Yazım yanlışları
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Biraz da dilden konuşalım...

Bıkkınlık veren “siyasal gündem”den başımızı kaldırıp “Dil Yanlışları” dosyasının kapağını aralayalım yeniden…

Dize mi, dörtlük mü?
Gündüz Vassaf, Radikal.com.tr’deki bir yazısında (7 Aralık 2014), Talât Sait Halman’ın Shakespeare çevirilerinden söz ederken şöyle demiş:

Lükres’in İğfali çevirisinden bir dize:

‘Ayıptır – evet, ne zaman ki gerçek göze görünür,
Nefret edilecek şey bu – nefret olmaz ki sevmekte.
Aşk için yalvarırım ona – ama o değil özgür,
En kötüsü inkârdır, serzeniş ve sitem etmekte.’
"

Görüldüğü gibi Gündüz Vassaf, Halman’ın Shakespeare’den çevirdiği dörtlüğü “dize” diye sunuyor bize! Dize, “mısra” karşılığı kullanılan öz Türkçe bir sözcüktür. Şiirde, sözcüklerin dizilişindeki tek sırayı anlatır. Alıntıda örneklenen şiir parçası ise “bir” değil “dört”  dizeden oluşuyor. Dolayısıyla burada “dörtlük” ya da “kıta” sözcüğünün kullanılması gerekiyor. Yazar, ille de “dize” demekte  ısrarlıysa, aktardığı dörtlük için “bir dize” yerine “birkaç dize” deseydi bari, belki durumu kurtarırdı…

Bedbaht / Bedhah
Anadolu Partisi Basın Danışmanı Levent Mutluer’in bana gönderdiği bültene göre, Genel Başkan Emine Ülker Tarhan, partisinin Adana İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada (9 Şubat 2015), “Dahili ve harici bedbahtlarla birlikte iş tutan AKP ve gaflet, dalalet içinde bir muhalefet var bugün” demiş.

Bedbaht” sözcüğü dilimize Farsçadan girmiştir. “Bed”in Türkçedeki karşılığı “kötü”dür. “Bedbaht” ise “kötü talihli, talihsiz, şanssız, mutsuz” demektir. Ancak Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde geçen “İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır!” tümcesi, çoğu zaman “bedbahtların olacaktır” biçiminde yanlış kullanılıyor.

Bedhah” sözcüğü, “kötü talihli” değil, “kötülüğünü isteyenler” anlamına gelmektedir. Yani Atatürk, bu sözüyle gençliği, “Ülke içinde ve dışında senin kötülüğünü isteyenler olacaktır” diye uyarmaktadır. Dolayısıyla burada doğru sözcük “bedhah”tır. Özellikle “ulusalcı” arkadaşların, Mustafa Kemal’in sözlerini aktarırken daha özenli olmaları gerekmiyor mu?  

Tüzelkişi, kişinin tüzeli değildir!
Tüzel Kişi Temsilcisi” biçiminde bir yazımın yanlış olduğunu, daha önce Aydınlık Kitap’ın künyesinden örnek vererek anlatmıştım. O yanlış yazım biçimi bugün de orada duruyor.

Aynı yanlışla bu kez Güncel Hukuk dergisinde karşılaştım. Orada da “Tüzel Kişi Temsilcisi” diye bir görev tanımı yapılmış…

Hadi Aydınlık Kitap ekini hazırlayan arkadaşlar “tüzelkişi”nin bir hukuk terimi olduğunu ve birleşik yazılması gerektiğini bilmiyorlar. Ama adı Güncel Hukuk olan ve Danışma Kurulu’nda tam 73 uzman hukukçu ile bilim insanının yer aldığı bir dergi için aynı şeyi söyleyemeyiz herhalde. Yoksa bizim bilmediğimiz bir anlamı mı var ayrı yazılan bu kurumsal adlandırmanın?

Saatler ek alınca nasıl yazılmalı?
Saat belirten duyurularda, rakamlardan sonraki “00”lar, yazımda sorun yaratıyor. Sözgelimi, “Saat 21.00” yazımından sonra gelen “-de”, “-da” ekleri, “çift sıfır”ın okunuşuna göre değil, eklerin okunuşuna göre seslendirilir. Buna göre, “Saat 21.00’da” yazımı yanlıştır, “21.00’de” diye yazmak gerekir. Özellikle televizyon izlencelerinin duyurularındaki saat yazımlarında bu yanlışla sıkça karşılaşıyoruz. En çok da Cumhuriyet’te yayımlanan CNN Türk reklamlarında görüyoruz bunu. Örneğin, 1 Mart 2015 günlü gazetenin ikinci sayfasındaki bir izlencenin duyurusu şöyleydi:

Hayat Batuhan’a Güzel. Dubai ve Abu Dabi-Pazar 11.00’da”.

BirGün’de de eksik olmuyor benzer yanlışlıklar. Örneğin 28 Ocak 2015 tarihli gazetemizin 15. sayfası boydan boya “BirGün Medya” izlencelerinin tanıtımına ayrılmıştı. O tanıtımdaki yanlış yazımlardan birkaç örnek:

* “Başka Bir Gün: Hafta içi her sabah 08.00’da”. (Doğru yazım: 08.00’de).

* “Emeğin Gündemi: Her pazartesi 20.00’da”. (Doğru yazım: 20.00’de).

* “Ayda Bir Belgesel: Pazartesi 23.00’da”. (Doğru yazım: 23.00’de).

* “Bir Muhabbet: Her Salı 22.00’da”. (Doğru yazım: 22.00’de).

Gazeteye kalıp olarak gelen bu grafik düzenlemelerde editörlerin düzeltme yapma olanağı yok.

O nedenle reklamcılara, tasarımcılara, grafikçilere, metin yazarlarına sesleniyorum:

Unutmayın, yazım kuralları görsellikten önce gelir...