Yapılacak çok şey var ama önce inanmalıyız
ÖNDER İŞLEYEN ÖNDER İŞLEYEN
Referandumda büyük propaganda imkânlarına, toplumda uygulanan baskıya ve diğer her şeye rağmen toplumun yüzde 50’sinden daha fazlasının AKP düzenine karşı çıktığını unutmamak gerekir. Önemli olan bu toplum kesimlerini de yeniden harekete geçirecek yolların bulunması için kafa yormak olmalı. Buradan bakıldığında ise yapılabilecek pek çok şey olduğunu göreceğiz

AKP-MHP 2019 seçim ittifakını 26 maddelik düzenleme ilan etti. BBP’nin katıldığı ‘Cumhur İttifakı’ referandumdaki evet cephesini ifade ediyor. Bu ittifak MHP için barajın ortadan kaldırılması ve başkanlık için yüzde 51’e yönelik bir formülasyona dayanıyor. Hatta bunun da ötesine geçerek ‘seçim güvenliğine’ ilişkin düzenlemelerle seçimi bir formaliteye dönüştürmeyi de amaçlıyor. 16 Nisan’da YSK eliyle ‘de facto’ icra edilen hileler yasallaştırılarak seçimin sonucu önceden tayin edilmeye çalışıyor.

‘Cumhur İttifakını’ bir seçim ittifakı sınırında değerlendirmek şüphesiz mümkün değil. 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin tek başına iktidarı kaybetme ihtimali ortaya çıktığı andan itibaren yeni bir iktidar bloku şekillenmeye başladı. AKP, iktidarının ilk dönemlerinde –ABD ve Batı’nın desteğini arkasına alarak- Cemaat’le birlikte iktidar bloku içinde güç kazandı. 2010 referandumu devlet içindeki çelişkilerin AKP-Cemaat lehine düğümünü kesin biçimde çözdüğü bir nokta oldu. AKP ve Cemaat’in merkezinde olduğu iktidar bloku, liberaller ve müzakere süreci bağlamında Kürt hareketiyle dolaylı bir ittifak içinde siyasal İslamcı rejimi inşa adımlarını attı.

Bu iktidar bloku AKP ve Cemaat arasında ucu 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne çıkacak bir çatışma sürecini başlamasıyla dağıldı. Bu dağılma iktidarı paylaşmaktan doğan sorunlarla birlikte temelde siyasal İslamcı hegemonyanın bölge ve ülke düzleminde yaşadığı kırılmalarla birlikte ilerledi. ABD’nin BOP stratejisi bir yanıyla Ortadoğu’da siyasal İslamcı bir iktidar kuşağının yaratılmasına dayanıyordu. AKP-Cemaat ittifakı bu stratejinin parçası olarak Türkiye’de rejim değişikliğini gerçekleştirmek üzere kuruldu. Türkiye BOP bağlamında Ortadoğu’daki ‘değişimin’ de merkezine oturuldu. İktidar blokunu bir arada tutan önemli bağlamlardan birisi buydu.

Siyasal İslam yenildi
Siyasal İslamcı iktidar kuşağının en önemli partneri de Müslüman Kardeşler’di. MK’nin Tunus ve Mısır’da iktidara gelmesi, Suriye’de cihatçı güçlerin etkinlik kazanması bu projeyi somut bir ihtimali gündeme getirse de bu durum kısa sürdü. MK iktidarlarının sona ermesi, Suriye’de rejimin etkinlik kazanmaya başlamasıyla BOP stratejisinin siyasal İslamcı ayağında önemli bir kırılma yaşandı. Bu dönem aynı zamanda içerde de Gezi isyanıyla birlikte siyasal İslamcı hegemonyada bir daha kapanmayacak gediklerin açıldığı bir dönem oldu.

Siyasal İslam’ın bu yenilgisi, ABD ile AKP arasında çelişkilerin gündeme gelmeye başlaması, Cemaat’le oluşan iktidar blokunun dağılma sürecine girmesi ve sonrasında Kürt hareketiyle –Ortadoğu’yu da içeren- müzakerelerin sona ermesi ile sonuçlandı.

7 Haziran bu sürecin sonu başka bir iktidar blokunun oluşmasının momenti oldu. 7 Haziran’da AKP’nin tek başına iktidar olmaktan çıkma ihtimalinin ortaya çıkmasıyla birlikte 1 Kasım’a giden süreçte yeni bir ittifak şekillendi. AKP, daha önce Cemaat’le birlikte tasfiye etmeye/etkisizleştirmeye çalıştığı devletin geleneksel/milliyetçi kanadıyla ittifak kurdu.

yapilacak-cok-sey-var-ama-once-inanmaliyiz-431902-1.Bu ittifak 1 Kasım seçimleri öncesinden başlayan çatışmalı süreç içinde pekişti. 15 Temmuz Darbe Girişimi bu ittifakla aşılarak yeni bir iktidar bloku şekillendi. Siyasal İslamcı rejimin yaşadığı kırılmaların üstesinden gelerek kurumsallaştırma adımları bu güce dayanarak aşılmaya çalışılıyor. ‘Cumhur İttifakı’ olarak ilan edilen iktidar bloku Ortadoğu’da Kürtlerin ABD ile ittifak içinde geliştirdiği inisiyatif alanını daraltma ve içerde ise Erdoğan’ın başkanlığında rejimi kurumsallaştırma adımlarının tamamlanması bağlamlarıyla bir arada duruyor.

Saflar netleşiyor
Ancak AKP-MHP ittifakı her iki ilerleme noktasında da sorunsuz değil. Afrin operasyonunun yüksek dalgasının dağılmasının ardından saflar giderek netleşiyor. Suriye rejimi-YPG ve İran’ın sahada ittifak yapması, Rusya’nın bir arabulucu pozisyonunda görünmekle birlikte, oyun kurucu olarak bu ittifaktaki rolü Türkiye için bir çıkmaz sokak anlamına geliyor. Öte yandan Rusya-ABD dengesinde yürütülen geçiş dönemi hazırlıklarında, Kürtlerin inisiyatifinin –sahada etkinlik kazandığı kimi noktalardan çekilse de- kalıcı bir statüye dönüşeceğinin güçlü emareleri de ortaya çıkıyor.

Türkiye, bir dönem Rusya ve ABD arasındaki dengede –ve ABD devletinin iç çelişkilerinin belirgin olduğu bir düzlemde- özerk politikalar uygulama imkânına sahip oldu. Bu alanın da giderek kapandığını söylemek mümkün. ABD ile bağrış çağrış içinde yapılan son müzakereler, Menbiç hedefli bir propagandayla sürdürülse de, Suriye’de Kürt inisiyatifinin kabul edilmesi ötesinde bir anlam ifade etmiyor. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile yapılan kayıtsız 3 saatlik görüşme de gösteriyor ki, masada sadece Suriye’nin dışında mesela R. Zarrab dahil pek çok dosyanın olduğundan şüphe yok. Böyle bir iktidarın bağımsız bir dış politikaya sahip olabilmesi, koparılan yaygaranın ötesinde ‘milli ve yerli’ siyaset izlemesinin maddi hiçbir temeli bulunmuyor. Bu oluşan düzlem, iktidar blokunun Suriye üzerindeki askeri zaferlere dayanarak iç siyasette milliyetçi dalgayı yükseltme arayışının çok da kolay olmayacağını ortaya koyuyor.
İktidar, yüksek bir güç gösterisi, şiddet dalgası ve OHAL altında iç çelişkileri geçici olarak bastırabilse de krizi aşacak kalıcı bir güç toplaması mümkün olmuyor. Afrin operasyonu ile oluşturulan dalganın dahi kalıcılaşma imkanlarının hızla kaybolduğu bir düzlemde, iktidar blokunun güçsüzlüğünün gerçek bir kriz noktası olarak açığa çıkması ise daha önce de olduğu gibi ancak toplumsal muhalefetin devreye girmesiyle mümkün olamıyor. Bugünlerde iktidarın tekrar mutlak ve kalıcı görülmeye başlandığı bir karamsarlık ve düşünsel teslimiyet tam da bu geri çekilmenin etkisiyle gelişiyor. YSK usulsüzlüklerinin yasallaştırılmasına da bunu besleyen bir etken oldu.

Hayır’ın ilerici dalgası toplarlanmalı
Bu da hiçbir şey yapılamaz duygusunu pekiştiren bir sonuç üretiyor. Böyle bir teslimiyet içinden bakıldığında kuşkusuz ki yapılabilecek hiçbir şey görünmüyor. Tüm bunlardan önce referandumda büyük propaganda imkânlarına, toplumda uygulanan baskıya ve diğer her şeye rağmen toplumun yüzde 50’sinden daha fazlasının AKP düzenine karşı çıktığını unutmamak gerekir. Önemli olan bu toplum kesimlerini de yeniden harekete geçirecek yolların bulunması için kafa yormak olmalı. Buradan bakıldığında ise yapılabilecek pek çok şey olduğunu göreceğiz. Bunun cevabı kolayca Evet cephesinin karşısında Hayır’ı cepheleştirmek olarak verilemez. Referandumda toplumun çok farklı kesimlerinin siyasal İslamcı tahakkümü reddeden tutumlarının farklı kanallardan akarak etkili olabildiği deneyimlendi. AKP’nin cepheleştirme taktiğini de kıran bu hareket tarzı, 2019’a giderken de etkili olabilecek tarzdır. Öte yandan şimdi sonucun önceden belirlendiği bir seçime doğru küçük itirazlar dışında sessiz kılarak gitmek de yenilginin kabulü anlamına gelecektir. O yüzden bugün seçimi güvenli hale getirmenin yolunun YSK’den değil adil bir seçimden yana olan herkesin ortak seferberliğini çoğaltacak bir toplumsal inisiyatiflerin oluşturulması öncelikli görev olarak önümüzde duruyor. Tüm bunların ve daha fazlasının yapılabilmesi için öncelikli görev ise Hayır’ın ilerici dalga merkezini toparlayacak birleşik bir odağın yaratılmasıdır. Bunun etrafında tüm ilerici muhalefetin işbirliği ve dayanışmasını güçlendirecek adımlarla toplumun değiştirme iradesini yeniden kazanmasının yolunu açmak mümkün.

Şimdi elbette 2019’u –ya da erken 2019’u- beklemeden her gün yapılabileceklere yüzümüzü dönmemiz gerekir. Milli ve yerli olduğu iddiasıyla ABD karşıtı propagandası yapanların, emperyalist tekellerin çıkarları uğruna şeker fabrikalarını satılığa çıkarıyor... Çocuk istismarından her gün bir yenisi çıkan rezilce fetvaların karanlığı ortalığı kaplıyor...
“Geçinemiyorum” isyanları sessiz bir çığlıkla yükseliyor... Evet yapılabilecek çok şey var... Bunları yaparak değiştirebiliriz. Ama önce başka bir ihtimalin olduğunu hep birlikte inanarak, bunun için sorumluluk alarak başlayalım.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız