Anasayfa BİRGÜN PAZAR Yakamadığınız cadıların torunları isyanı büyütüyor

Yakamadığınız cadıların torunları isyanı büyütüyor

HANDE GAZEY-PINAR YÜKSEK

El Pais’te 4 Mart’ta yayınlanan bir araştırmaya göre İspanya’da eşitlik mücadelesi veren toplumal hareketlerin 25 yaş altı genç kadınlar üzerinde ciddi bir etkisi var. 25 yaş altında kendini feminist olarak tanımlayan kadınların sayısı son beş yılda iki katına çıkarak %64,5’e ulaştı.

Araştırmaya göre artış sadece genç kadınlar özelinde değil; her yaştan kendisini feminist olarak tanımlayan ve bu mücadeleye katılanların sayısı %10’un üzerinde bir artış gösterdi. Çalışma farklı yaş gruplarının konuya ilgisini ortaya koyarken genç kadınlar ile onların büyükannelerinin feminizme daha çok ilgi duyduğunu aradaki kuşağın ise daha az ilgili olduğu sonuçlarını ortaya çıkardı.

2000 katılımcıyla 24-31 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmaya göre her üç genç kadından ikisi kendini net bir şekilde feminist olarak ifade ediyor. X kuşağı olarak da anılan ve yaşamlarının önemli bir kısmı Franco diktatörlüğünde geçmiş kuşakta ise kendini feminist olarak ifade etme ciddi bir düşüş göstermekte. Eğri 55 yaş aralığına geldiğinde yeniden yükselmeye başlıyor. Universidad Carlos III de Madrid’den sosyoloji profesörü Constanza Tobío gençler ile daha yaşlı jenerasyon arasındaki bağlantıyı şu şekilde açıklıyor: “55 yaş üstü kadınlar gençliklerinde İspanya’nın ilk önemli feminist mücadelelerini yaşadılar ve onları daha pasifize olmuş nesiller takip etti.

Ancak feminist hareket bugün tekrardan canlandı ve yalnızca son beş yıllık süreçte en önemli toplumsal hareketlerden biri haline geldi. Bunu ABD’deki MeToo gibi hareketlerden, Arjantin’den yükselen Ni una Menos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) çığlığından aldığı ilham ve heyecan ile ya da Uluslarası Feminist Grev ile gerçekleştirdi.

Son birkaç yıldır, aynı diğer ülkelerde olduğu gibi İspanya’da da feminist hareketin yeniden doğuşunu gözlemledik. Feminist olduklarını ilan eden gençler 18 yaşından itibaren oldukça ilgililer, yeni bir can suyunun var olduğunu gösteriyorlar bize.”

Biz de Türkiye’de sokakları mora boyayan bu feminist isyanın izini sürmek için, bu 8 Mart’ta alanları mora boyayan çeşitli yaşlardan, illerden, mesleklerden kadınlara sorduk, kendinizi ne zaman feminist olarak tanımladınız ve neden diye…

Buna verilecek tek bir tepki vardı: İsyan!

İstanbul’da öğretmen olan 32 yaşındaki Merve, kadın edebiyatçıların kalemlerinden dökülenlerin izinden düşmüş isyana: “Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. Kendimi feminist olarak tanımlamam kadın edebiyatçıları tanımamla başladı. Gerçek dünya gibi kurgu dünyası da erkeklere aitti, yazarlardan kadın kahramanlara kadar yine onların tekelindeydi. Bu konuda söz söyleyen kadınlar makbul olmayan kadınlar olarak etiketleniyordu. Düşünmek ve üretmek erkeksi bir özellik olarak kabullenilmişti. Tuhaf bir şeyler olduğunu hissettim çünkü kendini dünyanın merkezinde sanan birçok erkekten çok daha zeki ve birikimli olduğum muhakkaktı. Buna rağmen söylediklerimin onlar kadar değeri yoktu. Buna verilecek tek bir tepki vardı: İsyan!” Ankara’da öğrenci olan 19 yaşındaki Şerife ise, kadınlara istemenin, başarmanın, arzulamanın yani tam, mutlu ve özgür bir birey olmanın yasak görülmesine başkaldırmak için, tüm kadınların bu hakkı almasını sağlamak için feminist olduğunu ifade ediyor. Tek yok isyan etmek diyenlerden birisi de İstanbul’dan Tuba. 23 yaşında bir üniversiteli olan Tuba “ergenlik dönemimde yaşadığım baba baskısıyla fiziksel ve psikolojik erkek şiddetiyle tanıştım, bunu okul başta olmak üzere hayatın her alanında gördüğüm cinsiyetçi davranış biçimleri takip etti.” diyor ve üniversitede, ülkede ve dünyada olup bitenleri, kadınların yaşadığı baskı, eşitsizlik ve şiddetin, patriyarka şiddeti olduğunu ve bununla mücadele etmesini gerektiğini anladığında feminist olduğunu ifade ediyor.

Bu topraklarda feminist olmak seçimin ötesinde hayatın vazgeçilmezi

Sivas’ta büyüyen ve 31 yaşında bir gazeteci olan Burcu ise, taşrada kız çocuğu olmanın hissettirdiği zorlukların büyüdükçe arttığını ifade ediyor: “Evli olma şartı bütün benliklere işlemiştir. Evlilik öncesi baba, evlilik sonrası eş baskısı hissedilir. Küçük bir kız çocuğu olarak sokakta oynarken taciz edildiğimde, sokağa küsüp eve kapandığım günlerde, kitaplardan birinde “Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır” sözü aklıma kazındı. Sessizliğin canımı yakmayı geçerek nefesimi kestiği günlerde Oğuz Atay’ın olduğunu öğrendiğim bu sözü hayata geçirme kararı aldım. Susup canımı yakmak yerine konuşup kanatacaktım. Zor oldu ama oldu. Feminist kimliği o gün mü kazanmaya başladım bilemem ama bildiğim şu ki, bu topraklarda yaşıyorsa feminist olmak seçimin ötesinde hayatın vazgeçilmezi. Kadın olmanın evlilik tutsaklığına sığmayacak kadar kocaman olduğunu fark etmek büyütüyor ve kadınların kocaman dünyasına da sahip çıkma özgürlüğünü beraberinde getiriyor.” Sevi ise 25 yaşında İzmir’de yaşayan bir psikolog, o da çocukluğundan itibaren eşitsizliği hissettiğini ve feminist olmanın kaçınılmazlığını vurguluyor: “Okulda, evde, işte karsilastigim her zorlukta “kız kısmı susar,” “alttan almalısın çünkü kadınsın” deniyordu. Susmak zordu, yalnız çıkardğım ses de duyulmuyordu. İşte o an anladım kız kardeşlerimle bir araya gelmenin, seslerine ses vermenin yani feminist mücadelenin önemini. Bu yüzden ‘neden feminist oldun?’ sorusuna verebileceğim tek cevap ‘neden olmayayım ki?’ oluyor.” 60 yaşındaki Sema ise, kendini ne zaman feminist olarak tariflediğini hatırlamıyor ama yaşamın içinden çekip çıkartıyor cevabını: “çocuklukta cinsiyetçi itaat kültürüne başkaldırım, daha sonra eşitsizliğin negatif etkisini iş hayatında hissetmem, özel yaşamdaki gizli-açık kural, davranış kodları fark etmem ve giderek de hırçınlaşan günümüz ayrımcılığı dersem bir yaşam içinde giderek bilinçlenen feminist olma kişisel tarihim.” Uşak’tan Cennet de ailede başlayan isyanını büyüttüğünü ifade ediyor: “Muhafazakar bir ailem var, ilk isyanım babama sonrasında akrabalarıma karşıydı. Bir kız çocuğunun nasıl giyineceğine, ne oynayacağınai hangi saatlerde sokakta olacağına karar vermelerini sorgulamamla başladı her şey ve ben bunu istemiyorum diyerek devam etti. Lise yıllarımda aslında bunun sistematik bir şekilde var olduğunu görünce içimde var olan feminist uyandı. Direnişi ailede başlayanlardanım ben de ve bu direniş gün gün büyüdü.”

Latife 70’lerde bu topraklara iz bırakan devrimci mücadelenin içerisinden geldiğini söylüyor. Kişisel tarihinden ve toplumsal tarihten süzüyor isyanının nedenini: “Kalabalık bir ailede büyümüştüm. Büyükannemin çok güçlü bir kadın olması beni çok etkilemiştir. ODTÜ’ye geldiğimde baskıların olmadığı özgür bir ortamda, toplumsal sorunlar ve nedenlerinin ayrımına varmış, sosyalizm ile tanışmıştım. Sosyalizm ile tanışmak, haksızlık, sömürü ve ayrımcılıkla tanışmak, çocukluğumda kendime söz verdiğim gibi sorunları çözmek ve haksızlıklara karşı mücadele etmek demekti. Yetmişlerin ortalarında, kadınlarla kadın olarak yaşadıkları sorunlar hakkında konuşmak; faşizme, emperyalizme karşı devrimci mücadele vermek için, benim gibi devrimci genç kadın arkadaşlarla bir kadın derneği kurmuştuk. Ankara Kadınlar Derneği ve kadınlarla omuz omuza süren mücadele, mahallelerde işyerlerinde çalışmalar. Daha çocuk yaşta ayrımına vardığım adaletsizliklere karşı eşit, özgür ve adil bir başka dünyanın kadınlarla mümkün olduğunu yaşayarak öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum.”

Fotoğraf: Murat Baykara

Çocukluktaki isyandan feminist isyana

Gülistan Kırıkkale’de yaşayan 20 yaşındaki bir öğrenci, 8 Mart eylemi için Ankara’ya geldiğini söylüyor. Bize ilk feminist isyanını anlatıyor: “İlk feminist olduğum zamanlar feministlik kavramını bilmiyordum çok sonradan öğrendim düşüncemin feminist olduğunu. bir futbol maçında abim ve abimin erkek arkadaşlarıyla oynuyordum, 3. sınıftaydım ve beni devamlı geri planda tutuyorlardı, “sen kızsın” diyorlardı ve ilk duruşumu onlara karşı çıkarak yaptım.” Defne ise 27 yaşında bir makine mühendisi, küçükken, pantolon giyip özgürce koşup zıplayabilmek, tamircinin yanında çırak olup makinelerin nasıl çalıştığını öğrenebilmek için erkek olmak istediğini söylüyor. Bu isteği için altndan geçeceği gökkuğaşı kovalarmış: “Sonra tüm bunları yapmak için erkek olmak gerekmediğini, bu engellerin hepsinin kız çocuklarını uslu uslu oturtmak için uydurulduğunu fark ettim. O günden beri beni cinsiyetimden utandıranlara inat kadın olduğumu tüm kız kardeşlerimle beraber haykırmak için feministim.” Nurcan 55 yaşında bir gazeteci, feminist olma sürecini tersten yaşadığını ifade ediyor, “Çocukluğumda erkeklere ne kadar değer verildiğini, ayrıcalıklı davranıldığını görmek benim için bir yarış sürecine yol açtı. Erkek çocuklarıyla yarıştığımı, onlara benzemek için futbol maçlarında kalecilik yaptığımı, aceleyle onlardan daha hızlı ve daha yükseğe tırmanmaya çalışırken ağaçtan düşüp kafamı yardığımı, yıkık virane evlere onlardan önce girmek için paslı çivilere basıp tetanos iğnesi olmak zorunda kaldığımı, ev işlerini yapmayı reddettiğim için annemden işittiğim azarları hatırlarım. O yıllarda ‘erkek gibi’ denilmesinden daha çok beni mutlu eden bir söz olmadı. İlk çocuğunun erkek olmamasından duyduğu üzüntüyü babam ‘erkek gibi kızı’ olmasıyla giderirken ben de kendimi erkeklerden üstün olduğuma ikna ettim. Aşkla karşılaşmak ‘bunlar da fena değilmiş’ dedirtti, sonunda da eşitliğe razı oldum.”

Feminizm, birimiz için değil hepimiz için

Tüm kadınların duyuramadığı sesi olmak ve özgürlüğümüz için mücadele etmek için feminist olduğunu belirtiyor Uşak’tan Nilay. Merve ise Eskişehir’de yaşıyor, Simone de Beauvoir’ın annesinin bulaşıklarına yardım ederken bir an durup düşündüğü ve ‘bir yandan tabakları dolaba yerleştirirken, ‘hayır’ dedim kendi kendime. benim yaşantım, bir yerlere ulaşacak mutlak.’ dediği hikayesini anlatıyor ve ekliyor: “Günümüz yüzyılında hala güncelliğini koruyor. Ben de tam olarak buna olan itirazımla bir süredir kadın mücadelesi içerisinde yer alıyorum. Başka türlüsü mümkün olamazdı sanırım. Günümüzde bunca baskıya ve şiddet iklimine rağmen kadınların itirazının ve feminist mücadelemizin saygı duyulabilecek en büyük tarafı birimiz için değil hepimiz için oluşunda. Tam da bu yüzden gurur verici.”

Eylemlerin ardından, isyanı büyüyenler

Samsun’da öğretmen olan 30 yaşındaki Pelin’in isyanının başlangıcı bir eylem: “Üniversite sınavlarına hazırladığım dönem katıldığım 8 mart eylemi beni oldukça etkiledi ve heyecanlandırdı. Sonrasında da bu heyecan hayatımın önemli bir parçası haline dönüştü. Kadınlarla birlikte üretebildiklerimz oldukça sahici ve her açıdan güçlendirici oldu.” 29 yaşındaki Esra ise Haziran direnişinin kendisindeki itiraz eden ruhu uyandırdığını, sonrasında ise kadınların itirazının gücünü anladığını söylüyor.

- Reklam -

SON HABERLER

Alper Taş aleyhine yalan dolu bildiriler dağıtan provokatörlerin eşkâli belirlendi

CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş'ın kazanma ihtimali güçlendikçe rakipleri kirli...

CHP: Adaylıklara onay verildi, söylenenler yargısız infaz

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "Başta AK Parti...

AKP’li Burhan Kuzu sahte bildiri paylaştı, sosyal medya dalga geçti

AKP'li Burhan Kuzu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) adına basılan sahte bildiriyi sosyal...

10 soruda sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesini kim bozdu?

Dr. Ergün Demir / Dr. Güray Kılıç Her...

Aracını otobanın kenarına çeken sürücü ölümden son anda kurtuldu

Çin'in Zhejiang bölgesinde şarjı biten elektirikli otomobilini yolun kenarına çeken 18 yaşındaki sürücü, ölümden...

Mansur Yavaş: 10 puandan fazla fark atacağız

Mansur Yavaş, seçim çalışmaları kapsamında Yenimahalle'de bulunan Başkent Oto Sanayi ve Şaşmaz...

Güney Kore’de Mitsubishi’nin varlıklarına el koyma kararı

Japonya'nın Kore Yarımadası'ndaki sömürge yönetimi döneminde 'Koreli işçileri zorla çalıştırdığı' suçlamasıyla mahkum...

Hint kültüründe baharın gelişi: Holi Festivali

Senegal, Bangladeş, Nepal ve Hindistan gibi ülkelerde Hint kültüründe baharın gelişini simgeleyen...

AKP’liler MHP’lileri hastanelik etti

Kırşehir'in Mucur ilçesinde AKP'liler, MHP'li aday Hasan Hüseyin Köşker'in kardeşi Hulusi Köşker'in...

Danıştay’dan hukuksuz bildiri kararı

Danıştay 8. Dairesi üniversitelerde izinsiz bildiri dağıtmaya kınama cezası veren maddeye yapılan...