‘Yarım porsiyon Başbakan!’
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT
Aydınları aşağılayan Başbakan Tayyip Erdoğan’a yanıt, tiyatro seyircisinden geldi: “Yarım porsiyon Başbakan!” diyen tiyatroseverler hükümetin tiyatroya saldırısına karşı Ankara’da insan zinciri oluşturdu
 
AKP Hükümeti’nin kent ve devlet tiyatrolarını özelleştirme girişimine karşı sanatçı ve seyirci tepkisi büyüyor. İstanbul’daki protesto eylemlerinden sonra Ankara’da da oyuncular ve sanatseverler sokağa çıktı. Önceki gün Küçük Tiyatro binası önünde toplanan yüzlerce tiyatro emekçisi ve seyircisi el ele tutuşarak insan zinciri oluşturdu. Sanatçılarla dayanışma içinde olduklarını belirten seyirciler, tiyatrocuları “halktan kopuk elitistler” diye suçlayan Başbakan Tayyip Erdoğan’a da anlamlı bir yanıt vermiş oldular. CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ise, tiyatrolarına sahip çıkan sanatçılar için “yarım porsiyon aydınlar” ifadesini kullanan Erdoğan’a aynı sözcüklerle yanıt vererek “Yarım porsiyon Başbakan!” diye seslendi.

‘GÖLGE TEME, SAHNE GÖRÜNSÜN’    
Havanın yağmurlu olmasına karşın, başkentli tiyatroseverler, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün de bulunduğu Ulus’taki tarihsel Evkaf Apartmanı’ndaki Küçük Tiyatro önünde toplanarak AKP Hükümeti’nin ödenekli tiyatrolarını özelleştirme planını protesto etti. “Tiyatro halkındır, kapatılamaz”, “Tiyatroma dokunma!”, “Tayyip, tiyatrodan elini çek!”, “Karanlığa karşı özgür tiyatro”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarının atıldığı eylemde, Başbakan Erdoğan’ın portresi üzerine yazılmış “Gölge etme, sahne görünsün” pankartlarıyla, “Yaşasın aydınlığın sanatı” dövizi dikkat çekti.                                              
           
OYUNCU-SEYİRCİ DAYANIŞMASI
Küçük Sahne’nin önünde eylem sürerken, içeride sezonun son oyunu “Venedik Taciri” sahneleniyordu. Oyunun sonunda oyuncular seyircileri kırmızı karanfillerle selamlarken duygulu anlar yaşandı. Kimi izleyiciler bu sırada gözyaşlarını tutamadı. Sahnedeki oyuncuları ayakta alkışlayan seyirciler, “Tiyatro umuttur, umudunu yitirme”, “Devlet Tiyatroları kapatılamaz!” sloganları attıktan sonra dışarı çıkıp tiyatro önündeki kitleyle birleşerek dayanışma eylemlerini sürdürdüler.                               
Daha sonra “Ankara Devlet Tiyatrosu Müdavimleri” adına yapılan basın açıklamasında, son günlerde Hükümet cephesinden Devlet Tiyatroları’na yöneltilen suçlamaların kaygıyla izlendiği belirtilerek şöyle deniyordu: “Devlet Tiyatroları’nın kapanması demek, biz tiyatroseverlerin birçok şeyden mahrum kalmamız demektir. Bugün burada Ankara Devlet Tiyatroları sezonun son temsillerini sergilemişken, hepimizin yüreğinde aynı kaygı var. Her sezon sonunda yaşadığımız burukluk, bugün daha da büyük ve derin. Dileriz bu temsiller sezonun son temsili olarak kalır ve Devlet Tiyatroları, 1 Ekim’de yeniden perdelerini açar. Hepimizin kalbi aynı dilekle çarparken, yaşasın Devlet Tiyatroları!”
 
DÜNYA TİYATROYA DESTEK VERİYOR
Protesto gösterisine CHP Ankara milletvekilleri Aylin Nazlıaka ile Gülsüm Bilgehan da katılarak birer konuşma yaptılar. İki milletvekili de eyleme “siyasal kimlikleriyle değil, tiyatro izleyicisi olarak” katıldıklarını belirtti. Nazlıaka, Meclis’e DT sanatçılarının ve DT’nin sorunlarının araştırılması için araştırma önergesi verdiğini, ancak önergenin AKP oylarıyla reddedildiğini anımsatarak şöyle dedi: “Soruyorum sizlere, böyle bir araştırma önergesine neden hayır denir? Nasıl bir zararı olabilir bu önergenin? Tabii, yarım porsiyon bir başbakan olursanız hayır dersiniz!” Dünyanın her yerinde devletin tiyatrolara destek verdiğini vurgulayan Nazlıaka, Başbakan Erdoğan’ın bu konuda kamuoyuna doğruları söylemediğini belirtti.                                                                                                                 
İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan ise Mustafa Kemal’in, “Her şey olabilirsiniz; milletvekili, bakan, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz... Ancak sanatçı olamazsınız” sözünü anımsatarak, “Türkiye tarihinde ve dünyada başka hiçbir lider yoktur ki sanatçısını böyle onurlandırmış olsun” dedi. Bilgehan, 9 yıldır ülkede “Harika Çocuklar Yasası” kapsamında kimsenin yurtdışına gönderilmediğine de dikkat çekti.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel ise, protesto eylemine katılanları, “Halkların Devrimci Kongresi” adına selamlayarak söze başladı. Devlet ve Şehir Tiyatroları’nın her koşulda yaşatılacağını söyleyen Tüzel, hükümetin bugün yalnızca tiyatroyu özelleştirmek istemediğini; tiyatroyu var eden dekorcularıyla, ışıkçılarıyla birlikte tüm tiyatro emekçilerini de yok etmek istediğini belirtti. Tüzel, “AKP’nin tiyatroları yok etmesine izin vermeyeceğiz, halkla birlikte bu saldırılara karşı direneceğiz” dedi. 
   
“MUHAFAZAKÂR SANAT, İÇİ BOŞ BİR KAVRAMDIR”
İBBŞT adına konuşan Can Başer de özetle şunları söyledi: “İstanbul Şehir Tiyatroları ile DT sanatçıları adına rahatlıkla söyleyebilirim ki her şeyin farkındayız. Aslında ehil olan Devlet ve Şehir Tiyatroları, göz göre göre ehlileştirilmeye çalışılıyor. Dünyada ilk kez tiyatrolar, tiyatro insanlarından arındırılmaya çalışılıyor. Bilinsin ki, hiç kimse gerçekleri eğip bükerek, sanatçı ve sanatseverler arasına nifak sokamaz.”                                                                                                                                
Son konuşmayı yapan Devlet Tiyatroları’nın eski genel müdürlerinden yönetmen Yücel Erten de “Muhafazakâr sanat” kavramı üzerinde durarak şöyle dedi: “Muhafazakâr sanat, uydurma, içi boş, eşyanın tabiatına aykırı bir kavramdır. Bu konuda koro halinde yapılan ağız kalabalığı bu gerçeği değiştirmez. Ödenekli sanat ve tiyatro kurumlarının özelleştirilmesi girişimi temelsizdir, çatısızdır, ufuksuzdur, ruhsuzdur, güçsüzdür. İnsana yatırım yapmayı boşlamış, hayatı bırakıp ranta teslim olmuş bir siyasal iktidarın ürkünç fotoğrafıdır. İhale, müteahhit, rant tezgâhı ve hortumdur. İnsansızlaştırmadır, giderek köleleştirmedir, yıkımcılıktır. Sanat kurumlarının yıkıma değil restorasyona ihtiyacı vardır. Bunun yolu da özerkleşmeden geçer.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından izleyicilerle oyuncular kol kola girip insan zinciri oluşturarak Küçük Tiyatro binasının çevresini üç kez dolandılar ve alkışlar eşliğinde AKP iktidarını protesto ettiler.