Yasama yetkisi devredilemez...
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Yasama yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. “Bu yetki devredilemez” (Any. md.2).

Türkiye Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu organları olarak Büyük Millet Meclisi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, inişli çıkışlı dönemlerden geçti; fakat, askeri darbelere karşın anayasal kurumların merkezinde yer aldı.

Son yıllarda hayli dışlanmış olsa da, TBMM, 15 Temmuz gecesi darbe girişimine karşı direndi. Kısır döngü şu: 16 Nisan’da halkoylamasına sunulan ( ve aslında darbe girişiminin ürünü olan) Anayasa değişikliği ile yetki alanında daraltmaya gidildi.

6771 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi, 3 Kasım 2019 seçimleri sonrası için öngörülmüştü. Cumhurbaşkanı’na partisine dönme yolunu açan madde ile HSYK’nin dağıtılmasını öngören madde, hemen yürürlüğe girdi. Seçimlerin 24 Haziran 2018’de yapılması ile 6771 sayılı Kanunun yürürlüğe giriş süreci de başladı.

Genellikle Cumhurbaşkanı (CB) yetkileri gündemi işgal etmekle birlikte; üye sayısı 600’e çıkarılan, seçilme yaşı ise 18’e indirilen TBMM’nin yetki alanı da öne çıkarılmalı. Yürütme’nin yasama önündeki sorumluluğuna son verilmiş olmakla birlikte yasama yetkisi, TBMM’ye ait.

TBMM: yetki çerçevesi

6771 sayılı Anayasa değişikliği Kanunu, TBMM’nin görev ve yetki çerçevesini şöyle belirliyor: “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak; Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek” (md.87).

Şimdi CB’nin görev ve yetkileri (md.104) arasında, düzenleyici nitelikte olanlarına bakalım:

CB Kararnameleri

-CB, üst kademe kamu yöneticilerini atar; görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile düzenlenir.

-CB, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir.

CB’ye yasak alanlar

-Anayasa’nın (…) temel hak ve ödevler alanı CBK ile düzenlenemez.

-Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK çıkarılamaz.

-Kanunda açıkça düzenlenen konularda CBK çıkarılamaz.

Bakanlıklar: CBK ve TBMM

-CBK ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanır.

-TBMM’nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda CBK hükümsüz hale gelir.

Buraya kadar sayılanların hepsi, CB’nin “görev ve yetkileri” kenar başlıklı md. 104 düzenlemeleri.

Şimdi, “CB yardımcıları ve CB’ye vekalet ve bakanlar” kenar başlıklı md.106 sonu aktaralım:

Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri ile teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması CBK ile düzenlenir”.

CBK kategorileri içinde en sorunlu olanı bu; iki bakımdan:

-Yer: CBK, CB görev ve yetkileri başlığı altında md.104’te düzenlendiği halde, CBK yetkisi neden CB yardımcıları ve bakanlara özgülenen maddede düzenlendi?

-Tarz: md.104’te belirtilen CBK, belli yetki alanlarına ilişkin olduğu halde, md.106’da neden bir genel yetki şeklinde düzenleme yapılıyor?

Buradaki sorun, TBMM’nin konuyla ilgili düzenleme yetkisine ilişkin.

Görüşüm, md.106 sonda yer alan yetki alanında kanunla düzenleme yapılabileceği ve asıl yetkinin TBMM’ye ait olduğu.

Bu görüş, üç açıdan gerekçelendirilebilir:

-Anayasal düzenlemeler,

-6771 sayılı Kanun,

-TBMM’nin tarihsel misyonu.

TBMM’nin genel yetki alanı

Önce, TBMM’nin yetki alanlarına ilişkin başlıca anayasal ilkeler:

1) Hukuk devleti (md.2); iki ana ilkede somutlaşır: erkler ayrılığı (kuralı koyan, uygulayan ve denetleyen organın birbirinden ayrılması) ve normlar hiyerarşisi (kurallar kademelenmesi).

2) Erkler ayrılığı açılımı, md. 7 (yasama yetkisi), md. 8 (yürütme yetkisi ve görevi) ve md.9 (yargı yetkisi) olarak düzenlenmiştir: Yürütme, Anayasa ve yasalar çerçevesinde kullanılan bir görev ve yetki; yargı ise bağımsızdır. Yasama yetkisi “devredilemez”.

3) Anayasa, en üstte yer alsa da, normlar hiyerarşisinin omurgası “kanun”: “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını (…) bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” (md.11).

4) Genel yetki ve kayda bağlanmış yetki: Kanun yoluyla kural koyma yetkisi asli ve genel; Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ise, bağlı ve kayıtlı yetki. Genel iradeyi temsil eden ve 600 vekilden oluşan Meclis’te ortaya çıkan yetki, demokratik meşruluk temelinde kural koyma yetkisi olduğu halde, Yürütmenin başı olarak CB’ye doğrudan seçimle verilen görev ve yetki, kuralların uygulanmasıdır.

5) Kanun, Anayasa bütününü kapsamına alır. Md. 13’e göre, temel hak ve hürriyetler (…), ancak kanunla sınırlanabilir. Bu “münhasır” yetki olup, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, sosyal haklar bile sınırlanamaz.

Sonra, 6771 sy. Kanun, erkler ayrılığı ( her bir organa kendi yetkisini vermek) vurgusu ile gerekçelendirildi ve savunuldu. “Güçlü Meclis”, Cumhur İttifakının seçim kampanyası sloganı oldu.

Nihayet, 1876-2016 döneminde edinilen Meclis-i Umumi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi eksenindeki anayasal kazanımlar, Avrupa ve Akdeniz mekanı ortak mirası olan parlamenter rejim geleneği ışığında okunarak, yasamanın asli ve genel işlevi öne çıkarılabilir.

Özetle; 27. Yasama Dönemi, TBMM’nin saygınlığı yolunda mücadele dönemi olarak algılanması ölçüsünde, “insan haklarına dayanan demokratik ve laik sosyal bir hukuk Devleti” (md.2) niteliklerini taşıyan Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüş mümkün olacak.