Yan etkilerinden kaçının
TİMUR AKKURT TİMUR AKKURT
Bir önceki yazımda konvansiyonel televizyon yayınlarının platform olarak YouTube’u seçtiğini ve artık YouTube üzerinden yayınlarını sürdürme kararı aldığını yazmıştım. Şimdi buradan devam ediyoruz

TİMUR AKKURT - @timurakkurt
[email protected]

Bireysel anlamda pek çok televizyon yıldızı YouTube’u denemiş ama tutunmayı başaramamıştı. Bu toplu gelişe mekânın ev sahibi diyeceğimiz izleyicileri ne tepki gösterecek? Her iki taraf evrilecek yeni bir izleme alışkanlığı modeli mi ortaya çıkacak? Yoksa aşı tutmayacak ve herkes kaderine razı mı gelecek? İşte asıl soru şimdi bu bence.

YouTube artık bir kültür. Gerek teknolojisiyle, gerekse izleme alışkanlıklarıyla hatta yorumlarıyla... Orada bir videoyu sadece izlemiyorsunuz. O video bir bakıma sizin videonuz oluyor. İçeriği üretenle doğrudan konuşabiliyor, beğendiğiniz, beğenmediğiniz detayları ona söyleyebiliyorsunuz. Ardından izleyiciler aralarında da tartışarak etkileşimi daha da yukarıya taşıyor ve bu da yetmezmiş gibi sosyal medya tarafına da hızla paylaşılarak yayılımı inanılmaz boyutlara çıkartabiliyor. Müdavimlik müessesesi YouTube’da olan bir şey. Kanalların müdavimleri video yayına girer girmez kendi tarzlarında ya eleştiriyor ya da beğenisini belli ediyor. Üstelik bu müdavimler ile içerik üreticiler arasında da özel bir bağ ister istemez kuruluyor. Günün sonunda YouTuber ile gerçek hayatta karşılaştığında rahatlıkla onun yanına gidiyor ve sanki çok yakın arkadaşı, dostuymuş gibi sohbet edebiliyor. Kendi gibi gördüğü ya da başka bir deyişle ailesinin bir üyesi gibi olmuş YouTuber ile istediği yakınlığı sıcaklığı yakalayabiliyor (istisnalar kaideyi bozmaz).

Bu çok karşılıklı yaşanan bir durum. YouTuber da aslında bir nevi yakın takipçilerini takip ediyor, onları yazdıklarından tanımaya çalışıyor, nasıl bir dünyası olduğunu görmeye, hissetmeye çalışıyor. Neyi sever neyi sevmezi biliyor. Burada yaşananlar gerçekten çok özel. Bunu yaşayan ve bundan çok memnun olan bir YouTuber olarak yazıyorum tüm bunları. Tüm bunları yazdıktan sonra tek cümle ile söylemek gerekirse; YouTuber’lar ulaşılır olmaları sayesinde en büyük farkı yaratıyor.
Bir de televizyon tarafından duruma bakalım. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyerek rahatlayayım. Her şeyden önce televizyon ve onun yıldızları ulaşılamaz konumdalar.

Televizyonun ve onun yıldızlarının en büyük sorunu bu aslında. Şöyle bir örnek verelim. Sokakta bir televizyon yıldızının yanına gidip fotoğraf çektirmeye pek çok insan çekinebilir. Konu YouTuber ise işin doğası samimiyet olduğu için hiç çekinmeden yanınıza gelir ve hararetli bir sohbet başlar. Bununda başka sebepleri var tabii ki. Televizyon ünlüleri magazincilerden, yalan yanlış haberlerden o kadar bunalmış durumda ki, yanındaki kim, onunla nasıl görüntüleniyor gibi bir paranoya içindeler. Çok ama çok haklılar. Magazinciler bu konuda gayet acımasız.

Birinci konu; yukarıda özetlediğim gibi. İkinci adımda ise iş biraz daha büyüyor: Televizyon sahiplerinin YouTube mantığını önemsemeyeceklerini düşünüyorum. Zaten yapılan aynen yaptıkları TV yayınını, uydu, kablo sistemi değil YouTube yapacak olmaları. Yani sinyalin taşındığı platform değişecek.

Yayın mantığı bozulur mu?
Benim asıl kaygıma gelelim. Özgün ve mutlu içeriklerimizi üreterek takıldığımız bu platforma bir tık kadar yakın olarak gelen bu yeni komşularımız yıllardır oturttuğumuz bu yayın mantığını bozmaya başlayabilir mi? Bunu eyvah bizi izlemeyecekler anlamında söylemiyorum, maddi güçleri ile zaten pek iyi ve adaletli olmayan YouTube algoritmasını tamamen ele geçirecek şekle getirebilirler mi? YouTube ile yapacakları bol sıfırlı sözleşmeler ile önerilen videolarda onların kanalları mı olacak? Abonelere giden bildirim sistemini değiştirtebilecekler mi? Düşünsenize YouTube abonelerine bildirim gitmesini istiyorsan her video için 100 dolar ver dese buna büyük kanal sahipleri dışında kaç kişi dayanabilir?

YouTube TV projesinin en büyük boşluğu bu bence. Eğer burada sağlam bir duru’$’ göstermezse iş bambaşka boyutlara kadar uzanabilir. Hatta bu bizim bildiğimiz anlamda YouTube’un sonunu bile getirebilir. Artık kanalların video sinyallerini taşıyan bir server(sunucu) çiftliği hizmeti bile verebilir.

Bu büyük bir sorun mu? Bence değil. Hatta YouTube sisteminde içerik üreticilerinin rahatsız olduğu pek çok şeyden arındırılmış, tecrübeli bir platform uzmanı şirket yepyeni bir video platformu açarak sistemi rahatlıkla devam ettirebilir. Malum şimdi YouTube gücünden dolayı kimse bu alana giremiyor. Domine ettiği video dünyasında adeta bir tekel olarak güzel güzel parasını kazanıyor.

Son olarak işin bir de televizyonların son çare olarak geldikleri ki benim asıl tezim olan konu bu biliyorsunuz, YouTube’da da tutunamayan televizyon kanalları yani konvansiyonel medya tamamen topu dikebilir. Kağıda basılan gazeteler bu acı gerçekle yüzleştiler ve sonuçlarına katlanmaya devam ediyorlar. Benim görüşüm televizyonlarında bu sonu yaşayacağı yönünde. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak bu çok net. YouTube’u da deneyecekler ve yavaş yavaş işi yeni dünyayı tanıyanlara devrederek emekliliklerini yaşamaya başlayacaklar. Netflix gibi platformların sayısı artmaya başlayacak. Biliyorsunuz Netflix’in bu sistemi tuttu ve tadından yenmez bir halde tüketiliyor. Düşük abonelik bedelli ama yüksek kalitede özgün içerikleri ile adeta parlayan bir yıldız olmuş durumda. Rakip konusunda şu anda kayda değer biri karşısında yok. Çıkarsa bu bize yani tüketiciye yarayacaktır. Daha da ucuza daha kaliteli.

Biz YouTuberlar (ismimiz şimdilik böyle) daha uzun süre var olmaya devam edeceğiz gibi görünüyor. Üstelik sayımız her geçen gün artarak büyüyor. Tabii ki sizlerin sayesinde.

Bir sonraki yazım ile ilgili küçük bir tüyo ile bu haftayı noktalayalım. Artık büyük kitlelere sahip, büyük izlenme oranları firmaların ağzının suyunu akıtmıyor. İş mikro seviyelere inmeye başladı. Devamı bir sonraki yazıda. Hepimize güzel bir hafta sonu olsun..