Yandaş medya için Küba kılavuzu
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika’yı Türklerin keşfettiğiyle ilgili büyük iddiasının arasına aperatif niyetine sıkıştırdığı “Küba’ya cami yapma” teklifi Sabah gazetesini epey heyecanlandırdı. Sabah gazetesi, sosyal medyada dalga konusu olan bu iddiayı sahiplendi ve söz konusu caminin bugünkü yerini gösteren bir haber yaptı. Başlık da ilginçti: Küba Camii buraya yapılacak. Küba’da vaktiyle bir cami olduğu iddiasının bir çeviri hatasından kaynaklandığı bilgisi, Sabah’ın haberinde herhangi bir şekilde yer almamıştı. Ayrıca haberi yazanlar, caminin yapılacağından son derece emindi.
Sonuçta gazete, Kolomb’un anılarında geçen “Küçük bir camiye benzeyen tepecik” ifadesini, tıpkı Cumhurbaşkanı danışmanları gibi “küçük bir cami” şeklinde okumayı tercih etmişti.  Ben de bu haftaki Köşe Vuruşu’nda Sabah gazetesinin Küba’yla ilgili iddialarını desteklemek için küçük bir araştırma yapmayı denedim ve çok çarpıcı bilgilere ulaştım:
 
Havana purosunun kökeni
Bugün dünyaca meşhur Küba yahut Havana purolarının kökeni de tamamen Küba’ya gidip cami yapan müslümanların içindeki Türklere dayanır. Türklerin yaprak sarması yaptığını gören Küba yerlileri, kendi coğrafyalarında yetişen tütün yapraklarını aynı mantıkla sarmayı denerler. Yoksulluk bu ya sarmanın içine koyacak bir şey bulamazlar. İçine bir şey koymayacaksak, ne demeye sardık bunu diye sorup dururken yakmayı denerler ve dünyaca ünlü Küba puroları ortaya çıkar. Eğer devletimiz bu Cami projesiyle Küba’yla yakınlaşırsa, yaprak sarmasını da yeniden Küba’ya taşıyabiliriz. Böylece hem Kübalılar bu zararlı alışkanlıktan kurtulur, hem de cumhurbaşkanlarının huzurunda terbiyesizce puro içmez sarma yerler. Yapraksa yaprak işte.
 
Peki ya mojito?
Bilindiği üzere Küba’nın milli içkisi Mojito diye bilinen bir içki. Nane-Limon-Soda ve Rom içkisini karıştırarak yapıyorlar. Araştırmalarıma göre, bu içkinin kaynağı da Küba’daki Türk ve Müslüman varlığından kaynaklanıyor. O yıllarda iyi ilişkileri geliştirmek için Küba’dan bir heyet de Osmanlı topraklarına ziyarete gelir. Tabii adamlar yarı tropikal iklime alışık olduğu için gelir gelmez üşütür, hasta olurlar. “Vay, vay misafiri hasta ettik” olmasın diye alel acele nane-limon kaynatılır. Kübalılar çok sevdikleri bu içeceği dönüşte Küba’da yapmayı denerler, Bir münasebetsiz içine Rom ‘da katsak ne olur deyince, şifa kaynağı nane-limon, mojito oluverir. 
 
Che’nin çantasında ne vardı?
Hatırlarsanız 4-5 yıl önce Bolivya’da öldürüldüğü zaman Che’nin çantasında Nutuk çıktığı iddiası ciddi ciddi tartışılmıştı. Sonunda Che’nin çantasında Nutuk  olmadığı ama kitaplığında bir Nazım Hikmet kitabı olduğu bilgisine ulaşıldı. (Pınar Öğünç – Radikal’de 29.12.2010 tarihinde yazmıştı) Bu bilgilerin hepsi tahmin edeceğiniz üzere yalan. Che, Bolivya’da yakalanmadan önce ismini Çeitn olarak değiştirip Müslüman olmaya karar vermişti. Çantasında ise uydurulduğu üzere Nutuk değil, Yasin kitabı vardı. Ömrü vefa etmedi. İnşallah Kübalı kardeşlerimiz, bu gerçeği görür ve yapılacak camide Çetin Guevera yoldaşımız için geç de olsa bir cenaze namazı kılarlar.
Küba ile ilgili araştırmalarım sürecek. Sabah gazetesi veya başka bir iktidar medyası türevi, bir Küba Özel Yazı Dizisi yapacaksa kaynak bile göstermeden bu bilgileri kullanabilir. Dahasını isterlerse, Sabah gazetesinin cevval yazı kadrosundan bir heyeti Küba’ya gönderip araştırmaları derinleştirebilirler. Eminim ki, bunların çok daha ötesinde analiz ve bilgilere ulaşacaklardır.