Anasayfa KÜLTÜR SANAT ‘Yalan’ teşkilat kurmuş!

‘Yalan’ teşkilat kurmuş!

Pentimento terimi ressamın sildiği, ama zamanla boyanın kurumasıyla görünür olan istenmeyen ayrıntıyı anlatır. Beğenilmeyen bir resmin tamamının ya da bir parçasının üzerine astar geçip bir başka resim yaptıktan sonra, zaman içinde kimyasal devinimle alttaki resmin tekrar ve istemeden üste çıkması. Tanımından da anlaşılacağı üzere ressam için istenmeyen durum. İtalyancadaki diğer anlamı, pişmanlık. Ressam için bir hatayı örtme, bir vazgeçme, bir pişmanlık, belki de başka bir pişmanlığa dönüş yolu. Bazen de kimi mesajları, niyeti, gizlice geleceğe taşıma isteği.

Yalan, “aldatılmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz, (…) gerçek olmayan, asılsız, uydurma” (TDK). Yalan; söyleyenin aslında doğru olmadığını bildiği ve söylenen kişiye gerçek olmadığının bildirilmediği bir inanç yaratmak için sarf edilen söz. Hemen her insanın az çok kasıtsız söylenmesi imkânsız olan yalanının pişmanlığını duyup, üste çıkan hesaplaşma isteğiyle hatasını örtme çabasına girdiği ve bir vazgeçme yaşadığı olmuştur.

Ancak yalanı sosyalleşmenin getirdiği bir yeti olarak vazgeçilmez bulanlar da var, aynı zamanda toplumsal bir uzlaştırıcı rolü üstlendiğini söyleyenler de. “Lütfen insanoğlundan yalanı almayın. Aksi halde insan yaşayamaz. İnsan yalanla yaşar. Hayalleri almayın. Efsaneleri yok etmeyin. Gerçeği söylemeyin. Çünkü insan gerçeklerle yaşayamaz.”, “Ebedi gerçeklik olmadığı gibi, mutlak doğru da yoktur,” sözünü söyleyen Nietzsche gibi.

İşte tiyatro sanatı… Mimesisin doğası gereği seyircisini yalana inandırmaya dayanan bir kurgulama eylemi değil mi? Bu yalan; gerçeğin ‘-mış gibi’ yapılarak taklit edilmesiyle başlayan bir sahneleme. Seyircinin kandırılması değil, aksine bilinçli bir şekilde seyircinin yalana ortak oluşuyla paylaşılan bir estetik. Picasso da öyle söylemiyor muydu? “Sanat, gerçekleri tanımamıza yardımcı olan bir yalandır.”


Ancak ‘yalan’ın başka bir boyutu da önce tanrıların, iktidarın, yönetenin kullandığı bir araç olmasıdır. Mitlerde insanları aldatan tanrılar yalancılıkla eleştirilmeyip, kurnazlıklarıyla yüceltilirler. Oysa özellikle insanın tanrılara yalan söylemesi hoş karşılanmaz, mutlaka cezalandırılır. İktidar yalan söylerse sorun yok, vatandaş söylerse sorun çok. Tanrılara yalan söyleyenler Zeus’un gazabına uğrayarak Hades’in en karanlık katı olarak anlatılan Tartaros’a gönderilir.

Yalan ve aldatma politikasıyla giderek daha fazla kendini dayatan rejimler, yalan, inkâr ve aldatmaya bir o kadar bağımlı olur. Bu nedenle bu tür rejimler giderek daha fazla baskıcı, yasaklayıcı, susturucu olmak zorundadırlar. Hitler’in propaganda felsefesi; Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır. Asla kendinden başka bir seçeneğe hareket alanı bırakma. Asla kabahat üstlenme. Sadece bir rakibine odaklan ve kötü giden herşeyi onun üzerine yık. Hatalı olduğunu veya yanlış yaptığını asla kabul etme. Bir yalanı yeteri kadar sıklıkla tekrarlarsan, halk eninde sonunda ona inanır. Halkı her zaman ateşle. Asla soğumasına izin verme. Asla rakibinin üstün bir yanı olduğunu kabul etme. Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Goebbels’in sözleri, dikkat; “Gerçek yoktur, iddia vardır.”

“Gezi eylemleri tiyatroda prova edildi.” “Camide içki içtiler.” “Çadırlarda seviştiler.” “Başörtülü bacılarımıza saldırdılar.”
İdeolojik, sistematik ve kurgulanmış yalanla, basit, apolitik ve günübirlik yalan arasında fark vardır. Yalan ideolojik bir hal alıp siyasetle birleşince yapısı değişir, hegemonik bir partinin tasarlanmış, sistemli yapılanma faaliyetinin bir parçası olur. Siyasal İslam’la faşizmi, modernizmle prekapitalist öğeleri bünyesinde birleştiren AKP’nin meşrulaştırmaya çalıştığı ‘yalanları’ ideolojik, sistematik ve kurgulanmıştır.

İşte tam bu nedenle İtalyancadaki anlamıyla pişmanlık/pentimento yaşamak istemiyorsak bu rejimlere sadece karşı çıkmak ve direnmek yetmez. Çünkü boya alttan kusacaktır! İnkâr, aldatma ve yalanın sadece iktidardaki haline karşı mücadele etmek değil, toplumsallaşmış haliyle de yüzleşmek ve hesaplaşmak gerekir.

Yaşar Kemal’in sözüyle bitireyim; “Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır.”

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

9,968AbonelerAbone
- Reklam -

SON HABERLER

YSK kararı sandığı tehdit ediyor

Dilan Esenİstanbul’da demokratik kitle ve meslek örgütleri,...

YSK’nin iptal gerekçesinin altı tamamen boş: Ali İhsan Yavuz bile daha inandırıcıydı!

YSK, İBB seçimleri için açıkladığı iptal gerekçesinde seçmen iradesinin nasıl değiştirildiğine ilişkin...

Bahanesi yok!

Geçen akşam Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimin iptal gerekçesini uydurduğu 200 sayfalık,...

Bu bir gerekçe değildir!

Ressam Rene Magritte, oldukça “gerçek” görünen bir pipo resmi çizer ve altına...

Vatandaşın dövize talebi artıyor

BDDK aldığı bir kararla döviz alım işlemlerine vade kısıtı getirdi. 100 bin...

Usu Qaraz’ın veya hepimizin hikâyesi

Usu Qaraz iki metre boyundaydı, konuştuğunda gök gürlüyordu, tek kelime Türkçe bilmiyordu,...

Çünkü çürüdüler…

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da, kendinden önce aynı koltuğa oturmuş AKP’li...

Ortaöğretim Tasarımı ve gerçekler

Ortaöğretimi düzenleme projesi nasıl oldu da matematik var mı yok mu tartışmasına...

Sevgili Füsun Üstel,

2010’dan bu yana yazıyorum BirGün’de ve bu köşeyi kamu alanı olarak gördüğümden...

İşçiye ara dinlenmesi vermek yasal zorunluluktur

SORU: Özel bir şirkette 08.30-17.00 arası hizmet vermekteyiz. Yarım saat yemek paydosu...

Sonraki haber