“Yeni müzik yoktur! Müzik gecikmiş bir olgudur”
26.03.2017 09:57 BİRGÜN PAZAR

BURAK ABATAY @abatayburak
Fotoğraflar: Güney Birtek

Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu bu coğrafyadan gelen ve dünyaya isimlerini duyurmuş iki usta isim. İkisinin de ayrı ayrı yaptığı işler kitlelerce ilgiyle takip edilirken, bir araya gelmeleri ise ülkenin her yerinde yüzleri güldüren bir hava estiriyor. Yıllardır verdikleri konserler kapalı gişe çalınırken, çok özlenen, çok beklenen bir haber düştü. O da ikilinin yeni bir albüm çıkaracağıydı. 17 yıl aradan sonra gelen ve ‘Bilinmeyenle Karşılaşmak’ adını verdikleri albüm Kalan Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Biz de bunun üzerine bir araya geldik ve albümlerini, müziği ve yaşamı konuştuğumuz keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

» ‘Bilinmeyenle Karşılaşmak’ albümü uzunca bir aradan sonra gelen bir albüm oldu. Nasıl gelişti?
Erkan Oğur:
17 yıl sonra gerçekleştirdiğimiz bir çalışma. Sebebini sorarsan, ben kaydetmek istemiyorum. Kayda karşıyım. Giderek bu fikrim daha da güçleniyor. Ama içinde bulunduğumuz çark nedeniyle bazı kayıtlar yapmak zorunda kalıyoruz. Benim sonum susmak zaten ama henüz oraya gelemedik. Ama bu albüm için hem Kalan istiyordu, hem de İsmail yapalım diyordu. Bizim de uzunca bir zamandır çalıp söylediğimiz, sevdiğimiz bazı deyişler, türküler oluşmuştu. Sonunda yapalım dedik ve 1 yıl önce başladık. Aslında konserlerde çalıp söylediğimiz birçok şeyi, bir araya toplamış olduk.

» Albümde yer alan eserleri nasıl belirlediniz?
Erkan Oğur
: Daha fazla sayıda eser vardı albümde. Ancak elemek zorunda kaldık. Onlardan seçtik. Dilimizin döndüklerini, becerebildiklerimii kaydettik.

İsmail H. Demircioğlu: Yaklaşık 2 albüm edebilecek sayıda eserin kaydını yaptık. ‘Acaba 2 albüm birlikte olabilir mi?’ diye de bir düşünce içerisindeydik. Bazı parçalar içimize sinmedi. Tekrar bir albüme döndük. 20’ye yakın kayıt yapmıştık. Bu albümde ise 15 eser var. Sevdiğimiz eserleri koyduk albüme. Erkan birkaç tane beste yaptı Yunus’tan. Arkadaşımız Kemal Usta’nın sözlerini yaptığı bir eseri besteledi. Yapmaya kalksak yapılması gereken çok fazla türkü var. Buna ömür yetmez.

Erkan Oğur: Gençler devam etsin.

yeni-muzik-yoktur-muzik-gecikmis-bir-olgudur-264125-1.

» Eldeki kayıtlardan yeni bir albüm daha gelebilir mi? Var mı böyle bir plan?
İsmail H. Demircioğlu: Albüm kaydedelim deyip stüdyoya girdiğin zaman o biraz sıkıcı oluyor. Çok zaman alıyor. Beğenmiyorsun, tekrar kaydediyorsun... Stüdyo sıkıcı ve yorucu bir ortam. Şöyle bir şey düşündük Erkan’la, albüm yapmak bir dert değil ama boş zamanlarımızda gidip parçaları kaydedelim istiyoruz. Mesela ayda bir iki türkü kaydetmek gibi. Artık internetten tek şarkı olarak da yayınlanabiliyor ya, böyle bir düşüncemiz var. Belki 1-2 sene sonra birikirse bir albümde toparlayabiliriz.

‘Topraktan gelen şeydir bizi biz yapan’
» Siz uzun yıllardır bir arada olan iki müzisyensiniz. Bu uyumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İsmail H. Demircioğlu: Bu iyi bir şey herhalde.

Erkan Oğur: 1980’den beri beraberiz. Konservatuar yıllarından. Neticede de arkadaşız ve arkadaşlık sonsuz. Müzikte de ortak yanlarımız var. Müzikal açıdan baktığınızda İsmail’in bas karakterli bir sesi var. Benim ise daha tiz. Öyle bir uyum ve renk var. Bizi bir arada tutan esas şey müzik ve onun paylaşımı. Hayat tarzlarımız aynı. Aynı yemekleri yiyoruz, aynı dertlerimiz var. Bizi birleştiren müzik ve yaşam biçimi. Biz bir bütünüz. Biz 10 sene birbirimizi görmesek, ertesi gün çalıp söyleriz. O müziğin sağladığı bir birliktelik. Topraktan gelen şeydir bizi biz yapan.

İsmail H. Demircioğlu: Müzikte Türkiye’de de ve dünyada da birliktelikler çok uzun sürmüyor. Arkadaş olursunuz ama bir iş yapmaya kalktığında genellikle aksiliklerle karşılaşırsınız. Bu tarz durumlar bizde olmadı. Söylemesini de, çalmasını da seviyoruz. 1997 yılından itibaren beraber müzik kaydediyoruz. O lezzeti tutturabiliyoruz. Ama biz iki kişiyiz. Belki daha kalabalık bir grup olsak, sanırım sorunların da çıkma şansı artabilirdi.

Erkan Oğur: Bizim bu birlikteliğimiz talep gördü. Biz karşılık bulduk. Ama biz sevdiğimiz için, anlamak ve öğrenmek için yapıyoruz. Dinleyen de bunu görmüşse, bu da bazı şeyleri pekiştirmiş olabilir.

yeni-muzik-yoktur-muzik-gecikmis-bir-olgudur-264128-1.

» Halk müziğine ya da geleneksel sanat müziğine olan ilgi ve talebi nasıl izliyorsunuz?
İsmail H. Demircioğlu:
Sanat müziği olarak adlandırılan müziğe ilgi azalmış gibi görünüyor. Ortada çok söyleyen kalmadı. 70 ve 80’li yıllarda gazino kültürünün de içindeydi o. Ama şu an bir azalma var gibi hissediyorum. Halk müziği ise belki eski sıklığıyla üretilmiyor belki ama hala tüketiliyor. Hâlâ halkın ilgisini çeken bir potansiyeli var. Belki içeriğinden, belki gerçekleri anlatmasından.

Erkan Oğur: Başka bir boyutu daha var meselenin. O da Anadolu müzikleri sanatlarını bir bütün halinde değerlendirmek lazım. Şu veya bu diye ayırt etmemek, ötekileştirmemek lazım. Eğer ki yazan, çizen, çalan, okuyan ya da kayıt safhasında işin içinde olan herkes, kendisini ve de sanatını bir bütün olarak görürse, sanat da kendisini muhafaza edebilir ve üretimleri devam edebilir. Halk müziği ya da sanat müziği olarak ayırt etmemek lazım.

» Popüler müziği nasıl yorumluyorsunuz?
Erkan Oğur: O da bu sanatın içinde. Onun da kendine göre bir cebi var. Çok büyük kitlelere yayılmış olması ölçü değil. Ama seveni var. Batıdan gelen klasik müzik de, caz ve blues da böyle.
yeni-muzik-yoktur-muzik-gecikmis-bir-olgudur-264132-1.
» Popüler müzik tüketiminin bu kadar hızlı oluşunun, geleneksel müzik üretimini kötü yönde etkilediği fikrine katılıyor musunuz?
Erkan Oğur: Bu bir tartışma. Ama ben etkilendiğini hiç sanmıyorum. Bu işi gerçekten bilen, anlayan kişiler için hiçbir etkisi olamaz. Tam tersine değerini de korur. Belki öbür taraf, ‘pop’ diye anılan müziği üreten ve tüketen insanlar bizim tarafımızdan bir şey öğrenebilir. Kaynak topraktan ve geçmişten geliyor. O değişmez bir tabiat kuralı. Onlar da bundan faydalanabilirler. O yüzden benim bir kaygım yok. “Genç insanların haberi yok, unuttular müziği” gibi tereddütler hep oluyor. Ama bence bu gerçeği değiştirmiyor.

İsmail H. Demircioğlu: Popun da, arabeskin de iyisi olabilir. Yaygınlık açısından değerlendirirseniz o farklıdır. İnsanlara sürekli bir şeyi empoze ederseniz o yaygınlık kazanabilir. Ama müziği anlayan insanlar için gerçek değişmez; iyi ya da kötü olarak bakılır.

Erkan Oğur: Yerel müziklerin konuşulan dille de çok ilişkisi var. Çünkü o dil müziği üretiyor. Bu benim kendi düşüncem ve tartışmaya açık. Mesela, eğer bir Afyon ağzı, Elazığ, Maraş ya da bir Karadeniz ağzı kaybolur ya da yok olursa o zaman bir sorun var demektir. Bu diller olduğu sürece halk müziği dediğimiz müzik, gücünü korur. Ama bütün Türkiye, İstanbul ağzıyla konuşursa bir sorun var demektir. Böyle bir bağlantı kurulursa, yerel müziklerimiz adına korkulacak bir şey olmadığını söyleyebiliriz.

» Bu anlatılacak olan dertlerin de değişimi anlamına mı gelir?
Erkan Oğur:
Bizi öyle bir değişim bekliyor olabilir ama bilemiyorum.

İsmail Hakı Demircioğlu: O zaman popa kayma durumu söz konusu da olabilir.

Erkan Oğur: Kentli ozan denilen sanatçılar da var. Bu konudaki en iyi örnek olan dostumuz Bülent Ortaçgil’i söyleyebilirim. Öyle durumda, kentli ozanlar da yüksek Türkçe ile, kentli bir yaklaşımla müziklerini, bana göre türkülerini, seslendirebilir. Dillerin unutulduğu bir durumda, pop denilen, insanları çok düşündürmeyen, daha çok eğlence unsurları olan müziklerle geçişler olabilir. Arabesk gibi daha çok sosyal problemleri birbirine katan bir geçişle kent içine gelebilirler. Ama daha düşünsel, daha ileriye dönük, her zaman geçerli olabilecek, klasik özelliğini koruyabilecek eserler de, küçük çapta da olsa, Bülent Ortaçgil’in çabaları gibi, güzel örnekler oluşturabilir. Dil yok olursa, müzik de ona göre şekil alır.

İsmail Hakkı Demircioğlu: Bu çağda etkilenmemek de mümkün değil. En ücra köyde bile bir televizyon var. Köyde yaşamasına rağmen kenti izliyor.

Erkan Oğur: Arada sıkışmış jenerasyonlar için bir problemdir bu.

yeni-muzik-yoktur-muzik-gecikmis-bir-olgudur-264127-1.

“Parçaların her köşesi dantel gibidir”
» Sizi dinleyenler kimler?

Erkan Oğur: Yine böyle ortada kalmış bir jenerasyon. Hem halk müziğiyle ilişkisi olan, hem de onu yeni keşfeden, ilgi duyan bir ekip dinliyor sanırım. Biz total otantik, mahalli sanatçılar değiliz. Keşke olsaydık ama oradan da beslenen, kendi düşüncesini üreten, onun değerini bilen ve müzik sanatının gereğini yerine getirmeye çalışan bir çabamız var. Müzik olgusunun gerçek sanatsal tarafını, gücünü, enerjisini, ilmi değerini hafif hafif hissetmeye başlayan, keşfeden insanlar için yararlı olabilecek çalışmalar yapıyoruz. Aslında eğitsel tarafı da var. Bunu hep söylerim, parçaların her köşesi benim için dantel gibidir. Müzikle ilişkisi olan insanlar parçalardan okullar çıkarabilir.

yeni-muzik-yoktur-muzik-gecikmis-bir-olgudur-264126-1.

» Yaptığınız müziğin öyle tahmin ediyorum ki, Elazığ’daki alıcısı, İstanbul’daki alıcısından daha az. Bence bir transfer durumu var. Elazığ’dan alıp İstanbul’a veren bir köprü gibi. Buna katılıyor musunuz?
Erkan Oğur:
Evet. Ama orada bir nüans var. Köydeki otantik yerel halde olan kişi bugün yok aslında. Onu öyle sanan ve kabullenen insanlar var. Bizim müzikle onun arasında ilişki kurmaya başladığında birisi, eğitilmiş ve bir şeyleri anlamış olacak. Kökünü bilen, tanıyan insanla bizim aramızda ilişki kuran o kişi, kurduğu ilişki ölçüsünde bundan sebeplenecektir. İçinde bazı gelişmelerin ve keşiflerin olduğunu hissedecektir. Bu bizim yaptığımız işin içindeki misyon. Felsefi olarak bakıldığında müzik, olmuş bitmiş bir şeydir. Yeni müzik yoktur. Daima hatırlanır ve geçmişten gelir. Şu anda bir şey çıkarıyorum dediği anda bir kişi zaten gecikmiştir. Dolayısıyla bu işin matematiği, estetiği, kuralı ve duygusu yaşanmışlıklardan gelir ve sabittir. Olmuştur. Kan ve kamildir. Biz de yerelde geçerli olan unsurları kapasitemiz ölçüsünde çıkarmaya çalışıyoruz. Bir renk, bir estetik, bir balans var. Onu duyurmaya çalışıyoruz.

» Halk müziğin politik kısmını nasıl ayırt ediyorsunuz?
Erkan Oğur: Bir şeyin halka ait olması onun bir dünya görüşünün olduğunun göstergesidir. Halk müziğinin tarifinde, arkeoloji, antrpoloji, tarih, müzik, armoni, edebiyat, felsefe, haber, tavır, ağız var. Politika da bunlardan birisi.
İsmail H. Demircioğlu: Bütünlüklü bir hayat var türkülerde. Anadolu’da da Yunus’lardan gelen insani bir felsefe var. Türkülerde de yaşıyor o felsefe. Ozanlar politik bir şey olsun diye yazmıyorlar. Yazdıklarında ortaya çıkan şey politik oluyor. Hayatın gerçekleriyle ortaya çıkmış bir durum. Anadolu’nun kendi gerçeklerinden ortaya çıkan her derde deva bir ilaçtır türküler.
yeni-muzik-yoktur-muzik-gecikmis-bir-olgudur-264124-1.

"İnsanlar sağılmasın..."
» İçinde bulunduğumuz politik süreç sizi nasıl etkiliyor? Referandum konusuna nasıl bakıyorsunuz?

İsmail H. Demircioğlu:
Kötü gidiyor her şey. Etrafımız savaş altında. Ölen onbinlerce çocuk oldu dünden bugüne. Umarım bu referandumla beraber bir nefes alırız. Benim ilk defa bir ümidim var. Geçenlerde Anadolu’da bir konser verdik. Konser salonu önünde akrepler, polisler... Köpeklerle salonu aradılar. Böyle bir ortamda insanlar müziğe nasıl gelebilsinler? Ümit, bizi yaşatan şey.

Erkan Oğur: Geçecek ve düzelecek her şey. Müzik sağaltıcı bir olgudur. Biz müziği ümidimiz olduğu için yapıyoruz. Müziği dünyanın hiçbir yerinde bir kötülük olmasın diye yapıyoruz. Referandumda da insanlara sağlık diliyorum. Sağalsın diyorum insanlar, sağılmasın.