Yangın, masa ve çıkış yolu
GÜVEN GÜRKAN ÖZTAN GÜVEN GÜRKAN ÖZTAN

Bir karanlık odada yıkık bir sahne ve sandalyelerin çoktan terk edildiği devrik bir masa düşünün. Öte yandan sahnenin tam üstünde elindeki benzini önce masanın üzerine sonra da tüm odaya döken muhteris bir aktör! Daha önce masanın boş sandalyelerinin birinde muhteris aktörün avenesi, karşı tarafta ise tarihi çözümün masada sağlanacağını düşünenler vardı. Benzin ilkin tam da bu tarafa döküldü. Muktedir etrafında hizalananlar kendinden emin, diğer taraf can derdinde; baştan beri seyirci konumuna itilenler ise şaşkın. Yangının kendi oturdukları bölüme de sıçramasından korkanların gözü büyük harflerle yazan çıkış tabelasına kitlenmiş vaziyette. Şimdi önceliğimiz nedir? Masayı yeniden kurmak mı, yangını söndürmek mi? Ya da masa yeniden kurulunca yangın kendiliğinden söner mi?

Katledilmiş Kürtlerin ölü bedenleri günlerce sokakta bırakılırken, siyasi infazlar hız kazanmış ve öğrenci yurtlarına dahi polisler yerleştirilmişken geçen hafta Barış İsteyenler Grubu ile görüşen Davutoğlu’nun müzakerelere dönüş sinyali verdiği haberi dolaşıma girdi. Aynı zaman diliminde Kürkçü ile Kerestecioğlu, meclis başkanı İsmail Kahraman ile görüşerek meclisin “devreye girmesini” istedi. Kahraman’ın kimliği ve parlamentonun terkibi düşünüldüğünde bu hamle salt meclise yönelik bir sinyal olarak düşünülemezdi elbette. Bunun ötesinde iktidara meclis başkanlığı üzerinden mesaj veriliyordu. İktidarın kalemşorları ise PKK’nin halkı sokağa dökmeye çalıştığını ama “yumruğunu vuran devlet” nedeniyle bu planın tutmadığını yazmaya başladı. “Devir ve tutum” değişmişti! 6-8 Ekim Kobane eylemleri gibi tüm ülkeyi saran kitlesel gösterilerin yaşanmamasını da buna kanıt olarak gösterdiler. Yeniden müzakere başlayabilirdi ancak önce HDP kurulacak masada “haddini bilmeliydi.”

Masaya dönüş mümkün mü?

Görünen o ki AKP, bölgede ve HDP’de kafasındaki ‘operasyonu’ tamamlarsa masayı yeniden kuracak. Bu doğrultuda ilk önce hedeflenen yargı marifetiyle HDP içindeki kimi milletvekillerinin etkisizleştirilmesi. Milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması ‘telkinleri’ ve hazırda bekletilen dosyalar bu amaca yönelik girişimler. AKP, HDP içinde kendi ‘frekansına’ uygun isimlerin öne çıkacağı bir dizayn peşindeyken bölgede de silahlı Kürt gençlerini sindirmek ve nüfus mühendisliği yaparak coğrafyadaki Kürt popülasyonu seyreltmek derdinde. Öcalan ile Kürtlerin ilişkisinin ritmini de iktidar belirlemek istiyor. Saray belli ki bundan da sert bir hattın peşinde ve halihazırda yürütülen savaşı olabildiğince sürdürmekten yana.

Kürt siyasi hareketi için masaya dönmek ne kadar mümkün? HDP operasyonların durdurulması şartıyla müzakerelerin yeniden başlamasından yana olduğunu farklı biçimlerde duyuruyor. Devletin savaş kozuna karşı özyönetim talebini yükseltmeyi stratejik olarak önemsiyor. Kürt siyasetinin AKP’ye yönelen sert eleştirilerine rağmen köprüleri tümden atmadığının kanıtı ise Batı’da eylemlilik kararı vermemeleri. İktidar kalemşorlarının iddiasının aksine Van’dan Diyarbakır’a kadar Kürt coğrafyasında sokağa çıkma yasaklarına ve infazlara karşı eylemler var. Ancak aynı eylemlilik Batı’da söz konusu değil. Bunun sebebi korku olmaktan çok müzakerenin yeniden tesisinin önünü bütünüyle kapamama arzusu. Zira Batı’da mevcut cadı avının ötesine geçen yoğunlaşmış şiddetin karşılığı iç savaştır ve dönüşü imkânsız değilse bile çok zordur.

Masaya dönüşün hipotetik düzlemde varlığının iki çelişkili sonucu var. Biri tarafların masaya yeniden oturduğunda ellerinin daha güçlü olmasını istemesi; diğeri de masayı tümden yakmamak için yoğun şiddeti ve direnişi Kürt coğrafyası ile sınırlı tutmaları.

Toplu imha tehlikesi

Birçok defa yazdığım gibi bu bıçaksırtı durum, ‘sınır ötesi’ gelişmelerden bağımsız değil. Zira Suriye ve Irak’taki Kürt silahlı güçleri kazanım elde etmese AKP bir daha masayı kurmayabilirdi. Ancak şunu da hatırda tutmakta fayda var; bölgedeki çatışmalar hızla ‘bölgesel’ olmaktan uzaklaşarak adı belli bir savaşa doğru dönüşüyor. Böyle bir savaşın yaşanması halinde bunu fırsat bilen Saray toplu imha işine girişebilir.

Başa dönelim, alevden göz gözü görmüyor; çıkış kapısı önünde izdiham var; sosyalistler, demokratlar olarak ne yapacağız? Yapılması gereken, muhteris aktörün ve siyasi aparatının elinden benzin bidonlarını almaktır. Masaya dönüş önemlidir ancak tek başına ülkedeki yangını söndüremez. Bu nedenle ‘seyirci’ konuma itilenleri itfaiye mensubu kılacak bir stratejiye ihtiyaç var. Öncelikle yangını kontrol altına alacağız ama esas hedefimizi unutmadan…