Yandaş medyayla gündem katlama sanatı
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN
Bizim çocukluğumuzda TRT’de eğitici-öğretici programlar ağırlıktaydı. (80’ler) Genellikle Japon kâğıt kağıtlama sanatı origaminin örneklerini gördüğümüz bu programlarda, evdeki kısıtlı malzemeyle kâğıttan kuğu, araba, çiçek vesaire gibi şeyler yapmasını öğrenirdik. Cem Yılmaz’ın ilk stand-up şovlarında hicvettiği üzere, bu programlarda, ekrandaki teyzelerin hızına yetişmek mümkün olmazdı. Zira biz daha katlarken “gerçi burada yapılmışı var” diye bitmiş halini çıkarıverirlerdi. Bugünlerde yandaş gazetelerin tıpkı öyle bir gündemi var. Gündem daha oluşmamışken “gerçi burada yapılmışı var” diye bir gündem önümüze getiriveriyorlar. Tıpkı kağıt katlamada olduğu gibi, gündem katlamanın da bir formülü var. Havuz medyasında hiç şaşmaz bir şekilde de uygulanıyor. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda o formüle bir yakından bakalım istedim. Bu sayede belki siz de yandaş gazetenizi kendiniz yapabilir, teşvik ve reklama doyabilirsiniz:
MANŞET FİKS: PARALEL DÜŞMAN
Manşet konusunda etraflıca düşünmeye gerek yok. Aylardır manşetler, “paralel örgüt” yukarı “paralel örgüt” aşağı şeklinde gidiyor. Araya “başkanlık sistemi temenni” manşetleri karışsa da, paralel manşetler hemen yeniden hortlayıveriyor. Bölge imamlarını deşifre etmek olsun, akla gelen her musibeti Cemaat’in üzerine yüklemek olsun manşetler uçuşuyor. Birlikte yapılan her şeyi cemaate yüklemek için özel bir katlama tekniği gerek. İyi bir yerden katlarsanız, sadece yarısı görünür. Gerçi burada yapılmışı var. Sabah, Star, Akşam, Yeni Şafak, Türkiye, Takvim, Akit aç birini, gör katlama  şeklini.
HER ÖN SAYFADA BİR MÜJDE
Manşet fix demiştik, bu manşeti bir kez katlayınca illa ki, bir müjdeli haber görürsünüz. Geçen hafta örneğin; “Kobilere 5 müjde” haberi, istisnasız ön sayfalarda yer aldı. Başka bir gün, onun yerinde “THY’ye 2500 kişi alınacak” müjdesi vardı. Bir başka gün, “Erdoğan’dan büyük reform müjdesi” haberi ön sayfalardaki yerini almıştı; yeni Anayasa ile birlikte işçi-memur ayrımı kalkacaktı. Star gazetesi 1 Şubat’ta bu haberi verirken manşet “Mossad’la çalışıyorlar” şeklindeydi, o gün istisnasız tüm havuz medyasının manşeti paralel örgütle Mossad arasındaki ilişkiydi. Manşeti okuyup “ne büyük badireler atlatmışız” diyen bir kitle, gazeteyi katlayınca gördüğü müjdeli haberlerle gülümseyecekti, hesap buydu.
SIFIRDAN GERÇEK YARAT
Yandaş medyanın gündem katlama sanatında önemli bir yeri de sıfırdan yapılan ve aklı başında insana ister istemez “ne alaka?” sorusunu sorduran haberler oluşturuyor. Dün, Yeni Şafak’ta bunun “güzel” bir örneği vardı. “Hepsi Saray’dan Pahalı” başlıklı haber, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın; Zorlu Center,  Mall of İstanbul, Sapphire ve BatıŞehir gibi AVM’lerden daha ucuza mal olduğunu iddia ediyordu. Elmayla armutu karşılaştırmaktan bile daha ilginç bir durum var ortada. Birincisi o AVM’leri inşa eden muhalefet değil, bilakis AKP’nin yarattığı düzen. Kaldı ki, Gezi Direnişi bile, Gezi Parkı’na AVM yapma inadına karşı başladı. Hadi bunu unutalım, ticaret yapma amacıyla inşa edilen AVM’leri Cumhurbaşkanlığı konutuyla karşılaştırmak niye? Bu sorular cevapsız elbette. Nasılsa kimse okumuyor diye üfür gitsin. Okur olmazsa reklam olmaz mı dediniz? Niye olmasın ki? Geçen pazartesi günkü Cumhuriyet’ten okuyalım: “The Nielsen Company’nin AdEx raporuna göre kamu kurumları en başta Sabah ve tirajı 100 bin civarındaki Star gazetesini reklam zengini yaptı. Gazetelerdeki sütun santim hesabına göre yapılan verilere göre kamu kurumları yandaş medyaya yaklaşık olarak 60 milyon lira aktardı.Yandaş gazetelerde kamu kurumlarının reklam pastasından en büyük payı 25 milyona yakın gelirle Sabah aldı. İkinci sırada ise 8 milyon lira gelirle Star gazetesi oldu. Bunları havuz medyasının diğer gazeteleri Yeni Şafak, Akşam, Güneş, Takvim, Milliyet, Yeni Akit ve Türkiye gazeteleri izledi.”
Gördüğünüz üzere, formül açık: Gündemi katlayan reklamı da katlıyor. Yandaş medyadan böyle anekdotlar aktardığımda, özellikle sosyal medyada “sen hâlâ o gazeteleri okuyor musun, abi zamanına yazık” türünden tepkiler alıyorum. Okumasınız da, görmezden gelseniz de gerçek böyle. Sıkıcı olmayı takmadan, tekrara düşmekten yılmadan birilerinin bu kaydı düşmesi gerek. Gazetelerin o kat yerlerinin açılacağı güne dek.