alpertasbeyoglu

Yasaklar sizinse, kalemler bizimdir

Pazar yazılarımı Cumartesi sabahı yazıyorum…

Tükenen haftanın her günü ve özellikle Cuma günü zihnimde iz bırakıyor. Günlere takılmamak düne değil bugüne bakmak istesem de dünün fotoğrafı, sözü, eylemi, acısı yüreğimi yakıyor… 

Eski yazılarımda şöyle bir dolaştım da giderek daha mı kötüye gidiyor yaşam diye sormaya gerek duymadım. Gerçekten ülkedeki her yaşanan gün, her toplumsal olgu yaşamın daha da kötüye gittiğini gösteriyor.

‘İleri Demokrasi’ mi?

Gülünç olmayın!

Zaten bir kavramın önüne konan tanımları yapay, abartılı, işe yaramaz, hileli, hurdalı bulurum.

Oysa ‘demokrasi’ başlı başına güçlü bir kavramdır. Onu tüm kurum ve kurallarıyla yaşama dönüştürmek yeterlidir. O bile yaşam bulmazken; önüne ileri sözcüğünü ekleseniz ne yazar?

İnsanın değerinin olmadığı hatta ‘sen kaç para edersin? diye sorulduğu bir ülkede demokrasiden söz edilir mi?

Ülkeyi yönetenlerin yüreklerinde kin ve nefret bağdaş kurarsa demokrasi yeşerir mi?

Kini yüreğine yük eden akla, akıl denir mi?

Kin dolu bir yüreğe sahip insanlar yaşamı, doğayı her şeyi kuruturlar.                           

‘İleri Demokrasi’niz sayesinde yüzlerce gazeteci tutuklu yazamıyor. Yazanlar sakıncalı bulunuyor. Gazetelerden, televizyonlardan kovuluyorlar. İşsiz kalıyor, okurlarından ve izleyicilerinden koparılıyorlar.

‘İleri demokrasi’ sonunda Ece Temelkuran da artık yazamıyor.

 Ve Habertürk’ten ayrıldıktan sonra bir Lübnan gazetesine bakın neler söylüyor:

“KOVULMA NEDENİM YAZDIĞIM SON İKİ KÖŞE YAZISI”

M.C.: Neden kovuldunuz?
E.T.: Yazdığım son iki köşe yazısı "fazla tartışmalı" olarak algılanmış olabilir. Bir tanesi "Emret komutan" başlığını taşıyor ve başbakana atıfta bulunuyordu. Yazı, "Öyleyse emirleri sen veriyorsun komutan, ama biz artık seni dinlemiyoruz. Biz bu ülkenin geri kalanıyız! Senin emirlerini artık dinlemiyoruz!" şeklinde bitiyordu.

Son yazı ise öldürülenlerden 19 tanesinin yaşları 12 ile 15 arasında olan çocuklar olduğu hakkındaydı. Erdoğan, Uludere katliamı hakkındaki korkunç konuşmasını yaptı ve gazetecileri suçladı. Ben de ölü sayısını tekrar eden, başbakanın zalimce tavrını acı bir şekilde eleştiren bir yazı yazdım.

 
YAZILARIMIZI HEP SON YAZIMIZ GİBİ YAZIYORUZ

M.C.: Anaakım medyada bunun gibi yazılar yazan tek kişi siz misiniz?
E.T.: Birkaç kişi daha var ve hepsi de bugün, "biz de işsizler diyarına geliyoruz, bekle bizi" demek için beni aradılar. "Yazılarımızı hep son yazımız gibi yazıyoruz" diyorlar. Herkes önümüzdeki günler hakkında kötümser.

ECE YAZMIYORSA, BİR EKSİK, BİN RENKSİZ!
Yazılarımı seven okurlar gibi benimde sevdiğim kalemler var. Onlardan biri de Ece Temelkuran. Ece’nin yazıları aklımda, gönlümde fırtınalar estirirDünyanın neresinde yazarsa yazsın, yazıları insan sevgisi odaklıdır. Dünya görüşü oturmuş, durulmuş bir kalem olduğu ve kırmızıçizgilere takılmadığı için ezber bozan yazılar yazar. Yazılarıyla, insanı hem çoğaltır hem de direnç tazeletir. Onun şimdilik yazacağı bir gazetesi yok. Okurlarına şimdilik düşüncelerini yazamıyor. O üzgün, okurları hem öksüz hem yetim!
 

İŞTE ‘İLERİ DEMOKRASİ’!

‘İleri Demokrasi’ciler Unutmayın!

Yasaklar sizinse, kalemler bizimdir…

 

 

BİZİ TAKİP EDİN

359,938BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,886TakipçiTakip Et
7,854AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL