Yeni Yıl
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Eski yılın son günlerinde yeni yıl zam olarak göz kırptı. Ulaştırma Bakanı, köprü ve otoyollardan geçiş ücretlerinin enflasyona göre artırılacağını söyledi. 2018’de trafik cezaları yüzde 14,47 oranında artacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “yaptığı gürültüyle komşusunu rahatsız edene 964 lira; horoz, öküz sesi çıkaran havalı korna, standart dışı egzoz taktırana 2 bin 910 lira” ceza kesecek.

Devlet, vatandaşını ceza ile terbiye etmek; artırdığı cezalarla 2018’de vatandaşı dünyanın “medeni ülkeri”nde olduğu gibi davranmaya ikna etmek konusunda kararlı!

İktidarın yeni yıl için sokaklarda dolaştırmaya başladığı Noel Baba torbasından ceza ve zam dökülüyor.

Vatandaşa reva görülen zulmü taşımaya ise ne Noel Baba torbası, ne de kızağı yeterli!

Hiçbir torbaya sığmayacak zulmü; işi için oturma eylemi yapan Nuriye ve Semih’in başına gelenlerde; hakları için yürümeye çalışan işçilere yapılanlarda; aleyhlerinde hiçbir hukuki kanıt bulunmamasına karşın özgürlükleri gasp edilen ŞIK gazetecilerde; sokakta, metroda, otobüste tacize uğrayan kadınlarda görmek mümkün.

Bir yeni yıl yazısına böyle mi başlanır?

Eski yeni yıl yazılarımı hatırlıyorum; “Herkes yeni yılın kendisine bir şeyler getirmesini ister, ben hiçbir şey getirmesini istemiyorum. Hatta benden alsın, götürsün. 10-15 kilo alsın götürsün” diyen matrak yazılarımı…

Yeni yıla ilişkin, yaşananlar ne kadar kötü olursa olsun, umut dolu yazılar yazmak adettendir. Umut dolu ve keyifli yazılar. Ne yazık ki, geride bıraktığımız yıl ve gelen yılın ayak sesleri insanda öyle yazılar yazacak bir ruh hali bırakmıyor.

Kapitalizmin iğfal ettiği öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; en “yaratıcı”ları türümüzün, şu Apple’ı falan yapanlar, önce bir telefon üretip sonra onu bozup yavaşlatıyorlar bir yeni modeli satabilmek için! Ürünlerin uzun ömrünün kıymetli olduğu zamanlar da geride kaldı. İnsan, ömrü uzarken, ürettiği her şeyin ömrünün kısaldığı bir düzenin kurbanı oluyor!

Çorum’dan kalkıp İstanbul’a gelen ve 160 milli piyango bileti alan vatandaşlar var. Umuda 160 bilet! Bu da bir zenginlik işareti aslında… Orta ve üst sınıftan insanların yeni yıldan bekledikleri, yoksulluk sınırında ve o sınırın altında yaşayanlardan çok daha fazla oluyor: Daha fazla para, daha büyük ev, daha lüks araba!

İktidar sahipleri daha fazla iktidar bekliyorlar yeni yıldan, sahip oldukları iktidarla yetinmeyip! O nedenle 2019’u beklemeden bir seçim kapımızı çalabilir yeni yılda; iktidar sahiplerinin daha fazla iktidar arzularına cevap olsun diye.

At arabacı Cabbar’ı anımsar mısınız? Yılmaz Güney’in Umut filminden. Tek milli piyango biletini almakta zorlanır, o bileti defalarca kontrol ederdi. O kadar küçüktü ki beklentisi hayattan! O küçücük beklenti gerçekleşsin diye, varını yoğunu nefesi kuvvetli bir hocaya verip sonunda, onun gösterdiği yerde hazine ararken kaybetti son umut kırıntısını da.

2018’de; din satanların yurtlarında çocuklar taciz edilmesin, imam hatip okullarında eşofmanlı öğrencilerine niyet bozan sapıkları görmeyelim “öğretmen” diye, sakalsız erkeklere tahrik olan “hacı”ların fetvalarını duymayalım artık…

Rekor büyümeleri gerçekleştirirken, bir işe binlerce insanın başvurduğu bir işsizlikle boğuşmayalım! İşini geri alabilmek için hayatını ortaya koyan akademisyenlerimiz olmasın!

Çok şey mi istiyoruz?

Oxford Sözlüğü, “gençlerin eylem ve etkisinden doğan anlamlı bir kültürel, politik ve toplumsal değişim” olarak tanımladığı “Gençlik Depremini” (Youthquake) 2017’nin sözcüğü seçti ya… Bizde de 2018’in sözcüğü olsun “Gençlik Depremi”. Madem, büyük çoğunluğu genç nüfusumuzun ve gençlik geleceğimiz, 2018 hepimize, özellikle de gençlerimize “eleştirel akıl” getirsin!

O akılla ölçüp biçelim atacağımız adımları. O akılla; anlamlı kültürel, politik ve toplumsal değişmelerin tohumlarını atalım.

2018; eleştirel genç akılların umudu çoğalttığı, cesareti büyüttüğü, özgürlük alanlarını genişlettiği, akılların bir başka akla emanet edildiği tek adamlıkların reddedildiği, iyiliğin kazandığı bir yıl olsun!