Yargının insan hakları sınavı!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Bugün BM tarafından açıklanan ‘İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 67. yılı.

1949’dan itibaren Türkiye “Beyannameye” imza atan ülke olarak, evrensel insan haklarını korumayı kabul etmiştir. Anayasasında insan haklarına saygı duyduğuna dair maddeler vardır.

Hatta seçilen milletvekilleri ve de Cumhurbaşkanları “İnsan haklarını koruyacağına” dair namus ve şerefi üzerine yemin ederler.

• • •

Ne yazık ki gerçek öyle değildir.

Darbeler, müdahaleler bir yana temel anlamda “Hibrit demokrasiye”, yani göstermelik bir demokrasiye sahip olan Türkiye, Avrupa’da en fazla insan haklarını ihlal eden ülke durumuna düşmüştür.

AİHM’in Türkiye aleyhine karar verdiği davaların gerekçesinde bakıldığında, “yapılan hak gasplarının” hukuk fakültelerinde ders olarak anlatılacak kadar vahim olduğu görülür.

• • •

Sadece siyasal hayatta değil, sosyal ve ekonomik yaşamda da demokrasinin hiçbir gereğini yerine getiremeyen AKP, insan hakları ve demokrasi bakımından ağır bir enkazın oluşmasına sebep olmuştur.

Son 14 yılda Türkiye’de yargı, tartışmasız evrensel hukuk kurallarından uzaklaştırılmış, tarafsızlığı ve bağımsızlığını kaybetmiştir.

Adil yargılama yoktur!..

“Masumiyet karinesi, savunma hakkı, suçun bireyselliği” gibi kavramlar, yargı pratiğinden çıkarılmıştır.

Kararlar; yasalar ve vicdanla verilmemekte, egemen siyasetin baskısıyla şekillenmekte, bu yüzden, adalet oluşmamaktadır.

Hukukun olmadığı bir yerde evrensel insan haklarından bahsetmek mümkün olamaz. 67. yılında Türkiye, işte bu vahim durumu yaşamaktadır.

• • •

2015 yılı ‘insan hakları raporları’na göre Türkiye demokrasi endeksinde 89. sırada bulunmaktadır.

Yani demokrasi ile yönetiliyor gibi görünen ancak otoriter rejime yakın olan Hibrit Rejime sahiptir.

Demokrasinin temel taşı sayılan fikir özgürlüğünde ise; 180 ülke arasında 154. sırada bulunmaktayız.

Bu ülkemiz için yüz karasıdır!..

• • •

İfade ve basın özgürlüğü olmayan bir ülkede hak ihlalleri çok olur. Nitekim basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye,197 ülke içinde 137. durumdadır.

Basını özgür olmayan tek Avrupa ülkesiyiz.

Şu anda 60’ın üzerinde gazeteciye, 17-25 Aralık operasyonunu haberleştirdikleri için 100’ün üzerindeki yazar ve yapımcıya ceza ve tazminat davası açılmıştır.

• • •

AKP düzeninde yalnızca gazetecilere dava açılmamış, patronlarına baskı kurarak 559 gazeteci işten çıkartılmıştır. Ayrıca bu dönemde 217 gazeteci darp edilmiştir. İstifa etmek zorunda kalan gazeteci sayısı ise 83 olmuştur.

• • •

Başka bir acı sonuçtan bahsedelim; 2014’te 2.393 kişi kasten ve ya ihmalkarlık sonucu ölmüştür. Bu rakam ancak iç savaşların olduğu ülkelerde görülebilir.

2014 itibariyle kadına şiddette Türkiye’de ABD’nin 2 katı, Avrupa ülkelerinin ise 10 katı oranında bir artış görüldü. Vahim bir durumdur. Cinsiyet eşitsizliği kategorisindeki rapora göre, 2014 itibariyle 142 ülke arasında Türkiye 125. sırada yer alıyor.

Sonuçta; İnsan Hakları İhlalleri (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Raporu) sıralamasında en kötü 5. ülke konumundayız.

• • •

Cumhuriyet gazetesinde MİT TIR’larıyla ilgili haber yaptıkları için Can Dündar ve Erdem Gül tutukludur. Üstelik günlerce tecrit altında tutuldular. Çünkü iktidar onları gazeteci olarak görmemektedir. “Casusturlar!” diyerek, mantığa, demokrasi ve yasalara uymayan bir anlayışla suçlamaktadır. Aslında bu olay AKP’nin yakalanışıdır. Gerçeklerin halk tarafından öğrenilmesine kızmıştır. Görevini yapan basın mensuplarını, işine gelmediği için insafsızca hapse atmaya, acımasızca ezmeye çalışmaktadır.

• • •

67 yıl sonra bugün, yani ‘İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edildiği gün, insan haklarına saygı duymayan bu “düzende” yeni bir hak ihlaliyle karşı karşıya olduğumuza dikkatinizi çekerim.

BirGün gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Berkant Gültekin ve Sorumlu Müdürü Can Uğur ile Yayın Danışmanı Barış İnce’nin uzun zamandır yargılandıkları davada bugün karar günüdür.

BirGün gazetesi kurulduğundan bugüne kadar sadece ve sadece doğruları yazmış, halkın taleplerini dile getirmiş ve kamu görevi bilinciyle gerçek haberler vermiştir. Böylece özgür basının saygın temsilcisi olmuştur. Ülke basınına örnek olan BirGün’ü bu günlere taşıyan arkadaşlarımız için yalnızca adalet istemekteyiz. Bu talep sadece bizlerin değil, demokrasi ve insan haklarına saygılı herkesin dileğidir.

Bugün yargının yeni bir sınav günüdür!..

• • •

Kısaca; aradan 67 yıl geçmesine rağmen insan hakları ihlalleri, Türkiye’nin hâlâ en büyük sorunudur.

Düşünce ve inançlara saygı duymama, sosyal, kültürel ve ekonomik haklara yapılan saldırılardan daha vahimi, Nusaybin, Sur, Yüksekova gibi kentlerde görülen “insanların yaşama hakkının” ihlali, bu kadar tehlikeli boyuta ulaşmıştır.