Yalanlarla yaşıyorum
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Harikayız, harika. Yani bundan 20-30 yıl sonra şu yaşadığımız günlere baksalar ne tuhaf şeyler görecekler belli değil. Yani biz içinde olduğumuz için artık iyice alıştık. KHK çıkar, meclisten geçmez, “Anayasaya aykırı ama bizce orrayt” diyen muhalefet partisi çıkar bir yerden. Ne yolsuzluklar, ne söylentiler, ne şaibeler araştırılır. Ekmek giderek hafifler, zam yağmuru yüzünden neredeyse Üsküdar denizle bir olur. Taksim Betonu’nun ortası gölet olur, içinde saç naklinden gelen insanların kafalarındaki bantlardan düşen parçacıklarla yepyeni organizmalar yetişir. Nuh’un gemisinin GPS’i bozulur karaya oturur. Nuh zamanında zaten BTK yok, internet ful açık. Her siteye girer geminin içindekiler. O yüzden kıyamet kopuyormuş. Ülkenin dereleri kurur, ormanları “Enselerden alalım” diye tıraşlanır, İstanbul’un yanına “Fantastik Proje” ile çökülür. Işıl ışıl her yer, ortam sanki pavyon, bu KHK güzelmiş gardaş, bir sonrakine az koy.

Bakalım daha neler var… Ha mesela ne dediği anlaşılamayan maddeler var, ucu açık. Tarih verilmemiş. Bizimkiler çıkıp hala “Ya işte tarihi belli ne uzatıyorsunuz?” diyebiliyor. Tarih yazmıyor gardaş, sana KHK’nin neyini kodlayayım?

Zor günlerden geçiyoruz. O yüzden bi sıkıntı olursa suçlu olduğunu düşündüğünüz insanların kolunu bacağını kırın, suçu da içişleri bakanına atarsınız. Adam kendisi söylüyor. Hoş bundan birkaç yıl önce de Mega Amir hakkında ileri geri konuşuyordu, şimdi güzel bir şekilde sakinleşti de bakan oldu ama adam kendisi diyor “Suçu” diyor… Bakanım ne güzel düşünüyor. Suçu bana atın diyor. Zaten kendisi bakan. Hala da OHAL var. Nasıl olsa bi şey olmaz. Kırın milletin kafasını gözünü. Suçu bakana atarsınız. Ototeybi hırsızları mesela “Arabada zula vardı” diye yine suçu bakana mı atar? Atarsa atsın, koskoca bakan, bir iki suçla mı şey olacak? Olmaz tabii…

Ülkenin en sevdiğim aklıselim ve huzur dolu açıklamaları ise tabii ki yükseklerden geliyor. Yükseklere kar yağıyor. Seçimler, diyor… Seçimlerde ya ipi başkasının elinde olan hainlere oy verin, ya da milli ve yerli duygularla sizlere yaslanan bizlere diyor. Biz adına “Seçim” diyelim hala. Ülkemiz için adeta bir vatan hayını, zalımı turnesolü gibi işleyecek demek ki bu oylar. Ya bizim partidensin ya da hayınsın, zalımsın, şöylesin, böylesin… Hayat bu kadar basit değil mi?

Bir de giderek sayılarla uğraşmaktan balataları sıyıran, gün geldiğinde Suudilerin vatandaşlık verdiği robotlara atarlanan, yerli ve milli bir ismimiz var. İsmindeki harfleri topladım, 40 bile yapmıyor. Eskiden en azından 40 yapıyordu. Mecliste bizim paralarımızla bu güzel insanlara bakıyoruz. Adeta bir bakım evi havasında ortam, bazı noktalarda. Varlığını unutmuş, bilinci bulanıklaşmış, hevi metalcilerin el kol işaretlerine bile yorum getirebilecek bir bilince gelmiş adeta Ronnie James Dio tadında insanlar var. Bunların hepsiyle bu tekne nereye varmak istemektedir?

Son olarak da bir sorum var, cevabını bilen beni menşınlasın: “OHAL nasıl kalkacak?”… Çünkü gördüğüm kadarıyla maaşallahı var. Ülkemizin ve milletimizin değil de sanki iktidarımızın geleceği için şart olmuş. Olsun, bizi çekemeyenler çatlasın.

Şimdi karşıdan bir arkadaş tabela tuttu, onu da yazıp yazıyı sonlandırıyorum “Adalet suçluyu cezalandırmayı gerekir”…

Sevgi ve insanlıkla kalın.