Yeni Türkiye: Beyzbol sopası, çorap kokusu
KAMURAN KIZLAK KAMURAN KIZLAK
Ne resimdi ama! ABD’li terbiye edici ayakkabısının tabanını neredeyse junior zorbanın burnuna dayamıştı

Ne resimdi ama! ABD’li terbiye edici ayakkabısının tabanını neredeyse junior zorbanın burnuna dayamıştı. Buradaki yönetici dostlar işte o resmi görmüşler. Bizimkinin, büyüğünün karşısında boynunu büken küçük terbiyesiyle oturuşuna şaşırıp kalmışlar. Kibirle sıvanmaya çalışılan eziklik işte böyle bir şey… O resmin özellikle servis edildiğinden eminler. Peng, “Bizim yöneticilerimizden birine ayakkabı tabanı koklatılsa (çorap diye anlayın) ‘benim şahsımda ülkemin onurunu çiğnediler’ diye kahrından canına kıyardı” dedi. “Birine beyzbol sopası, diğerine taban kokusu. Bir şekilde terbiye ediyorlar” dedim, gülüştük.
Özetle, “Bu zevatın muhafazakâr fıtratında bir ‘gavur icadı’ olan ‘onur kavramı’ bulunmaz. Hatta ‘estainzübillah küfre girer’.

Bunların fıtratında bir gücün/büyüğün rızası önemlidir. Güç/büyük kendince neyi razı görüyorsa yapar, güçsüze/küçüğe de yapılana ‘büyüktür, hakkıdır’ deyip kabullenmek düşer” dedim. “İnanılır gibi değil” dedi ve önündeki Maotai’yı bir dikişte götürdü. Belli ki muhafazakâr fıtrat midesine ağır geldi. “Artık kimsenin onları ciddiye almadığını, eğlence malzemesi olduklarını anlamıyorlar” dedi. Görüldüğü üzere, fırsat buldukça ‘Yeni Türkiye’yi tanıtıyorum. Ne de olsa vatandaşlık görevi…

HK’A FAŞİZM GELİR Mİ? II
Birkaç yıl önceydi, sokaktaki arbedeyi görünce, elimde içki şişesiyle kalakaldım. Burası içki-içecek ve meyve satan eski bir Çin göçmeninin dükkânı. Ben içerideyken polis ona dağıtım yapan adamları kelepçeleyip araca doldurdu ve kamyonu da alıp gitti. Çinli dost öfkeyle “gangsterler” dedi. Alışkanlıktan olsa gerek, “polis galiba dünyanın her yerinde aynı” dedim. “Haydutlardan bahsediyorum, polisten değil” diye düzeltti. Haklı, buradaki polislerin hiç it-kopuk olmak için doğmuş gibi bir halleri yok.

Bunlar, yıllardır içki-içecek dağıtımı yapan firmalara baskı yapıp işlerini elinden alan Çinli mafyaymış. Son on yılda bunlar gibi birkaç mafya türemiş. Çin’den getirdikleri kara parayla, nerede iyi para getiren ve fazla bilgi-görgü gerektirmeyen iş görseler, firmalara baskı yapıp işlerini ellerinden alıyorlarmış. Böylece kara para yavaş yavaş sisteme girip yasallaşıyor. Kara para gani, Çin’den buraya oluk gibi akıyor ama akıllarının ermediği şey, burada kara paranın yeraltı kurallarıyla iş yapamayacakları. Bu nedenle duvara fena tosladılar. Polis iki günde yüzlerce adamı yakalayıp bütün o mafya kırpıntılarını bitirdi. O gün bu gündür ortalıkta böyleleri yok.

Çin’de bu miktarlarda parayı sisteme sokmanın mümkünü yok. O yüzden sistemin esnek ve güvenli olduğu yerleri seçiyorlar. Bu para, fuhuş, kumar, memurların aldığı rüşvetler vs’den oluşuyor ve yüzlerce insandan toplanarak birikiyor. Söylendiğine göre, belli zamanlarda bir nevi kâr payı gibi ödeme yapılıyormuş. Dolayısıyla, paranın sisteme girip kârlı işler yapar hale gelmesi ve para kazanması lazım.

İnşaat ve emlak sektörüne Çin’den büyük miktarlarda para aktığı söyleniyor. Yüzlerce konut satın aldıklarından bahsediliyor. Emlak fiyatlarının zaten akla ziyan olduğu bir yerde fiyatları daha da yükseltiyorlar. İnsanların ev sahibi olmalarını neredeyse imkansız hale getiriyorlar. Ortalama bir “küçük insan” “HK Çin’e iade edilmeden önce buraya gelemiyorlardı ve fiyatları yükseltemiyorlardı. Bunlar yüzünden yaşam standartlarımız düştü” diye düşünüyor.
Hele bir de bazı ihtiyaç maddelerinin ortadan kaybolması var ki, bazılarını çileden çıkarıyor. Bir kadının isyanına tanık oldum. Sahi, insan iki çuval bebek mamasını ne yapar ki…