Yaşlı kıta, genç turnuva
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT
Avrupa Şampiyonası’nın ilk finali 55 yıl önce bugün oynanmış. Yugoslavya’yı Ponedelnik’in 113. dakikada attığı golle 2-1 mağlup eden Sovyetler Birliği turnuvanın ilk şampiyonu olmuştu

Alpay’ın yapmadığı bir faul, Hakan Şükür’ün uzaya çıkıp kalecinin üstünden vurduğu kafa, Semih’in uzatmaların uzatmasında şiir yazdığı vole... Bizim Avrupa Futbol Şampiyonası tarihçemiz malum, peki ya turnuvanın? Tam 55 yıl önce Sovyetler Birliği Fransa’da ilk kupayı kaldırarak tarihe geçmişti. Oysa Yaşlı Kıta’nın turnuvasına kavuşması hiç de kolay olmamıştı.

Aslında her şey 1927’de başlamıştı. Fransız Futbol Federasyonu Başkanı Henri Delaunay, Güney Amerika’dan esinleniyor, Avrupa’nın da kendisine ait bir turnuvası olması gerektiğini savunuyordu. Daha UEFA kapılarını açmamış, Dünya Kupası’nın temeli atılmamıştı.

FIFA teklifi elinin tersiyle iterken, kendi organizasyonunun peşine düşüyordu. Başkan Jules Rimet Dünya Kupası’nın mimarı oluyordu. Malum serüven 1930’da Uruguay’da başlıyordu.

1954’te UEFA’nın kurulmasıyla birlikte olaylar gelişmişti. Genel sekreterlik koltuğuna oturan Delaunay kararlıydı, kendi kıtasının da bir organizasonu olacaktı. 20 Eylül 1955’te yazdığı makalede ayrıca Şampiyon Kulüpler Kupası’nın önemini vurgulayan Fransız futbol adamı, 50 gün sonra vefat etmişti.

Hem UEFA, hem de Fransız Futbol Federasyonu’nda bayrağı devralan oğlu Pierre, hayatı boyunca Rimet’nin gölgesinde kalan babasının düşünü gerçekleştirmeye and içmişti. 1956’daki Lizbon Kongresi’nde seçilen komisyon yeni turnuva üzerinde çalışmaya başlıyor, ertesi sene Köln’deki UEFA İcra Komitesi’nde de projenin adı konuyordu: Avrupa Kupası.

Tüm bunlar yaşanırken, kıtada durum süt liman değildi. 28 Haziran 1957’deki UEFA Kopenhag Kongresi’nde yoğun tartışmalar yaşanmıştı. Kimileri maç takvimin dolma olasılığının altını çizerken, İngiliz Futbol Federasyonu Başkanı Sir Stanley Rous organizasyonun aşırı ticari olmasından endişe ediyordu. 27 üyenin 15’i turnuvanın lehine oy vermiş, ilk turun kuraları 6 Haziran 1958’de çekilmişti.
Şampiyona dört yılda bir düzenlenecekti. İki Dünya Kupası’nın tam ortasında Yaşlı Kıta’ya futbol ateşi düşecekti.

İlk turnuvanın elemelerinde 17 takım kozlarını paylaşıyordu. Batı Almanya, İtalya ve İngiltere gibi köklü ülkelerin yokluğunda kupa sanki aslanın ağzındaydı. Bugünden çok farklı olarak elemeler değişik tarihlerde oynanıyordu. Eşleşmeler arasında aylar vardı, organizasyonun emekleme günlerinde buna çok takılmamalıydı.

Yine Romanya
Kaderin cilvesi Türkiye’ye, tarihinde ilk milli maçı yaptığı Romanya düşmüştü. 2 Kasım 1958’de Bükreş’te oynanan ilk maç oldukça sert geçmişti. 31. dakikada sakatlanan kaptan Turgay Şeren eldivenleri Can’a teslim etmişti. İlk yarıdan gol sesi çıkmazken, dananın kuyruğu ikinci devrede kopmuştu. Metin Oktay’ın bir şutu direkte patlamış, Rumenler maçı 3-0 kazanmıştı.

26 Nisan 1959’da Mithatpaşa Stadı’ndaki randevuyu Lefter’in penaltısıyla kazanan ay-yıldızlılar eleniyordu. İkinci turda mücadele eden sekiz takım, Fransa’daki ilk turnuva için vize kovalıyordu. General Franco idaresindeki İspanya, Sovyetler Birliği’ne gitmeyi reddedince ilk yarı finalist belli olmuştu. Rusları, sonradan Yugoslavya, Fransa ve Çekoslovakya takip etmişti.

6 Temmuz 1960’ta yapılan iki müsabakayla o günkü adıyla Avrupa Uluslar Kupası resmen demir almıştı. Turnuvanın emekleme günlerinden olsa gerek, ilk karşılaşma bitmeden ikinci yarı final maçı başlamıştı.

Paris’te oynanan ilk mücadele ev sahibi Fransa ile Yugoslavya arasındaydı. Milan Galiç turnuva tarihinin ilk golüne imza atmış; 5-4’lük skorla “deplasman ekibi” finale çıkmıştı.

Aynı gün Marsilya’nın Vélodrome Stadı’nda Doğu Bloku’nun iki önemli temsilcisi buluşmuştu. Sovyetler Birliği, Çek Cumhuriyeti karşısında 3-0’la gülerken, kalede Lev Yaşin’in varlığı kaçan penaltının müsebbibiydi.

Son kez 1980 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda oynanacak olan ilk üçüncülük maçını Çekoslovaklar güle oynaya kazanmıştı.

‘Pazartesi’ coşkusu
10 Temmuz 1960’da nefesler tutulmuş, gözler Parc des Princes’teki finale çevrilmişti. Galiç perdeyi açarken, ikinci yarıda Yaşin adeta tek başına Yugoslavya’ya karşı direnmişti. Slava Metreveli karşılaşmayı uzatmalara taşımış, 113. dakikada sahne alan Viktor Ponedelnik, yaptığı kafa vuruşuyla ilk şampiyonu ilan etmişti.

Soyadı Rusça pazartesi anlamına gelen futbolcu, 11 Temmuz 1960’ın bütün Sovyetler Birliği’nde güneşli geçmesini sağlamıştı. Final Moskova saatiyle pazartesinin ilk saatlerinde bittiğinden ülkedeki manşetler belliydi: “Pazartesi pazartesi attı.”