Yalana doymadılar!
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Sivas cankırımının üzerinden 19 yıl geçti.  Aralarında tanınmış aydınların ve sanatçıların da bulunduğu 35 masum insanın ölümüyle sonuçlanan Madımak Yangını’nın gerçek sorumluları bugüne değin ortaya çıkarılamadı. Devletin suçluları koruma ve kollama çabası, davanın her aşamasında kendini gösterdi. Uzun yıllar süren yargı sürecinin ardından hüküm giyenler, her zamanki gibi maşalar ve piyonlar oldu. Onlar da örtülü aflardan yararlandırılıp tez zamanda salındılar. Kundakçıların kimi yurtdışına kaçtı, kimi hiç yakalanmadı. En sonunda Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, bu yılın Mart ayında “zamanaşımı” kuralını işleterek davayı  bitirdi. Çocuklarını ve yakınlarını Sivas’ta yitirenler, kendi acılarıyla baş başa kaldılar…

YALANLAR YALANLAR...

 

Ne var ki, gerici çevreler bu kadarla da yetinmediler. Yaralı ailelerin acılarını tazelemek, yüreklerini yeniden yeniden kanatmak amacıyla her gün yalan üstüne yalan ürettiler. Şeriatçı basın, olayın niteliğini değiştirmek için büyük çaba gösterdi. Bir ara, Arif Sağ’ın Madımak Oteli’nde Muhlis Akarsu’yu tabancayla öldürdüğü yalanını yaymaya çalıştılar. Tutmadı. Ama yalanların sonu gelmedi. Yandaş medyanın aptalca senaryolarıyla yeni “fail”ler yaratıldı! Önce Dev-Sol, TİKKO, PKK, ardından İP ve Ergenekon adları piyasaya sürüldü. Bu kadar ilgisiz örgütün aynı olayın tezgâhlayıcıları olarak manşetlerden verilmesi, beklenen etkiyi yaratmadı. Sonra devreye Temel Karamollaoğlu, Bülent Arınç ve Tayyip Erdoğan girdi. Bunlar televizyon ekranlarında yeni komplo teorileri dillendirdiler. Ağız birliği etmişçesine, olayların sorumlusu olarak, dönemin sosyal demokrat Sivas Valisi’ni gösterdiler; özel yetkili savcıların işe el atmasını istediler. Hani utanmasalar, “Sivas yangınını devrimciler çıkardı!” diyecekler…  

 

“Şer cephesi”nin önde giden tetikçisi Yeni Akit gazetesi, böyle bir ortamda saldırıya geçti. 19 yıldır söylenen Sivas yalanı!” başlıklı manşetiyle gerçekleri tersyüz etmeye çalıştı:

 

 

Sivas olaylarıyla ilgili 19 yıldır gizli tutulan morg fotoğraflarını Akit ele geçirdi. Fotoğraflar, Madımak Oteli’nde ölen 37 kişinin yanmadığını açıkça ortaya koyuyor.”

Demek ki neymiş? Madımak’ta insanlar yakılmamış, kurşunlanarak öldürülmüş!

OTOPSİ RAPORU NE DİYOR?

Konuyla ilgili olanlar çok iyi biliyor ki, Madımak Oteli’nde ölenlerin hiçbirinde böyle bir yara izi bulunmamıştır. Vücudunda kurşun yarası saptanan yalnızca iki kişi vardır. Onlar da otelin dışında gösteri yapan şeriatçılardır.

Çoktan karara bağlanmış bir konunun böyle sorumsuzca çarpıtılmaya çalışılması, şeriatçı tayfasının suçluluk telaşından kaynaklanıyor. Belli ki, yıllardır uydurdukları yalanlara karşın, bu olayın lekesini hâlâ üzerlerinden atamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. O yüzden de saçmalamaktan bir türlü vazgeçmiyor, yalan söylemeye doymuyorlar! Oysa Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, olayın hemen ardından düzenlediği 04.07.1993 tarihli “Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı”nda yer alan şu saptamalar bile, Yeni Akit’çilerin maskesini düşürmeye yeter:

 

“Ceset(ler)de ateşli silah yarası, kesici, delici, batıcı alet izi, darp, cebir emaresi mevcut olmadığı, bunun dışında vücutta (yer yer) yanık(lar) olduğu tespit edilmiştir.”

       Yeni Akit'in "kurşun izi” diye gösterdiği lekenin, Sivas kurbanlarından Belkıs Çakır’ın saç örgüsü olduğu ortaya çıktı. Yani bu haber baştan sona düzmeceydi.

Şeriatçı gazetenin, “Ele geçirdik, ilk kez yayımlıyoruz!” dediği morg fotoğrafları, daha önce pek çok yerde çıkmıştı. Nitekim bunlardan biri de 1994 yılında benim yayına hazırladığım Sivas Kitabı’dır. Yeni Akit, eski fotoğraflarla oynayarak kamuoyunu yanıltmaya çalışmış, ama yalancının mumu bu kez yatsıya kadar bile yanmamıştır!

HER ŞEY GÖZLER ÖNÜNDE

Sivas Davası’nın Ankara 1 No’lu DGM’deki kayıtlarını inceleyenler, katillerin mahkemede açık açık, “Evet yaktık! Şimdi olsa yine yakarız! Elimizden gelse sizleri de yakarız!” diye meydan okumaktan çekinmediklerini biliyorlar. Hem bu dehşet sahneleri, binlerce insanın gözleri önünde yaşanmadı mı? Madımak Oteli’nin benzin dökülerek, perdeleri tutuşturularak ateşe verildiğini bilmeyen, görmeyen kaldı mı?

Yakınlarda Soner Yalçın’ın “Menekşe’den Önce” adlı Sivas belgeselini kanımız donarak izledik. Otel önünde toplanan gözü dönmüş kalabalığın, Madımak ateşe verilirken, Yak lan yak!” diye nasıl çılgınca bağırdığını utançla gördük. Hepsi bir ağızdan, “Kahrolsun laikler! Yaşasın şeriat!” diye bağırıyorlardı! Bu görüntüler de mi bir şey anlatmıyor Yeni Akit’çilere?

HEPSİ AKP’DE KÖŞE KAPTI!

Geçmişte Sivas cankırımının faillerini savunanlar, bugün AKP içinde önemli yerlerde bulunuyor. Bu savunmanlardan sekizi milletvekili. Parti örgütünde yönetici konumunda olanlar var. Belediye başkanları var. Hatta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül eliyle Anayasa Mahkemesi’ne üye seçilenler bile var!

 

Evet, Sivas yalanlarının sonu gelmiyor! Bu olayın iktidardaki  ideolojik suç ortakları, kamuoyunun kafasını karıştırmak için durmadan yalana başvuruyor. Amaç, tüm boyutlarıyla kanıtlanmış bir şeriatçı kalkışmayı devrimci örgütlerin üzerine yıkarak eli kanlı katilleri temize çıkarmak…

Buna izin vermeyeceğiz! Her yalanı anında çürütmeye yetecek kadar bilgi, belge ve kanıt var elimizde.

***

Özensiz tümceler

23 Temmuz 2012 günkü BirGün’ün 3. sayfasından bir başlık:

“Artvin’de HES, dayanışmayı büyüttü”.

Başlıkta sorun yok. Sorun, onun altındaki spotta:

Artvin’in Arhavi ilçesinde yapılmak istenen HES’e karşı, Hopa’lı yurttaşlardan destek geldi.”

Hopalılardan gelen desteğin içeriği bu spottan tam olarak anlaşılmıyor. Haberin metnine baktığımızda anlıyoruz ki, destek HES’e değil, “köylülerin HES’e karşı başlattıkları nöbet eylemi”ne…