Yapımcının yatağı
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Meğer Harvey Weinstein’ın sapıklığını herkes biliyormuş ve bunu bilmelerine rağmen susmuşlar. Sizler susmayın, gücü elinde tuttuğunu düşünen baskıcı, tacizci erkeklere alan tanımayın ve gümbür gümbür konuşun. Yanınızda duracağız. Kadın sözü!

Ünlü yapımcı Harvey Weinstein hikâyesi şok edici ve Weinstein tarafından tacize uğradığını iddia eden kadın sayısı her geçen gün artıyor. Son kertede bu listeye Gwyneth Paltrow, Rosanna Arquette, Angelina Jolie, Kate Beckinsale, Asley Judd ve Léa Seydoux da katıldı. Hepsinin ifadesi sinir bozucu detaylarla dolu. İtirafların çoğunda ortak tarif; otel odası, beyaz bornoz, gerisini tahmin edebilirsiniz zaten. Bana kalırsa tüm hikâyenin en kan dondurucu yanı bu kadar insanın bunca zaman nasıl oldu da suskun kaldığı. Bu artık bireysel bir sessizlikten ziyade kültürel, toplumsal ve çok daha derin bir problemin göstergesi.

Hollywood yankılanıyor dedik ya bence bu yankılanma da hikâyeden. Kimse şaşırmıyor ama nedense yankılanıyoruz. Garip.

Sanki bütün toplumların zaten bildiği ama sustuğu bir gerçek yüksek sesle söylenmiş gibi. Çünkü Harvey Weinstein hakkındaki iddialar korkunç ama bir o kadar da tanıdık.

Herkes her şeyi biliyor
Meğer Weinstein’ın sapıklığını herkes biliyormuş ve bunu bilmelerine rağmen susmuşlar, beraber filmler çekmişler, ödül törenlerinde dostluk fotoğrafları verebilmişler. Şaşırmıyorum. Düşünün, Jack Nicholson’un evinde, 13 yaşındaki bir kız çocuğuna önce ilaç veren, ardından tecavüz eden Roman Polanski hâlâ film çekmeye devam ediyor ve filmlerinde Jodie Foster, Kate Winslet gibi ünlü kadın starlar rol alabiliyorlar. Kate Winslet’ın şimdilerde Weinstein hakkında kadın hakları ile ilgili konuşma yapabiliyor olması ikiyüzlü değil mi? Ama dedim ya buna da şaşırmıyorum. Amerika yüzde 53’ü kadın oylarıyla ‘kadını genitalinden yakalayacaksın’ diyen kadın düşmanı bir cumhuriyetçiyi başkan seçti! Gerçi kadınlara yönelik saldırgan ve aşağılayıcı tavır demokrat ve cumhuriyetçi diye ayrım gözetmiyor. Weinstein’ın demokratları desteklediği ve Hillary Clinton’ın kampanyasına 1,5 milyon dolar yardım verdiğini de öğrendik. Clinton bu parayı geri verecekmiş. Artık iş işten geçmiş, adam yıllarca pislikleri ile bir imparatorluk kurmuş ve herkes de adamın ne mal olduğunu zaten biliyormuş.

Bir yıldız anlatıyor
Cannes’dan en iyi kadın oyuncu ödüllü günümüzün favori yıldızlarından Fransız Léa Seydoux, Harvey Weinstein’ın kendisini de taciz ettiğini anlattığı röportajında şunları da ekliyor; “Bu endüstride güçlerini kötüye kullanan yönetmenler var. Harvey ile fiziksel bir mücadele idi diğerleri ile sözsel. Yirmili yaşlarımda çok saygı duyduğum bir yönetmen ‘seninle seks yapabilmeyi çok isterdim, keşke seni …’ demişti ve bunu yarı ciddi yarı esprili bir şekilde yapmıştı. Çok sinirlenmiştim, sadece işimi yapmaya çalışıyordum ve bu durum beni çok rahatsız etmişti. Kendisi filminde oynattığı bütün kadın oyuncularla yatardı. Çalıştığım bir diğer yönetmen günlerce süren seks sahnesi çekti bu sayede bizi sürekli izlemekten keyif aldı. İğrençti.” Bu cümleleri okurken onuru ve kabiliyeti ile bir yerlere gelmeye çabalayan kaç oyuncunun, oyuncu adayının ‘benzer şey benim de başıma geldi’ diye içinden geçirdiğine eminim. Çok sayıda kişinin bir kadın oyuncunun bu söyledikleri ile kendi hayatlarında şahit olduklarını biliyorum. Biliyoruz.
yapimcinin-yatagi-366812-1.
Taciz her yerde
Elbette kadının tacize uğraması sadece Hollywood’da ve film dünyasında olmuyor. Dünyanın her yerinde çalışan kadınlar her gün işyerlerinde güçlü pozisyonlarını kötülük için kullanan erkekler tarafından fiziksel ve sözlü olarak tacize uğruyorlar. Belki bir kısmı bunları en yakın dostlarıyla paylaşıyordur ama çoğu kadın uğradıkları tacizi, şiddeti susarak içine atmaya devam ediyor. Kadının tacize uğraması onun için çok travmatik bir deneyim ama daha travmatik olan kısım asıl tacizden sonra başlıyor. Kişi tacize uğradığını ihbar edemiyor. Taciz ve tecavüz vakalarında kurbanı suçlamaya meyilli olan toplum baskısı karşısında daha da korkan kadın ne yazık ki susmayı tercih ediyor. Aslında bir bakıma adi bir sözleşme gibi mecbur bırakılıyor. Bunun zaten böyle olacağını bilen tacizci ise eğer biri bir şey söylerse diye forsunu da kullanarak şu ifadelere sığınıyor; ‘iftira atıyor’ ‘kendi bana yalvardı yüz vermeyince böyle yapıyor’ ‘karşılıklı oldu her şey’. Yani tacize uğrayan kadın, deli, yollu veya para avcısı diye itham edileceğini bildiğinden susmayı tercih ediyor.

Ya ‘dedikodu’ değilse
Dedim ya bu duyduklarımız sadece bir Hollywood hikâyesi değil. Bu her yere ait bir hikâye. Dolayısıyla Türkiye’deki film/dizi dünyasına da ait bir hikâye. Kariyerinde ünlü bir yönetmenin veya yapımcının filminde rol almak umuduyla hayaller kuran oyuncular burada da yapımcı ve yönetmen zorbalığına, tacizine maruz kalıyorlar.

Birbirimizi kandırıp kibarlık yapmayalım ve kabul edelim, halk arasında ‘yapımcının yatağından geçmek’ diye bir tabir var. Bu cümlede kimse yapımcının kadın, yataktan geçenin de erkek olduğunu düşünmez. Senelerdir duyduğumuz hikâyeler var, çoğu ‘aman ne olur kimseye anlatma’ diye başlayan mide bulandırıcı hikâyeler... Hem de ne ‘saygıdeğer’ isimlerle ilgili! Bilardo masası ile ünlü yapımcılar, aklına taktığı kızla yatmak için film çekenler gibi pek çok ‘dedikodu’ duyduk. Bu ‘dedikodu’ meselesi de pek bir hoş. Mesela George Clooney ve Brad Pitt, Weinstein ile ilgili ‘böyle dedikoduları duyuyorduk ’dediler. Ama sonunda söylenenlerin dedikodu olmadığı ortaya çıktı.

Türkiye’deki ‘dedikodu’ların bitmesini, herkesten önce sektörün güvenilir ve saygın yapımcıları, yönetmenleri birer adım öne çıkarak ve aralarından adi olanları ayıklayarak sağlayabilirler. Ama esas görev cesaretle susmayacak kadınlara düşüyor. Susmayın, gücü elinde tuttuğunu düşünen baskıcı, tacizci erkeklere alan tanımayın ve gümbür gümbür konuşun. Yanınızda duracağız. Kadın sözü!