Yeni Türkiye rönesansı neydi!
NİHAL KEMALOĞLU NİHAL KEMALOĞLU

Bir milyon çocuk işçi nüfusumuzu, Yeni Türkiye rönesansını müjdeleyen yerli “hümanist” Mona-Lisa’mız duysa, pek sevinirdi.

Kim bilir belki de “Aaa, Kapitalist tarihin ilkel birikimci Sanayi Devrimini de idrak etmişiz!” derdi.

Tezgâhdaki kan izlerini temizleyip, trafik kazası geçirdi yalanıyla 13 yaşındaki Ahmet Yıldız’ı hastaneye götüren patronuna piyasaya kredi borcu gibi 24 taksitle 30 milyar maddi ceza kesen adaletle,  çocuk yargılayan 19. yüzyıl İngiltere hukukunu beşe katlamışız diye sevinirdi.

Bilindiği üzere  21. yüzyıl Yeni Türkiyesi 19. yüzyılda 1 milyon çocuk yutan kapitalizmin anavatanı İngiltere ve diğer “dörtten” lunapark dışbükey ayna aksi gibi büyüktü.

Fakat ne yazık ki bu azman “Büyüklüğümüz”; doğum kontrol hıyanet sızıntısıyla kurutulmuş milli nesil çocukluktan değil13 yaşındaki küçük işçi kan yığınından çıkartılırken 13 yaşındaki bir başka çocuğu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkarmaktan gelirdi.

14 yaşında kız çocuğunu “kadın” zannedip evlendiren, tecavüzcüsünü mahkemede serbest bırakan “ilkel erkeksi dürtü” 13 yaşındaki şortlu küçüğün yakasına “darbeci-terörist” diye yapışırdı.

Soma Katliamı soruşturmasına  Çalışma Bakanı, “ideolojik” olduğu gerekçesiyle bakanlığın “sorumlu” iş müfettişlerine izni vermezdi.

Ama mayıs ayında 13 yaşında A.K. Alsancak’ta Soma protestolarına katılan grubun içinde yer almaktan 6 aydan 3 yıla hapis cezasıyla yargılanırdı.

Çünkü Soma’nın hesabını sorma cüreti “ekonomik/adli suç” kategorisine, yerdeki madenci yakınına devletlu tekmesi savurmak, tartaklamak “vatan sevdasına” dahildi.

Tarihin aklını inciten Türkiye rönesansı ise AVM’de değil sokakta yürüyen çocuklardan haz etmezdi..

Demokrasi postuna bürünmüş neoliberalizm, çocukları “çocukluktan” çıkartıp tutuk evlerine, organize sanayi bölgelerine göndermese öteki semiz küçük tüketiciler sulanmış ağızlarıyla burunlarını şıkıdım vitrinlere dayama kapitalist özgürlüğü yaşar mı sanıyordunuz!

Ayrıca küçük A.K. “milli zifiri karanlığımız” olan  çocuğa şiddet ve cinsel saldırıyı savuşturmak için “Çocuğunuza çığlık atmayı öğretin, çınlasın” diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı tavsiyesini aynen tutmuştu.

Ne yazık ki sokakta attığı çığlık; korunmasız ve zayıf olana hamlede “insafsız” müesses devlet şiddetine işlememişti.

Küçük A.K’nin yaşadığı travmatik dehşet, fotoğrafla belgelenince İzmir Valisi’nin “korkudan altını ıslatmadı, TOMA ıslatmış” ürpertici mülki ebeveyn açıklaması gecikmemişti.

Geçen hafta 13 yaşındaki A.K. yine Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısındaydı.

13 yıl önce onun doğduğu yıl kurulan bir siyasi parti iktidarı ve eski güç ortağı/yeni hasmı arasında kapitalist devlet aygıtı paylaşım savaşında kadim devlet silahı operasyonel yargı, taze/sahte demokrasi direnişçi ve milli kahramanlar üretiyordu.    

Mevcut 5 çocuk cezaevi sayısına F Tipi hücre 15 yeni cezaevi katacak “Yeni Türkiye rönesansı” Sünni milliyetçiliği de kimselere kaptırmayan muktedir ve hasımlarının dinmeyen darbe, bitmeyen mağduriyet  “çığlıkları”, arasında 13 yaşındaki çocukların sükûnetle yargılandığı yerdi sadece..