Yeni GSYH serisi üzerine bir değerlendirme (1)
Aziz Konukman Aziz Konukman
Yeni milli gelir (GSYH) serisi üzerine bir değerlendirme yapılabilmesi için, önce yeni seri ile eskisi arasındaki farklılıkları incelemek gerekiyor. Bugünkü yazımızda...
Yeni milli gelir (GSYH) serisi üzerine bir değerlendirme yapılabilmesi için, önce yeni seri ile eskisi arasındaki farklılıkları incelemek gerekiyor. Bugünkü yazımızda buna değineceğiz. Değerlendirmeyi ise, gelecek yazıya bırakıyoruz.

Türkiye’de 1987 temel yıllı eski milli gelir serisi, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ne (SNA 68) göre hesaplanıyordu. İstatistik alanında AB’ye uyum çalışmaları kapsamındaki 1998 temel yıllı yeni seri ise, Avrupa Hesaplar Sistemi’ne (ESA 95) uygun olarak hazırlanıyor. Ancak uyum çalışmaları henüz bitmiş değil. ESA 95’e tam uyum sağlanabilmesi için TÜİK’in yanı sıra Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve Hazine tarafından birtakım düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bu nedenle ESA 95’e tam uyum, ancak 2011 yılı sonunda mümkün olabilecek.

Yeni ile eskisi arasında yenisi lehine yüzde 31.6’lık bir fark bulunuyor. TÜİK’in ağ sayfasında yer alan 8 Mart 2008 tarih ve “Gayri Safi Yurtiçi Hasıla Güncelleme Çalışmaları-1987 ve 1998 Bazlı GSYH Serileri Arasındaki Farklılıklar’’ başlıklı çalışmada, farklılığın nelerden kaynaklandığı ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor. Farkı yaratan faktörler incelendiğinde, sonucu büyük ölçüde kapsam genişlemesinin (yeni seride GSYH’ye dahil edilen iktisadi faaliyetlerin kapsamı genişletilmiştir) belirlediği anlaşılıyor. Kapsam genişletici faktörler şöyle sıralanabilir:

•2000 yılında yapılan Bina Sayımı sonuçları ve mesken elektrik abone sayıları dikkate alınarak, konut sahipliği sektörünün üretim değeri hesaplanırken, konut stokuna eksik kapsam ilavesi yapılmıştır. Bu bağlamda, 1987 temel yıllı seride, 2000 yılı için öngörülen konut sayısı 13.9 milyon iken, yeni seride bu sayı 19.2 milyon olmuştur. Ayrıca, bu hesaplamada, kendi konutunda ikamet eden hanehalkları için eski seride kullanılan tek tip izafi kira (‘sence bu ev kirada olsa kaça giderdi’ şeklindeki sorudan yola çıkarak yapılan kira hesaplaması) yerine yeni seride gerçek kira bedeli, konut tipi ve ısınma sistemi ayrıntısında kullanılmıştır.

•2001 Tarım Sayımı sonuçlarına göre elde edilen bilgiler ışığında, tarım sektöründeki bazı büyüklüklerin hesaplanmasında kullanılan teknik katsayılar güncellenmiştir. Ayrıca, tarım sektöründe ihracatı olup, üretim istatistiklerinde görülmeyen ürünler sisteme dahil edildi. Hayvancılık sektöründe daha önce sistemde olmayan kivi, sumak, kaz eti, ördek eti ve deve eti gibi et ürünler yeni sisteme girmiştir.

•2002 Genel Sanayi ve İş Yerleri Sayımı ve Yapısal İş İstatistikleri Araştırması sonuçlarına göre kapsam genişlemesi tespit edilmiş ve hesaplara yansıtılmıştır. (Örn., Yıllık İmalat Sanayi İstatistikleri’nde 2001 yılı için 10 ve daha fazla sayıda kişi çalıştıran işyeri sayısı 11.293 iken, yeni seride bu sayı 27.813 olmuştur).

•Eski seride özel ticaret sistemine göre hesaplanan ithalat-ihracat kalemleri, yeni seride genel ticaret sistemine göre hesaplanmıştır. Böylece dış ticaret verilerinde ESA 95 standartlarına uyum kapsamında bugüne kadar milli gelir hesaplarında dikkate alınmayan serbest bölgeler, Türkiye’nin ekonomik sınırlarına dahil edilmiştir.
•Eski seride yer almayan internet hizmet sağlayıcıları, katılım bankaları, özel emeklilik sandıkları gibi iktisadi faaliyetler de kapsam içerisine alınmıştır.

•Eski seride inşaat istatistiklerinden elde edilen yapı kullanma izin belgeleri, inşaat ruhsatları ve inşaatların ortalama tamamlanma sürelerine ilişkin inşaat istatistikleri kullanılıyordu. Yeni seride ise sektörün genişlemesi ve kayıt dışılığına ilişkin durum göz önüne alınmıştır. Buna göre, mal akım yöntemiyle imalat sanayiinde üretilen ve inşaat sektöründe kullanılan girdileri de dikkate alacak biçimde inşaat sektörünün toplam üretim değerlerindeki olası kapsam eksiklikleri giderilmiştir.

•İmalat sanayinde kayıt dışılığın kapsanabilmesi için eski seride, sadece toplam imalat sanayi düzeyinde kullanılan işgücü girdi yaklaşımı, yeni seride imalat sanayinin alt sektörlerinde de kullanılmıştır. Örneğin, 2002 yılında imalat sanayi sektöründe çalışan sayısı 2 milyon 133 bin 644 görünürken, Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre bu sayı 3 milyon 545 bin 163 olarak hesaplandı. Bu şekilde saptanan kayıt dışı çalışanlar ‘eksik kapsam ilavesi’ şeklinde, milli gelir hesaplamalarına yansıtılmıştır. Böylece 1-9 işçi çalıştıran işyerlerindeki katma değerin, işgücü sayısındaki artışa göre güncellenmesiyle resmi kayıtlarda gözükmeyen ama çalıştığını beyan edenlerin üretime katkısı dikkate alınmıştır.

•Mali aracılık hizmetlerinin ölçümünde eski sistemde örneğin bankaların sadece net faiz gelirleri kapsanırken, yeni sistemde banka gelirleri içinde önemli yer tutmaya başlayan işlem ve komisyon gelirleri de dikkate alınmıştır. Bankacılık sektöründeki ortalama faiz ‘referans’ kabul edilmiştir. Bu faizin üstünde oran uygulayan bankanın ilave katma değer yaratan bir performans geliştirdiği varsayılmıştır.

• Eski seride yer almayan ve hanelerde genelde kayıt dışı olarak çalışan temizlikçi, çocuk bakıcısı, bahçıvan gibi yevmiyeli kişiler, yeni seride dikkate alınmıştır.