Yazı başlıkları, yazım yanlışları
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Köşe yazılarının başlıkları bazen duraksatıyor insanı. Ne anlatılmak istendiği, ilk bakışta anlaşılmıyor. Örnek:

“Gözden kaçanları…” (Kemal Ulusaler, BirGün, 6 Nisan 2016)

Bu, kısaltılmış bir başlık değil. Yazıyı dikkatle okudum ama neyin gözden kaçtığını anlayamadım. Başlıkla içerik arasında bir bağlantı yok. Yine de “Gözden kaçanları” yerine “Gözden kaçanlar” denseydi daha anlamlı olurdu.

Bir başka örnek: “Öğretim Birliğinden,Din Eğitim Birliğine.. (Turan Eser, BirGün, 19 Nisan 2016)

Başlık anlamlı değil. “Din Eğitim Birliği” denmez. Bence yazının başlığı, “Öğretim Birliğinden Dini EğitimBirliğine…” olmalıydı.

Görüldüğü gibi, başlığı yeniden düzenlerken biraz “alan temizliği” yaptım! Virgül gereksizdi, attım. Ayrıca sondaki iki noktayı üç nokta’ya tamamladım. (Hep söylüyorum ama hâlâ duymayanlar var! Bir kez daha yineleyeyim: Türkçenin yazım imleri arasında -yan yana- iki nokta yoktur!)

* * *

Bazen de yazı başlıkları uzun olduğu için, birinci sayfadan anons edilirken kısaltılıyor. Teknik nedenlerle başlıklarda kısaltma elbette yapılabilir. Önemli olan, bunun doğru ve kuralına uygun yapılmasıdır.

12 Nisan 2016 günlü BirGün’de Turan Eser’in köşe yazısı, birinci sayfadan şöyle duyurulmuş: “Aleviler ve AKP’nin yeni asimilasyon”.

Bir şey anlaşılmıyor. İç sayfaya bakıyorum, başlık gerçekte şöyle: “Aleviler ve AKP’nin yeni asimilasyon araçları”.

Demek ki Turan Eser’in özgün yazı başlığında özensiz bir kısaltma yapılmış.

Başlıklardaki kısaltmalar çoğu zaman anlam kaygısı gözetilmeden, otomatik olarak yapılıyor. Bu da genellikle, satıra sığmayan sözcükleri sondan makaslamak biçiminde gerçekleştiriliyor.

Erk Acarer’in 21 Mayıs 2016 günlü BirGün’deki yazısının özgün başlığı da benzer bir kıyıma uğramış. İç sayfadaki başlık şöyle: “Uyanmaya hazır hücreler, kendini patlatmaya hazır militanlar”. Ama bu başlık, birinci sayfada şöyle yer almış: “Uyanmaya hazır hücreler, patlamaya hazır…”

Anlamsız bir kısaltma! Mademki uzun gelmiş, “Uyanmaya hazır hücreler” ya da “Kendini patlatmaya hazır militanlar…” söz öbeklerinden biri seçilebilirdi başlık olarak.

Kısaltmalar, anlamı bozmayacak, içeriği zedelemeyecek bir düzen içinde yapılmalıdır.

* * *

İhtiyadi, ihtişadi, ihtiyari…

Cumhuriyet gazetesi, 30 Nisan 2016 günkü sayısında, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’i şöyle konuşturmuş:

“Bizde ihtiyadi olarak tahkim müesseseleri var ancak buna rağmen vatandaşlarımız yargıya geliyorlar. Yani burada tezat var gibime geliyor. Çünkü güvenmedikleri bir yapıyı orada bir seçenek var, arabuluculuk müessesesi var, ihtişadii tahkim müessesesi var.”(“Yargıya güven yüzde 30’a düştü” başlıklı haber.)

Karmakarışık bir aktarma! Üstelik, sözcük ve yazım yanlışlarıyla dolu…

Haberde geçen “ihtiyadi”, “ihtişad”, “ihdişadii” gibi sözcükler çok yabancı geldi bana.

Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat’ini açıp baktım. “İhtişad” için “birikme, yığılma, toplanma” karşılıkları yazılı. Haberin konusuyla uzaktan yakından ilgisi yok bu sözcüğün.

“İhtiyadi”ye gelince, böyle bir sözcüğü Osmanlıcada bile bulamazsınız!

Peki, burada olması gereken doğru sözcük nedir?

Ben el yordamıyla buldum: “İhtiyari”

Çünkü “ret ve kabulü isteğe bağlı olan” anlamına geliyor bu sözcük. Yani seçimlik bir durum söz konusu.

Yargıtay Başkanı, “arabuluculuk kurumu” için “ihtiyari” diyor, Cumhuriyet muhabiri “ihtiyadi” ve “ihtişadii” diye anlıyor! Editör de bu yanlış yazımı olduğu gibi sayfaya aktarıyor!

Olmaz ki, bu kadar da yapılmaz ki!

Bir haberden fazlası!

Yine Cumhuriyet’ten bir alıntı:

Festivale her yıl katılan Rusya’nın bu yıl festivale katılamadığını belirten (Trabzon DT Müdürü Uğur) Keleş, Belarus, Moldova ve Rusya’nın da festivale katılmadığını belirtti.”(“Trabzon Tiyatro Festivali’nde Rusya krizi”, Cumhuriyet, 29 Nisan 2016, Kültür-Sanat sayfası).

Cumhuriyet gazetesinin Kültür-Sanat sayfasında böylesine bozuk bir anlatım nasıl yer alabiliyor?

Aynı tümce içinde üç kez “festival”, iki kez “Rusya” vurgusu yapılmış.

İki kez de Trabzon’daki Tiyatro Festivali’ne katılmamaktan söz ediliyor…

Gerçekten çok rahatsız edici.

Haber yazımında da biraz sözcük ekonomisi gerekmiyor mu?