Yeni İstanbul tahayyülü!
TARIK ŞENGÜL TARIK ŞENGÜL

Birkaç gün önce, birçok kez güzergâhı kesinleşen Kanal-İstanbul’un güzergâhı bir kez daha kesinleştiğini gazetelerden okuduk.

19 Eylül 2012 tarihli BirGün’de şehir plancısı Nazım Akkoyun ile birlikte o günlerde Resmi Gazete’de alan ve sınırları belirlenen Yeni İstanbul ile ilgili bir haber yapmış, haberin görseline hem yeni İstanbul alanını hem de Kanal İstanbul’u işlemiştik. Güzergâhın kesinleştiği haberi çıkınca 2012 yılındaki habere ve görseline tekrar baktım; bugün belirlendiği söylenen güzergahla, o gün görsele işlediğimiz güzergâhın aynı olduğu anlaşılıyor.

O görseli bir kez daha buraya koyma ihtiyacı duydum. Görsele bakılırsa, Resmi Gazete’de proje alanının üçe ayrıldığı görülecektir. O zamandan bugüne 3. proje alanı olan 3. Havalimanı’nın inşaatının başladığını ve son aşamalara gelindiğini ve o gün başlanmamış olan 3. Köprünün de bitirildiğine dikkat çekelim.

Şimdi sırada, Kanal İstanbul ve 1. ve 2. Proje alanları olarak gösterilen yeni İstanbul olarak isimlendirilen devasa gelişme alanı var. O nedenle bütün bu güzergâh belirlenmesi meselesi boş iş; o güzergâh 2012 yılında belirlendi. Kanal İstanbul, İstanbul’un yerleşik alanının neredeyse yarısına tekabül eden bir alanın tam ortasından geçiyor. Burada İstanbul’a paralel bir yeni kent kurulması öngörülüyor ve hani Boğaz İstanbul’u nasıl iki yakaya ayırıyorsa, bu çakma kanal da yeni İstanbul’u iki yakaya ayıracak!

yeni-istanbul-tahayyulu-397824-1.

Olayın basit bir hikâyesi var aslında. Karşımızda rantın tadını almış bir iktidar var. Uzun süredir, başta İstanbul olmak üzere kentlerde, imar haklarını artırarak, kamu arazileri ya da gecekondulara el koyarak, kentten rant, ranttan iktidar devşiriyor. Bu oyundan büyük birikimler yapılıyor ancak bu rantı çeşitli kesimlerle paylaşmak zorunda kalıyor. Bir gün farkına varıyorlar ki, bu oyunu kentin dışında boş arazilerde, su havzalarında, tarım topraklarında oynarlarsa, doğan rantı kimseyle paylaşmak zorunda kalmayacak.

İstanbul’da bu büyüklükte tek yer var; bu büyük metropolün kuzeyinde bugüne kadar kimsenin girmeye cesaret edemediği büyük bölümü orman ve su havzası olan geniş bir coğrafya!

Niyet buysa, ne yapmalı? Önce yol açmalı; hızlı biçimde inşa edilen 3. Köprü işte o yoldur. O yoldan bugün beklenilen miktarda araç ve yolcu geçmiyorsa, bunun şaşırılacak bir yönü yok; çünkü o yol bugüne değil geleceğe hizmet edecek! Sonra arkasından kredi verecek ulus ötesi finans kurumu bulunamadığı için yerli ve milli bankaların kolu bükülerek kredilendirilen 3. Havalimanı geliyor. Havalimanı birçok açıdan değerlendirilebilir, ancak şu bir gerçek ki, bir yanda binlerce yıllık tarihi ile duran İstanbul varken, “dağın başına milyonlarca insanı getirmek için, güçlü bir çekim merkezine ihtiyaç var ve işte dünyanın en büyük havalimanı böylesi bir çekim merkezi olma rolünü oynayacak! Çevrecileri çileden çıkaran Kanal İstanbul’dan da benzer bir çekicim gücü yaratması beklendiğinden şüpheniz olmasın.

Bu kadar çekiciliğe niçin ihtiyaç duyulduğunu anlamak açısından bazı rakamlara bir kez daha bakmakta yarar var; Haritada verilen üç proje alanının su yüzeyleri ve havalimanı çıkarıldıktan sonraki net büyüklüğü 31.361 hektar. Çevre Düzeni Planı Raporu’nda İstanbul’da meskun alanların toplam büyüklüğünün 64.995 hektar olduğu dikkate alındığında, mevcut İstanbul yerleşik alanının yarısına yakın bir alanın Yenişehir olarak tanımlandığı ve yapılaşmaya açılmasının öngörüldüğü anlaşılıyor. Çevre Düzeni Planı meskun alanda öngördüğü nüfus büyüklüğü 13 milyon civarında. Aynı yoğunluk ortalamasının Yenişehir içinde geçerli olması durumunda Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilen yeni yerleşim bölgesi, yani Yenişehir 6. 272 kişiyi barındıracak. Geçtiğimiz dönemde söz konusu alanın bir miktar daraltıldığını biliyoruz. Bu bölgedeki yoğunlukların mevcut İstanbul’dakinden düşük olacağını da varsayalım. Ancak nereden bakarsanız bakın, bu nüfusun şu sıralar konuşulan bir milyon, 500 bin düzeylerinin çok üzerinde olması kaçınılmaz.

Öyle ya da böyle karşımızda devasa bir gelişme alanı ve bu alan üzerinde tek başına inisiyatif kullanmayı planlayan bir siyasi iktidar var! Görünen o ki, en büyük havalimanı, en büyük kanal derken, en büyük arsa spekülatörüyle de karşı karşıyayız!