Yazarlar kitap yasağına karşı mektup yazacak
17.12.2017 09:30 KÜLTÜR SANAT
Yazarlar ve şairler cezaevlerinde kitap yasağına karşı kitaplarını mektuplara taşıyarak seslerini tutsaklara duyuracak

BURAK ABATAY @abatayburak

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’le birlikte, cezaevlerinde tutsaklar için kitap sınırlandırması ve kitap yasaklarına karşı Deli Dalgalar İnsiyatifi tarafından yazar ve şairlere kitaplarından bölümleri mektupla ulaştırma çağrısı yapıldı.
Yazılan mektuplar postalanmadan önce ise fotoğrafları 22 Aralık Cuma günü saat 21.00’den itibaren #OHALdeMektup hashtagi ile sosyal medyada paylaşılacak. “Kitapların yasaklanmasına karşı çıkan yazarları kendi kitaplarından bir öykü ya da bir bölümü, şairleri şiirlerini mektuplara yazarak tepki göstermeye çağırıyoruz” cümleleriyle yapılan çağrıda kitap yasağı olan hapishanelerin mektup adresleri bilgisi için [email protected] e-posta adresi paylaşıldı.

Kampanyaya çok sayıda yazar ve şair destek verirken Burhan Sönmez, Behçet Çelik, Yasemin Yazıcı, Birol Tezcan, Giray Kemer ve Ercan Kesal da cezaevlerine uygulanan kitap yasaklarına dair BirGün’e değerlendirmelerde bulundu.

Ruh yosun tutar mı?

yazarlar-kitap-yasagina-karsi-mektup-yazacak-401466-1.
Ercan Kesal: Galeano, okurlarıyla ‘’beraber kurtulmayı ümit ettiği’’ için yazdığını söyler. Sokaktan duyduklarını cesaret ve kehanetle bezeyip yeniden gönderdiğinde onlardan gelecek cevabı merak ettiğini de!

Yıllardır cezaevinde bulunan bir mahkûm okurumun kendisine gönderdiğim kitabın verilmediğini anlatan mektubundaki bir ifade içimi sızlatmıştı. Okurum, kitap okuyamamanın sonucunu ‘’ruhun yosun tutmasına’’ benzetiyordu. Kitap ve okuma faaliyeti açısından cezaevi koşullarının 25 yıl sonra belki de ilk kez ‘’akan su’’ niteliğini yitirdiğini söylüyordu.

Fiziksel olarak zaten akan su özelliği taşımaktan uzak dar odalardaki sorunlarını belki fiziksel aktiviteyle aşabilirlerdi, ama aynı şeyi kitap akışı yokken ruhsal anlamda başarmak nasıl mümkün olacaktı?

Okurumun sorusu bütün yakıcılığıyla cevabını bekliyor?

Yasak iç dünyalara bakma yasağıdır

yazarlar-kitap-yasagina-karsi-mektup-yazacak-401467-1.
Behçet Çelik: OHAL bahane edilerek bazı cezaevlerindeki tutuklulara kitap yasağı konmasının tek bir anlamı var: tecrit. Başka insanlarla her türlü temasın kesilmesi, hapis cezasının kişilerin toplumsallaşmalarına, duygusal-düşünsel ve bedensel bütünlüklerine yönelik bir cezalandırma biçimini almasıdır. İnsan olmak, başkalarıyla temas, bağ ve paylaşım içerisinde olmaktır, etkilemek ve etkilenmektir; bunların yasaklanmasının çağdaş ceza hukukuyla ve insan haklarıyla uzak yakın hiçbir ilgisi bulunmamaktadır, bu nedenle temel insan haklarının ağır ihlalidir. Cezaevlerindeki insanların kitaplara, özellikle de edebiyat kitaplarına erişimlerinin yasaklanması, onların en azından kitaplar vasıtasıyla başka insanlarla, başkalarının dünyalarıyla, kısacası dışarısıyla düşünsel ve/veya duygusal bağ kurmalarının, temasa geçmelerinin, kendilerini, dil duygularını, muhakemelerini geliştirmelerinin, başkalarının ve kendilerinin iç dünyalarına çok özel bir perspektiften bakma imkânlarının yasaklanmasıdır; özetle tecrit koşullarının ağırlaştırılmasıdır.

Karar dikenli teller örmek demektir

yazarlar-kitap-yasagina-karsi-mektup-yazacak-401468-1.
Yasemin Yazıcı: “Bir adada yalnız kalsanız…” diye başlayan sorular vardır, çoğunlukla istenen o üç şeyin içinde kitap olur. İnsanın yalnızlığına kitap iyi gelir, üstelik hapisteyseniz ve bir de siyasi suçluysanız… Hapishane yaşamı yalnızlıkların birleşmiş halidir zaten ve yüzden yalnız siyasi değil, her türden tutuklunun ruhsal sağlığı için gereklidir. Kitap sinema, televizyon seyretmeye benzemez, insanın kendi odasına çekilmesidir kalabalıklardan. Sanal bir kaçış alanı oluşturur. Kitaplar kapalı, rutin geçen yaşanmayan hayatlara yeni anılar bile katabilir. Tutuklular kitaplarla demir parmaklıkları, yüksek duvarları, dikenli telleri aşabilir, iç yaralarını sağaltabilir. Varlığı bu kadar değerli olan kitapları yasaklamak insana düşman olmakla açıklanabilir.
Hapistekilerin insan olduğunu göz ardı ederseniz, o zaman bir insanlık suçu işlersiniz. Bu anlamsız kararda, yazdıklarımı okura özgürce ulaştıramadığım için, elbette kitaplarımın, dolayısıyla yazarlığımın da cezalandırıldığını hissediyorum. Yazdıklarımı isteyen herkesin okuması gerekir. Bir yazar olarak hapiste ya da dışarında ya da başka ülkede kısıtlanması yazma özgürlüğüme dokunmaktır. Bu karar okur/yazar arasına apaçık dikenli teller örmektir zaman bizler okuma yazma hakkımızı korumak durumundayız. Şimdi geriye mektup yazmak kalıyorsa, peki… Yazarız. Yeter ki okura ulaşsın yazdıklarımız.

Yazılan yazı, zamanı aşar yerine ulaşır

yazarlar-kitap-yasagina-karsi-mektup-yazacak-401469-1.
Burhan Sönmez: Kitapların yasaklanması, artık kimsede şaşkınlık yaratmıyor. Memleketimizde gelenekselleşmiş bir hal aldığı için, tepkilerimiz de bir alışkanlığa oturuyor. Bu yasaklar her zaman olduğu gibi bu sefer de geldiği gibi gidecek. Ama bir an önce gitmesi ve bir daha gelmemesi için biz ne yapmalıyız? Yazar, okur ve yurttaş olarak sözümüzü söylemeli, itirazımızı dillendirmeliyiz.

Kitaplarımın hapishanelere alınmaması, bazı illerde milli eğitime bağlı okullarda okutulmaması gibi uygulamalara benim ilk tepkim, umursamamazlık oluyor. Onların ne yaptığı umurumda bile değil. Çünkü söylenen söz ve yazılan yazı, zamanı aşar ve daima ulaşması gereken yere ulaşır. Yine öyle olacaktır. Yapılan bu kötülükler, ülkemizdeki demokrasiyi ve özgürlüğü yaralar, ama bizim yani yazar ve okurların duygusunu yaralamasına izin vermemeliyiz.

Duvarlarla sarılmışlara ses olmalıyız

yazarlar-kitap-yasagina-karsi-mektup-yazacak-401470-1.
Birol Tezcan: Hapishaneler toplumu ehlileştirmek için deneylerin yapıldığı laboratuvarlardan biridir. Sistem bütün insanların aynı boyda ve aynı huyda olmasını ister. Aynı acıya ağlamasını, aynı şeye sevinmesini... Bunların aksini yapanlar aykırıdır, çıban başıdır, düşmandır. Ya ehlileştirilmeli ya da yok edilmelidir. Bunu dışarıda yapabilmesinin deneylerini yapar hapishanelerde. F Tipi ile başlayan yalnızlaştırma politikaları, havalandırmanın üzerinin tel örgüyle kapatılmasına kadar gider. Görüş yasakları birinci derece akrabalar ile sınırlandırılırken gazete, kitap yasakları başlar. Biz dur demezsek OHAL ile başlayan süreç sıkıyönetime kadar gider ve bu yasaklar karşılığını dışarıda da bulur. Zaten şu anda ülkenin yarısı mahpustur, diğer yarısı dışarıda olduğu için kendini özgür sanmaktadır. Hepimiz ağaçta gizlenen kuşlar resmi çizmeliyiz. Kalın kalın duvarlarla sarılmışlara ses olmalıyız.

2017’de hâlâ bunu protesto etmekten utanıyorum

yazarlar-kitap-yasagina-karsi-mektup-yazacak-401471-1.
Giray Kemer: Suç ceza ve bu ikisinin arasındaki ilişki edebiyat ve hukuk tarihi boyunca sıklıkla incelendi. Egemenin okuyanı yazanı kendisine tehlike olarak görüp onlara savaş açması da... İçinde bulunduğumuz istibdat dönemlerinde egemene “okumak yazmak suç değildir” diyecek nahiflikten çıkalı da çok oldu. Bunu öğrettiler maalesef. Yine de savaşın bile belli kuralları vardır. Toplum sözleşmesinden roma hukukuna, levha kanunlarından savaş töresine kadar insanlık tarihinin ve evrensel hukukun bütün kazanımlarına karşı olmayı ise hâlâ anlayamıyorum. Hani bir ‘caps’ var sık sık sosyal medyada görüyoruz. Mealen şöyle diyor: “2017’de hâlâ bunu protesto etmekten utanıyorum.”