolcular için kural net: Milli takımının son iki senede oynadığı maçların yüzde 75’inde forma giymiş olması, ayrıca futbolcunun milli takımının FIFA sıralamasında ilk 70 içinde yer alması şart. Özetle; elitleri ithal ediyor İngilizler. Haliyle bu kural ligin kalitesini de yükseltiyor…

Bundesliga’da ise en az 12 Alman futbolcunun kadroda bulunması şartı var. En az 8 futbolcu ise altyapıdan yetiştirilmeli. 2012-2013 sezonunun Şampiyonlar Ligi finalinde yer alan Borussia Dortmund ve Bayern Münih’in kadrolarında yer alan 26 futbolcunun “evden yetişmiş” olduklarını, Almanya Milli Takımı’nda oynayabileceklerini hatırlatalım. Ayrıca parasal konuda da rahat Alman kulüpleri. 2011-2012 sezonunda 18 kulüpten 14’ü finans yılını kâr göstererek kapatmış. İspanya’da ise kural biraz daha katı. La Liga kulüpleri Avrupa Birliği dışından gelenler için kadroda sadece 3 yabancı futbolcu bulunma hakkı tanıyor. İspanya’da beş sene geçiren futbolcuların İspanyol vatandaşlığına geçme hakları bulunuyor.

Fransa’da durum İspanya’ya benziyor. Ancak onlar kulüplere 3 yerine 4 yabancı hakkı tanımışlar. Fransa’nın eski kolonilerinden gelen futbolcular yerli statüsünde sayılıyor. İtalya Serie A’da kulüplerin Avrupa Birliği futbolcuları dışında 5 yabancı futbolcu hakları var. Gelelim bizde uygulanacak yeni kurala… Tamam, yabancı kısıtlaması kalksın da, Dernekler Yasası ile yönetilen ve denetlenmeyen kulüplerin transfer hareketlerini nasıl kontrol edeceksiniz? Hasbelkader koltuğa oturmuş şark kurnazı tüccar bir başkanın birkaç fırsatçı menajerle birlikte Mısır’ın üçüncü sınıf bir takımından 11 futbolcu transfer etmesini nasıl önleyeceksiniz? Üstelik haris başkanların, iş bilmez yöneticilerin ellerinde perişan olmuş, kapısına kilit vurulma noktasına gelmiş asırlık kulüplerimizin acınası görüntüleri gözlerimizin önünde öylece dururken. Ülke futbolunun dört büyük (!) kulübünün geliri 1 milyar TL, borcu 1 milyar dolar iken bu borçların katlanarak büyümesinin önüne nasıl geçeceksiniz? Bu yeni uygulamayla, Türk gençlerinin gelişimini nasıl sağlayacaksınız? Sahi, Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip bir ülkenin altyapılarına önem vermek yerine dermanını kullanım tarihini hayli geçmiş eloğullarında araması mıdır önerilen çözüm?