“Yargıda Birlik” vardı, ne oldu ona?
Bülent Mumay Bülent Mumay

Habertürk’te mücbir sebeplerle bir süre sadece araba test sürüşü, lüks eşya tanıtımı yazmak zorunda kalan Fatih Altaylı, yakın bir zaman önce siyasi yazılarına geri döndü. Yine özgüveni yüksek perdeden, ahval ve şeraite dair köşeler kaleme almaya başladı. Habertürk’ün iç sayfalarına bakmak için gayet iyi de bir gerekçe oldu.

Siyaset yazamadığı zaman diliminde epey malzeme biriktirmiş olmalı ki, gelir gelmez döktürmeye başladı. Geçen hafta, “bürokrasideki FETÖ yapılanması” üzerinde art arda iki yazı yazdı. Yazının temel tezi şuydu:

“Halen görevde olan 12 Vali, ByLock kulanıcısı.”

Altaylı, iddiasını görüştüğü savcılara dayandırıyordu. Hatta savcıların şu serzenişini de köşesine aynen şu sözlerle aktarmıştı:

“ByLock’çı valileri biliyoruz, ama hiçbir şey yapamıyoruz. Bir valinin ByLock’la yaptığı tam 1800 mesajlaşma var. Çok açık. Hepimiz biliyoruz. Ama dokunamıyoruz.”

Altaylı, kaynağının savcılar olduğunun altını çizmek için de şunu söylüyordu: “Bunları ben uydurmuyorum, savcılar söylüyor.”

İki ihtimal var
Habertürk’teki bu yazıdan sonra yetkili mercilerden tek bir ses çıkmadı. Altaylı’nın dünkü yazısından öğreniyoruz ki, savcıların kendisine ilettiği iddiaları yazdığı için savcılıktan davet almış. Yani, Altaylı’ya bu bilgiyi veren savcıların bulgularını, bir başka savcı ilk elden Fatih Altaylı’dan dinlemek istemiş.

Savcıların iddiasını anlatması için Altaylı’nın savcılığa davet edilmesi, akla iki olasılık getiriyor.

»Ya devletin 1 numaralı terör örgütü ilan ettiği bir oluşumla ilgili kritik bir bulguyu, soruşturmayı yürüten savcılar kendi aralarında paylaşmıyor.

»Ya da paylaştıkları halde harekete geçilmeyince, gazetecilere meseleyi sızdırıp kamuyu baskısıyla önlem alınmasını sağlamaya çalışıyorlar.

Hangi olasılığın daha büyük bir skandal olduğuna siz karar verin.

***

İftarda onlar niye yoktu?

yargida-birlik-vardi-ne-oldu-ona-302980-1.

Güç zehirlenmesi sadece siyaset alanındaki iktidara ait bir şey değil. Milli Takım’da son günlerde yaşananlar, adı geçen tüm isimlerin politik olarak aynı yerde hizalanmalarına rağmen, güç ve para yüzünden birbirlerine girebildiklerini gösteriyor.

Bu kavganın ardından Cumhurbaşkanı’nın müzik ve spor dünyası için verdiği iftarda, kavganın asli unsurlarının görünmemesi dikkat çekti. Kadraja girme yarışındaki ünlüler arasında ne Arda’yı, ne de galiz küfürler ettiği Fatih Terim ve Yıldırım Demirören’i görebildik. Katılmama sebeplerinin “Deplasman yorgunluğu” olmadığı açık… Saray’ın bir davetine icabet etmemezlik edeceklerini sanmam. Büyük olasılıkla, uçakta gazeteciye saldırıyla başlayan kriz nedeniyle liste dışı kaldılar.

Bu süreçte Arda’ya sahip çıkan Rıdvan Dilmen’in, spor yorumculuğu dışında aktif bir spor hayatı olmamasına rağmen Saray iftarında boy göstermiş olmasını da “şeytan” tüyüne yoralım şimdilik…

***

Ali Koç tutmayınca Sabancı’sını verelim

yargida-birlik-vardi-ne-oldu-ona-302981-1.

yargida-birlik-vardi-ne-oldu-ona-302982-1.

Uzun yıllar İhlas Grubu’nun yayın organlarında yazdıktan sonra Aydınlık Gazetesi’ne geçen Sabahattin Önkibar, enteresan duyumları köşesine aktarmasıyla dikkat çeken bir yazar. Hani yazdıklarının tümü kulis bilgisi olmasa da, insanın “Bakalım bugün ne yazmış?” diye takılmadan geçemediği bir köşe kaleme alıyor. Tabi, oturduğu masalarda konuşulan her iddiayı “Öyle diyorlar” kabilinden yazmaya başlayınca açığa düşmüyor değil.
Önkibar, 30 Mayıs’taki köşesinde, epey iddialı bir yazı yazdı: “Ali Koç Cumhurbaşkanı adayı.”

Gerek iş dünyasını, gerekse Koç ailesinin politikaya bakışını bilenler, gülüp geçtiler. Ali Koç da bu dedikodu başına dert açmadan meseleye ilginç bir şekilde nokta koydu. Daha önce zaten açıkladığı Fenerbahçe başkan adaylığını yineleyip, “Benim bu meselelerle işim olmaz” mesajını verdi. Ali Koç’tan umudunu kesen Sabahattin Önkibar, dünkü yazısında başka bir “Ali” buldu. O da genç, o da iş dünyasından. Ali Koç meselesi tutmayınca Önkibar, Ali Sabancı’nın adını ortaya attı bu kez. Başı derde girmesin diye de yazısında belirtmiş “Oturduğum iftar masasında konuşuldu” diye...

En az Ali Koç kadar düşük bir ihtimal. Bakalım, Ali Sabancı bu meseleyi soğutmak için nereye başkan adayı olacak. Önkibar da bir sonraki yazısında hangi Ali’yi cumhurbaşkanı adayı yapacak..

***

Mide salgılı köşe yazısı

yargida-birlik-vardi-ne-oldu-ona-302983-1.

Muharrem Sarıkaya, Ankara gazeteciliğinin en ilginç figürlerinden biri. Hangi koltukta oturuyor olursa olsun stajyer muhabir heyecanıyla her şeyi didikler, öğrendiklerini bir yöntem bulup yazmanın yolunu bulur. Bildiklerini yazmayarak yükselen gazetecilerden değildir. Habertürk’teki dünkü köşesinde ise Türk matbuatının muhtemelen en ilginç benzetmesi vardı. CHP ve MHP’nin Darbe Komisyonu raporuna karşı yazdığı şerhleri değerlendiren Sarıkaya, yazısını şöyle bitirmiş: “MHP ve CHP’nin şerhleri yakıcı gelebilir. Ancak unutulmasın ki mide salgısı da yakıcı ve parçalayıcıdır, ama hazmı kolaylaştırır…”

***

“Biçti”ye 10,5 yıl isteyenlere soru: Erdoğan’ın üstünden cip geçirmek

yargida-birlik-vardi-ne-oldu-ona-302984-1.

İçinde “biçti” geçen ve 55 saniye yayında kalan başlıktan “darbeci terör örgütüne destek” suçlamasıyla 10.5 yıl hapis cezası çıkaran savcılarımıza bir ihbarda bulunacağım. Sabah Gazetesi, dün iç sayfalarda, Cumhurbaşkanımız’a yönelik Katar’daki sevgi gösterilerini haberleştirirken “subliminal suikast” mesajı verdi. Erdoğan posterinin üzerinden cip geçirdiler! Abdülkadir Selvi’nin dünkü köşesinde işaret ettiği suikast peşindeki kripto FETÖ’cüler, bu “algı operasyonu”nun parçası olabilir! Aman dikkat...

***

Damat üzerinden sicil affı girişimi

Damatlara tahliye meselesi üzerinden muhalifçilik oynayan yandaş yazarlar, sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Yıllarca nice gazeteciyi hedef gösteren, TV ekranlarında şunu kovun diye yayın yapanlar, aniden adalet bekçisi kesilmiş. Düne kadar gazetecilerin tutuklanması için alkış tutan yağdanlıklar bugün “Damatların tahliyesi, toplumsal vicdan ve muz kabuğu” tadında yazılar döşenmeye başlamış. Beyler, “köprüden önce son çıkış” levhasını çoktan kaçırdınız. Kambura yatmayın, asla unutulmayacaksınız. Bu tiplere “Bakın bunlar bile adalet istiyor” kabilinden mecralarında yer açan merkez medya… Bakıyorum, celladına yine âşık gibisin. Filmin sonunu söyleyeyim, öleceksin.

***

Adı üstünde: Darbeci

yargida-birlik-vardi-ne-oldu-ona-303060-1.

Meslektaşlarımız bir bir Silivri zindanına atılırken alkış tutan Sabah Gazetesi, aniden basın özgürlüğünü hatırlamış. İngilizce gazetelerine, Mısır’da erişim yasağı getirilmesine ateş püskürmüş. Önce şunu söyleyerek başlayalım: Haberlerini beğensek de beğenmesek de gazetelerin susturulması antidemokratiktir. Ama Sabah ekibine şunu hatırlatmadan da geçmeyelim. Kendi başlığınızda da söylediğiniz gibi, yasağı koyan “Darbeci Sisi.” Ama unutmayın ki, 15 Temmuz’da -şükürler olsun- bizde darbe başarısız oldu. Ona rağmen meslektaşlarımız hâlâ içeride...