Yangın sürüyor: Sivas’tan Ankara’ya barbarlığa karşı mücadele
ERK ACARER ERK ACARER

24 yıl sonra Sivas neden hâlâ yanıyor?

Masalar, sandalyeler savruldu. Camlar kırıldı. Perdeleri alev sardı. Dışarıda büyük bir kalabalık vardı. “Allah’ım bu senin ateşin” sesi yankılandı. Madımak tutuştu. Binlerce kişi kendinden geçmiş, bir ölüm ayininin orta yerinde “Müslüman Türkiye” diye bağırıyordu.

1993’te Madımak’ta...

“Birimize bir şey olursa ne yaparız” dediler.

“Kalanlar, ölenler için şiir yazsın” dedi Metin Altıok.

Şiiri vardır şimdi.

10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’ndaki patlamaya dakikalar kala, Antep’ten Başkent’e gelen canlı bomba Yunus Emre Alagöz, bindiği ikinci taksiden yanındaki Suriyeli eylemciyle birlikte indi. Taksimetrede 22 TL yazılıydı.

Alagöz’ün üzerinde 20 TL vardı. Ceplerini karıştırdı. Taksi şoförü, önemli olmadığını söyledi. Ne var ki bombacı kararlıydı. Bu dünyadaki hesabını kapatmak istiyordu. Suriyeliden 2 TL çıktı. Taksiciye uzattılar, hesap kapanmıştı!

Allahu Ekber seslerinden, hemen sonra etraf kan gölüne döndü. Taksiciyle helalleşen iki canlı bomba fünyeleri çekmişti. Yanık kokusu içinde ve kan gölünde genç bir kadın alandan ayrılmadı. Hemşireydi. Merve’yi uzaklaştıramadılar. Dicle’nin ablası yalvarıyordu. Merve; bu yüzden ve Dicle’nin öldüğünü bildiği hâlde kalp masajı yapmaya devam etti; kan ve yanık kokusuna, korkuya, başka bombalar ihtimaline rağmen...

Neden mi Sivas yanıyor hâlâ?

Madımak ateşinden 22 yıl sonra; o fünyeler çekildiği için! 33 insanın acısının üzerine 102 yaşam ağırlığı daha eklendiği için! Sivas yangının neden sönmediği sorusu; IŞİD canilerine yol verenlerin, kimlerin avukatlığını yaptıklarında, hangi partiyi kurduklarında gizlidir.

Sadece bir misalle... “Bu kadarı da olmaz” dediğin bir Türkiye şaşkınlığının ortasında “ne kadarının olabileceği” AKP’li Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi’nin kimliği ile iki gün önceki ifadelerindedir. “Adalet Yürüyüşü’ne katılanlar teröristtir, teröristler yürüsün diye yol yapmıyoruz” diyen Tüfenkçi, AKP’de görev yapan, Sivas katillerinin avukatlığını üstlenmiş 30 küsur siyasetçiden sadece biridir.

Tuhaf bir topraktır...

Işıkla karanlık aynı anda var olmuştur...

Pir Sultan’ı da Şeyh Bedrettin’i de Alevi katliamına yol veren Ebu Suud’la, Yavuz Sultan Selim’i de aynı anda görmüştür. Çorum’un, Maraş’ın, Sivas’ın, Suruç’un, Ankara’nın kara lekesi toprağına, alnına sürülmüştür.
Ancak...

‘Sözde’ gazetelerde, ‘hayır paçavralarda’ boy boy haber.

Birisi açık açık... Boşuna sağda solda IŞİD militanı arıyor, iddianamelerde ‘barbarlığın işbirliğini’ kurcalıyoruz... Utanmadan, sıkılmadan, yargıya hesap vermekten korkmadan, Sivas’ın yıldönümünde sürmanşetten: “Müslümana zulmün adı Madımak! Provokasyon devam ediyor.”

Bu topraklarda iyiliğin karşı duvarı her zaman olmuştu. IŞİD zihniyeti hep vardı ama hiçbir dönem böyle meşruluk kazanmamış, böyle kurumsallaşmamıştı.

Haber mi arıyorsunuz?

Çok nettir duyacaklarınız... Bu coğrafya; iyiyle kötünün, ateşle suyun, alçakla ‘alçaklığa karşı duranın’ mücadelesidir.

Ateş yanıyor hâlâ...
yangin-suruyor-sivas-tan-ankara-ya-barbarliga-karsi-mucadele-313706-1.
Külleri karıştırınca; gerçekteki ‘teröristle’, gerçekte toprağını, insanını, hayatı seven ayrışıp görülüyor.
Bu savaş, iki paralık sahte cennet arayan, sahte cennet için halkını kandıranla, cenneti yaratmak isteyen arasındadır.

Öğle sıcağında; “Allah’ım bu senin ateşin” haykırışı yankılandı.

Bir ekim güneşinde; “Allahu ekber” sesi duyuldu.

Ölenler, kalanlara şiir yazacak...

Genç bir kadın kalp masajını sürdürdü.

Bu mücadele; naiflikle barbarlık arasındadır. Sivas yangını sürüyor hâlâ... Haber mi arıyorsunuz?

Birkaç haber de muhatabına verelim en kötüsünden: Cennete gidemeyeceksiniz. Üstelik er ya da geç, burada da hesap vereceksiniz!

***

Auschwitz’den Sincan Cezaevi’ne

1930’da doğdu. Yahudi bir ailenin oğluydu. Naziler, Çekoslavakya’yı işgal edince, ailesiyle birlikte toplama kampına gönderildi. Auschwitz’de annesi, babası ve kendisinden küçük kız kardeşi Nazi zulmü altında, işkencede yaşamını yitirdi. Joel L. Lebowitz şanslıydı. 1944 yılında kamptan ayrılabildi. Kendi imkânlarıyla ve bir botla Amerika’ya ulaştı. Matematiğe ilgisi vardı. Ailesinin tümünü kaybetmiş olmasına ve yaşadığı büyük acılara rağmen umudunu yitirmedi. Ardı ardına burslar kazandı. Brooklyn Koleji ve Seyracuse Üniversitesi’nden mezun oldu. Kariyerine devam etti ve bilim dünyasında şöhrete ulaştı. 87 yaşındaki Joel L. Lebowitz, bilim hayatını fizik ve matematik profesörü olarak Rutgers Üniversitesi’nde sürdürüyor.

Geçmeden sürdürdüğü serüveni, bugün başkalarına da umut oluyor. Hatta Türkiye’ye uzanıyor. Lebowitz’in, Auscwitz’den bilim dünyasına ulaşan sesi Nuriye Gülmen’in tutulduğu Sincan Kadın Hapishanesi ile Semih Özakça’nın olduğu Sincan 1 No’lu cezaevi duvarlarında yankılanıyor.;

Nasıl mı?

87 yaşındaki Joel L. Lebowitz, 117 gündür işlerine dönmek için açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için bir mesaj göndererek, “Her şeye rağmen umut vardır” dedi. Ulusal Bilim Akedemisi Üyesi Joel. L. Lebowitz, mesajında şu satırlara yer verdi:

“Sevgili Nuriye ve Semih... Benim değerli meslektaşlarım. Kalbimiz sizinle ve sizin adalet için olan mücadeleniz için çarpıyor şu anda. Ailenize ve sizlere en iyi dileklerimi sunarım. En içten duygularım ve güzel günler görmeniz umuduyla...”