Yazıklandığım Eğitim Sen
ZAFER DİPER ZAFER DİPER

Yazıklandıklarımdan(üzülme, esef, teessüf ) biri de KESK’e bağlı Eğitim Sen(Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası)… 2003 yılındaki üye sayısı 166.515 iken; 2017 yılında bu sayı büyük bir düşüşle 100 binin altına iniyor: 93.143... Gelelim kafayı taktığım olgulardan birine: “Türkiye’de yaşanmış bir ‘değişim tasarısı’nın Köy Eğitim Enstitüleri’nin kalıtsal(miras) olarak onca sorumlulukla Eğitim Sen yanınca da omuzlarda taşınması zorunluluğu” bendeki duygu ve düşünce... Aslı Şişman; sanatsal yetkinliği ile o benim sağ kolum(belki ben de onun sol kolu), yıllardır birlikte çalıştığım (oyuncu ve yönetmen yardımcısı olarak).

Her ne denli 2-3 yıldır bir şeyler yapmasak da, “tiyatro bir işe yaramalı” diyerek, işe koyuluyoruz yine. Aslı, ayrıca inanılmaz bir araştırmacı. Köy Eğitim Enstitüleri’nin ıcığını cıcığını çıkarıyoruz uzun bir süre; deviriyoruz kitapları, inceliyoruz ne varsa belgeleri-belgeselleri. Aylar sonra ön metin çalışması bitiyor. Değişik bir sahnelemeyle, maketlerle oynanacak genel olarak.

Sanırım bir yaratım sunacağız. İyi de izleyiciler kim olacak ağırlıklı? Eğitim Sen olmalı başta, bir anlamda onlar adına yapılmıyor mu? Bir bakalım ama, ne durumdalar. Oturup yazıyorum Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu’na ve 100 dolayındaki şubelerine. Özetle şöyle: “35 yıllık Bizim Tiyatro, yakın bir geçmişe kadar oyunlarını genelde Eğitim-Sen ile paylaşırdı. Yılda bir kaç oyun alan Eğitim Sen’in seçtiklerinden biri de Bizim Tiyatro’nun oyunları olurdu. Anımsatmak için birkaç örnek: Ölüm Uykudaydı”(yasaklanan, hakkımda 13 dava açılan oyun); Melike Demirağ ile (100.yılında Nâzım) “Hoş Geldin Bebek”; İlkay Akkaya ile “Talan”; benim tek kişilik oyunlarımdan, süreduran “Yargı” ve kimi diğerleri...
yaziklandigim-egitim-sen-378523-1.
Şimdilerde, üzerinde iki yıldır çalışılan oyun, Türkiye’de yaşanan benzersiz bir devrim süreciyle(içimize dert olan, kanayan yaramızla) ilgili: Köy Eğitim Enstitüleri. Daha önce de konuyla ilgili BirGün gazetesinde yazdıklarımı aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz: Köy Eğitim Enstitüleri 1, 2, 3/ Veli Abinin Masalı 1,2/ Eğitim Üretim İçindir… Yazıların içeriği; yaklaşık olarak oyunumuzu yansıtmaktadır bir bakıma…

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın maddi desteğinden(kimi tiyatrolar gibi), “Gezi’yi desteklediğimiz ve muhalif olmamız” gibi gerekçelerle, yıllardır yararlandırılmıyoruz ve ne yazık ki şu yaşanan süreçte oyunu sahnelemek olası görünmüyor(maddi-manevi), eğer Eğitim Sen örgütlü bir biçimde katılım sağlamayacaksa. Çünkü yalnızca gişe’ye dayalı biçimde sürdürülemez oyun, daha önemlisi istediğimizce kitlesel olamaz.

Talebimiz, ‘Eğitim Sen şubelerinin ülke genelinde bu oyuna topluca sahip çıkması, gösterimlerinin sağlanması’ biçiminde. Bunun başlıca nedenlerden biri de; ‘bu oyunun öncelikle genç kuşak eğitim emekçilerini ilgilendireceği’ düşüncesi!
Bilgilendirme açısından ülke genelindeki şubelere de bu iletiyi gönderiyoruz…”

yaziklandigim-egitim-sen-378524-1.

Hiçbir yanıt gelmeyince 20 gün sonra ikinci kez gönderdik aynı mektubu. Bu kez başlığa şöyle bir ekleme yaptık: “Köy Eğitim Enstitüleri ilginizi çekmemişe benzer, ki bu da çok şaşırtıcı!...”

Bugün BEKSAV’ın düzenlediği etkinliğe konuşmacı olarak katılıyorum Beyoğlu Cezayir Toplantı Salonunda(16.00-19.00): “Devrim-Tiyatro-Sinema”


Haftaya izlenimlerimle değinirim sanırım…