Yargıtay Başkanı: Türkiye’de yargının 5 ana kara deliği vardır
11.10.2018 10:28 GÜNCEL

Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, "Yargı, bir yandan etik, şeffaflık, iş süreçlerinin verimli olması, adli kalitenin yükseltilmesi gibi yapısal meselelere özen gösterirken, diğer yandan bu çalışmaların topluma doğru şekilde anlatılmasına büyük önem vermelidir" dedi. Cirit ayrıca, “Türkiye’deki yargının sorunları vardır, yok değildir. Bu sorunların çözülmesi için de çalışılmaktadır. Gerek bakanlığımız, gerek de bizler çalışmaktayız. Türkiye’de yargının 5 ana kara deliği vardır." şeklinde konuştu.

Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, 4. Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi, Yargıda Şeffaflık" programı açılış töreninde konuştu. Cirit, "Adalet, hukukun üstünlüğü ve insan hakları insanlık tarihinin kültür ocağından çıkan kavram ve değerlerdir. Hiçbir devletin, coğrafyanın ya da ideolojinin tekelinde değildir. Bugün, insanlığın bu ortak değerlerini yüceltmek amacıyla çok değerli zaman ve mesailerini bizlerle paylaşan tüm katılımcılara hepinizin huzurunda teşekkür ederim" dedi.

Cirit, yargıda şeffaflığa ilişkin İstanbul Bildirgesine dikkat çekerek, “İstanbul Bildirgesi Uygulama Tedbirlerinin 13'üncü maddesinde, 'Yetkin, bağımsız ve tarafsız hakimler, halkın adalet yönetimine güvenmesini ve bu güvenin sürmesini sağlamak için vazgeçilmez önem taşımaktadır' ifadesi yer alıyor. Yargı sisteminde dürüstlüğün ve şeffaflığın sağlanması, hesap verebilirliğin ve profesyonelliğin güçlendirilmesi tüm yargı mensuplarının ortak sorumluluğudur. Yargı etiğinde yüksek standartların teşvik ve muhafaza edilmesine yönelik temel sorumluluk her bir ülkede yargı organına aittir. Bu mesajın yargı mensupları tarafından çok iyi anlaşılması gerekiyor" şeklinde konuştu.

ADALETİN DOĞRU YÖNETİLMESİ

Yargıçların, adaletin doğru bir şekilde yönetilmesi konusunda hem bireysel hem de kolektif olarak sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Cirit, "Bu sorumluluk, sadece kendi ülkemizin sınırları içindeki bir sorumluluk değildir. Aynı zamanda uluslararası alanda da adaletin doğru yönetilmesi amacıyla birlikte çalışmalı, bilgi ve deneyim paylaşımında bulunmalıyız. Bugün bizlere düşen görev; zamanla ve mekanla sınırlı olmayan insanlığın bu ortak değerlerini yaşatmak, yüceltmek, içeriğini zenginleştirmek, insan odaklı bir yaklaşımla, bu değerlerin uygulanmasını güvence altına almaktır. Aksi halde, bu kavramlar birer slogan; insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ise boş bir övünme vesilesi olmaktan ileriye gitmeyecektir" ifadelerini kullandı.

İstanbul Bildirgesine dikkat çekerek, yüksek mahkemelerin yargıda şeffaflığa ilişkin yeni roller üstlenmesi gerektiğini belirten Cirit, "Bu nedenle yüksek mahkemelerin, halkın yargıya güvenini yükseltmesi, mahkeme kullanıcılarının memnuniyet düzeylerini sürekli olarak ölçmesi, yargı süreçleri konusunda öğrencileri bilgilendirmesi, halka ulaşım programlarını düzenlemesi ve desteklemesi, kurumsal iletişim ve şeffaflık stratejileri oluşturması, adalet politikalarının oluşumuna aktif katkı sağlaması, tüm kararlarını düzenli bir şekilde yayınlaması, bir zorunluluk haline gelmiştir" şeklinde konuştu.

“HAKİMLER, YARGININ KADERİNİ BELİRLEME KONUSUNDA DAHA FAZLA SORUMLULUK ALMALI"

Hakimlerin, yargının kaderini belirleme konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini belirten Cirit " Bu konudaki temel ilkeler ile bu ilkelere ilişkin kılavuzların İstanbul Bildirgesi ve İstanbul Bildirgesi Uygulama Tedbirleri'nde yer alıyor. Yargıtay olarak, bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalmak suretiyle bazı önemli reformları gerçekleştirdik. Diğer reformları da projelendirdik. Halkın yargı sistemine güveni, yargının ahlaki otoritesi ve doğruluğu, modern ve demokratik bir toplumun teminatı... Bağımsız, tarafsız, güvenilir, dürüst ve evrensel hukuk değerlerini özümsemiş bir yargı sistemi, tüm gerçek ve tüzel kişilerin en doğal hakkıdır. Bu hak, hukuk devleti ve adil yargılama hakkı gibi ilkeler dikkate alındığında aynı zamanda anayasal bir haktır. Ancak bireylerin sadece haklarını bilmeleri yeterli olmayıp, bu haklarının güvence altında olduğuna güvenmeleri de gerekir. Bu nedenle, yargı sisteminin başarısı büyük ölçüde halkın hakimlere, Cumhuriyet savcılarına ve yargı personeline duyduğu güvenle ölçülebilir" diye konuştu.

İsmail Rüştü Cirit, “Halkın yargı sistemine duyduğu güvenin korunması ve güçlendirilmesi yargı organına ait bir sorumluluk. İşte bu anlayışla yargı, bir yandan etik, şeffaflık, iş süreçlerinin verimli olması, adli kalitenin yükseltilmesi gibi yapısal meselelere özen gösterirken, diğer yandan bu çalışmaların topluma doğru şekilde anlatılmasına büyük önem vermelidir" dedi.

Cirit, yargı organlarının iletişim çağının gereklerine uygun olarak iletişim stratejisi oluşturması ve bu iletişim stratejisine uygun çalışmalarla toplumun algısında ve vicdanında hak ettiği yeri almaya özen göstermesi gerektiğini vurguladı.

"TÜRKİYE'DE YARGININ 5 ANA KARA DELİĞİ VAR"

Cirit, açıklamasının ardından gazetecilerin sorunlarını yanıtladı. Bir gazetecinin, “Yargıda en çok sıkıntı olan noktalar nelerdir?" şeklindeki sorusu üzerine Cirit, şöyle konuştu:

“Türkiye’deki yargının sorunları vardır, yok değildir. Bu sorunların çözülmesi için de çalışılmaktadır. Gerek bakanlığımız, gerek de bizler çalışmaktayız. Türkiye’de yargının 5 ana kara deliği vardır. Birinci kara delik; artan iş yükümüz. Çok fazla iş yükümüz vardır. Mesela İstinaf Mahkemeleri’nin kurulmuş olmasına rağmen, Yargıtay’a geçtiğimiz yıl gelen dava sayısı 300 bindir. Dünyada bizden sonra gelen yargıtay Fransız Yargıtay’ıdır. Fransız Yargıtay’ına yılda 27 bin dosya gelmektedir. Amerikan Yüksek Mahkemesi’ne gelen dava dosyasından 80’i ancak karara çıkarılmaktadır. Artan iş yükümüz en birinci problemimiz. İş yükü problemiyle ilgili alternatifli uyuşmazlık çözüm yöntemleri olan tahkim, arabuluculuk ve uzlaştırmayla çözebiliriz. İkinci olarak; sık sık yapılan mevzuat değişiklikleri hukukta bir belirsizlik meydana getirmektedir. Üçüncü olarak; hukuk eğitiminin yetersiz olması. 100'e yakın hukuk fakültesi lisans eğitimi veriyor. Buradan çıkan öğrencilerin temel eğitimdeki eksikliklerini, daha sonraki hukuk eğitimindeki eksiklikleriyle birlikte, iyi bir hukukçu yetiştirme noktasında… Çok iyi hukuk fakültelerimiz olmasına rağmen, bunun gibi bir takım kara deliklerimiz var. Ama biz sorunları biliyoruz. Sorunları giderme yollarını da biliyoruz. Bunu ancak çok fazla çalışarak, daha çok çalışarak, yapısal bazı reformlar yaparak, bununla ilgili çalışmalarımız vardır, bunları yaparak çözebiliriz. Ne kadar çok hakim getirirseniz getirin, ne kadar çok mahkeme kurarsanız kurun artan iş yüküne bunlar çözüm olmayacaktır. Önemli olan işin gelişini engellemektir. Bu konuda çalışmalarımız devam etmektedir."

(DHA)